Fransa ve İspanya’nın fikir değiştirmesiyle birlikte İran’ın İslam Devrim Muhafızları (IRGC), yakında AB tarafından "terör örgütü" olarak tanımlanabilir.
Fransa ve İspanya, İran İslam Devrim Muhafızları’nın terör örgütü olarak tanınmasını destekleyeceklerini açıkladı.
Bu adım, Avrupa Birliği’nin uzun süredir çekimser davrandığı sembolik bir sürece yeni bir ivme kazandırdı.
IRGC’yi kara listeye almak fikri, İran’daki protestoculara yönelik şiddetli baskıların ardından tekrar gündeme geldi.
Ancak Fransa ve İspanya gibi büyük üye ülkeler tereddütlerini dile getirerek, gerekli oy birliğinin sağlanıp sağlanamayacağı konusunda ciddi şüpheler yaratmıştı.
Dışişleri bakanlarının çarşamba günü Brüksel'de konuyu görüşecekleri toplantı öncesinde bu durum değişti.
Elysee Sarayı'ndan yapılan açıklamada, "Fransa, İslam Devrim Muhafızları’nın Avrupa Birliği terör örgütleri listesine alınmasını destekliyor,” denildi.
İspanya Dışişleri Bakanlığı kaynakları da Madrid’in lehte oy kullanacağını doğruladı.
IRGC, İran’daki protestoların şiddetli şekilde bastırılmasını organize etmekle, Rusya’ya silah sağlamakla, İsrail’e balistik füzeler fırlatmakla ve Hizbullah, Hamas ile Yemen’deki Husi güçleri gibi silahlı müttefiklerle yakın ilişkiler sürdürmekle suçlanıyor.
ABD, Kanada ve Avustralya, IRGC’yi zaten terör örgütü olarak tanımlamıştı. Almanya ve Hollanda da AB’yi aynı adımı atmaya çağırmıştı.
Hafta başında tereddütlü olan İtalya, İran’daki protestoların şiddet boyutunu gösteren yeni veriler sonrası onay yönünde tutum değiştirdi.
ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı’na (HRANA) göre, İran’daki protestolarda en az 5 bin 777 kişi yaşamını yitirdi.
İsmini saklı tutan üst düzey bir diplomat, "Gördüğümüz vahşet, bakanlar ve başkentlerin pozisyonlarını yeniden gözden geçirmesine neden oldu,” dedi.
“Bu, İran hükümetine önemli bir sinyal ve uzun süredir bunu talep eden İran diasporasına destek anlamına geliyor.”
IRGC’nin terör örgütü olarak tanımlanması, tüm üyelerinin mal varlıklarının dondurulması, fon sağlamanın yasaklanması ve seyahat yasağı uygulanmasını gerektiriyor. Bu üyelerin çoğu, halihazırda AB yaptırımları kapsamında bu kısıtlamalara tabi.