Loader
Bize Ulaşın
Reklam

George Lucas’ın 1 milyar dolarlık sanat müzesi Los Angeles’ta açılıyor

George Lucas Müzesi
George Lucas Müzesi ©  AP
© AP
By Buse Keskin & AP
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

'Star Wars' yaratıcısı George Lucas’ın 17 yıl önce hayal ettiği Lucas Museum of Narrative Art, Los Angeles’ta kapılarını açıyor. 1 milyar dolarlık müze, Lucas’ın koleksiyonunun yanı sıra Frida Kahlo, Banksy ve Norman Rockwell gibi sanatçıların eserlerine de ev sahipliği yapıyor.

“Star Wars”un yaratıcısı George Lucas’ın 17 yıl önce hayal ettiği Lucas Museum of Narrative Art, nihayet kapılarını halka açıyor. Los Angeles’ta 1 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilen müze, yalnızca “Star Wars” evreninden eserleri değil; Frida Kahlo’dan Norman Rockwell’e, Banksy’den çizgi roman sanatçılarına uzanan geniş bir koleksiyonu aynı çatı altında buluşturuyor.

REKLAM
REKLAM

Lucas’ın “halkın sanatına adanmış bir tapınak” olarak tanımladığı müze, salı günü Los Angeles’taki Exposition Park’ta ziyaretçilerini ağırlamaya başlayacak.

Lucas’ın mezun olduğu University of Southern California’nın yakınında konumlanan müze, 82 yaşındaki sinemacı ile eşi ve müzenin kurucu ortağı iş insanı Mellody Hobson için bir ömürlük projeye dönüştü. Müzenin koleksiyonu da büyük ölçüde çiftin kendi sanat eserleri ve objelerinden oluşuyor.

Lucas, müzenin yapım sürecini “neredeyse irademi kıran” bir proje olarak tanımlıyor. Proje ilk olarak San Francisco ve Chicago’da hayata geçirilmeye çalışıldı. Her iki kentte de ilk tasarım aşamasına kadar ilerleyen proje, Lucas’ın kendi ifadesiyle “kovulmasının” ardından Los Angeles’a taşındı.

Müze, Lucas’ın sinema geçmişinin doğal bir uzantısı olan “Star Wars” eserlerini de barındırıyor ancak koleksiyonun kapsamı bunun çok ötesine geçiyor. Popüler ressamlar, ticari illüstratörler ve çizgi roman sanatçılarının eserleri; büyük müzelerle özdeşleşen güzel sanatlar geleneğindeki yapıtlarla yan yana sergileniyor.

Müzeyi ziyaret edenlerin kaçırmaması gereken beş eser ve bölüm ise şöyle:

Prenses Leia’dan Jabba the Hutt’a

Müzeyi çevreleyen geniş yeşil alanda ziyaretçileri çeşitli heykeller karşılıyor. Bunlardan biri, 1983 yapımı “Return of the Jedi” filminden ikonik bir sahneyi yeniden canlandırıyor: Carrie Fisher’ın canlandırdığı Prenses Leia, metal bikinisiyle Jabba the Hutt’ı boğarak öldürüyor.

“The Hutt Slayer” (Hutt Katili) adını taşıyan ve müze için özel olarak sipariş edilen heykel, Lucas Museum’da “Star Wars”a yapılan göndermelerden biri. Ancak uzak galaksinin müzedeki varlığı, toplam koleksiyonun yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor.

Müzenin açılış sergilerinden “Star Wars in Motion”, orijinal üçleme ile Lucas’ın yönettiği öncül filmlerde kullanılan araçları bir araya getiriyor. Kütüphanenin girişinde daha kalıcı bir konumda sergilenen bir Naboo yıldız savaşçısı da ziyaretçileri karşılıyor.

Müzenin çevresindeki patikalarda yürürken Yoda, Grogu ve Natalie Portman’ın canlandırdığı Padmé Amidala’nın heykellerini görmek de mümkün.

Banksy, müzenin en üst katlarında

Lucas Museum, bir zamanlar “cool” kavramının karşıtı olarak görülen Norman Rockwell gibi sanatçıların eserlerine geniş yer veriyor. Ancak koleksiyon, daha genç ve güncel sanatçılara da uzanıyor.

Kolay bulunmayan beşinci kattaki bir galeride, gizemli İngiliz sokak sanatçısı Banksy’nin şablon tekniğiyle yaptığı duvar resimleri iki duvarı kaplıyor. Kimliği yakın zamanda “ortaya çıkarılan” Banksy, müzedeki çalışmaları için Lucas ile bizzat birlikte çalıştı.

Müzenin açılışından yalnızca birkaç hafta önce varlığı duyurulan eserler arasında, Banksy’nin kalp şeklindeki bir balonu bırakan kız figürü de bulunuyor.

Yakınındaki duvarlarda ise Judith Baca ve Diego Rivera’nın da aralarında olduğu sanatçıların aktivist duvar resimleri yer alıyor.

Binanın içindeki 'gökyüzü'

Binadaki gökyüzü enstalasyonu.
Binadaki gökyüzü enstalasyonu. AP

Mimar Ma Yansong’un tasarladığı müze binası, geniş ve dalgalı formlarıyla Los Angeles Memorial Coliseum da dahil olmak üzere çevresindeki yapıların üzerinde adeta süzülüyor.

Mimarı tarafından bir buluta benzetilen yapının en dikkat çekici bölümlerinden biri, ana meydanın üzerindeki kubbenin merkezinde bulunan dairesel açıklık, yani oculus.

Ma Yansong, bu bölümü Associated Press’e (AP) “neredeyse ruhani bir alan” olarak tanımladı.

Yansong’a göre mimarlık aynı zamanda bir anlatı ve hikâye anlatma biçimi. Meydan, oculus, çatı ve yapıda oluşturulan farklı atmosferlerin, binanın insanlar için duygusal bir mekâna dönüşmesinde önemli rol oynadığını belirtiyor.

Frida Kahlo’nun nadir otoportresi

Müzenin dördüncü katında dikkat çekici bir konumda sergilenen Frida Kahlo otoportresi, çevresindeki süper kahraman temalı eserler kadar tanıdık görünebilir. Ancak eserin müze koleksiyonundaki yeri oldukça özel.

1940 tarihli “Autorretrato Dedicado al Dr. Eloesser” (Dr. Eloesser’e Adanmış Otoportre), Lucas Museum tarafından 2020 yılında satın alındı. Eser, sanatçının Meksika dışındaki koleksiyonlarda bulunan az sayıdaki otoportresinden biri.

Kahlo tabloda saçlarında çiçekler, boynunda kan damlalarıyla süslenmiş dikenli bir kolye ve Pablo Picasso’nun hediye ettiği gümüş küpelerle görülüyor. Picasso’nun eserleri de müzenin koleksiyonunda yer alıyor.

Müzenin eseri satın almasından kısa süre sonra dönemin direktörü Los Angeles Times’a tabloyu “Meksika’nın Mona Lisa’sı” olarak gördüğünü söylemişti.

Tablo, Kahlo’nun kronik ağrılarının tedavisinde kendisine yardımcı olan San Francisco Körfez Bölgesi doktoru Leo Eloesser’e adanmış. Eserin alt bölümünde Eloesser için “mi médico y mi mejor amigo”, yani “doktorum ve en iyi arkadaşım” ifadesi yer alıyor.

Poker oynayan köpekler

Müzenin yüksek sanat ile popüler kültürü aynı çatı altında buluşturma yaklaşımının en dikkat çekici örneklerinden biri ise Kahlo’nun otoportresinin yalnızca birkaç adım uzağında.

Cassius Marcellus Coolidge’in 1894 tarihli “Poker Game” adlı tablosunda bir grup köpek iskambil oynuyor.

Kitsch ve sıradan bar dekorasyonu sanatının örneklerinden biri olarak görülen eser, Amerikalı sanatçının bu tema üzerine yaptığı 18 yağlıboyadan oluşan serinin ilki.

Lucas Museum’da ise bir zamanlar popüler kültürün sıradan bir parçası olarak görülen bu çalışma, farklı bir bağlamda ve müze ortamında izleyiciyle buluşuyor. Böylece müze, sanatın “yüksek” ve “alçak” olarak ayrılan kategorileri arasındaki sınırları da yeniden düşünmeye açıyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde dönüşüm: 54 bin çini restore edildi

Mona Lisa'nın salonuna tablo yapıştıran iki Alman gözaltına alındı

Ed Sheeran, Macklemore tartışmasının ardından sessizliğini bozdu: Gazze’de yaşananlar "felaket boyutunda"