Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) hakimi Nicolas Guillou, ABD yaptırımları nedeniyle hayatı altüst olan Avrupalılardan sadece biri. Uzmanlar, Avrupa’nın Amerikan hizmetlerine olan bağımlılığının, transatlantik gerilimler yükseldikçe ciddi bir sorun haline geldiğini belirtiyor.
20 Ağustos 2025’te Nicolas Guillou, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) saygın bir hâkimden Amerikan şirketleri için “istenmeyen kişi” konumuna düştü.
ABD Başkanı Donald Trump, Guillou’yu Gazze Şeridi’nin yıkımına dair İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve İsrail eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmasına onay verdiği gerekçesiyle yaptırımlara tabi tuttu.
Guillou ve ailesi ABD topraklarına giriş yapamıyor. Ancak yaptırımlar, Avrupa’daki günlük yaşamını da ciddi şekilde etkiliyor. Visa ve Mastercard’ın piyasayı domine etmesi nedeniyle çoğu kredi kartını kullanamıyor, dijital hizmetlerin büyük kısmı kapalı ve Amerikan aracıları – örneğin UPS – devredeyse çevrimiçi siparişleri bile engellenebiliyor.
Guillou gazetecilere yaptığı açıklamada, “Yaptırımların özü, herhangi bir ABD’li kişi veya tüzel kişinin yaptırım uygulanan kişiye hizmet sağlamasını veya ondan hizmet almasını yasaklamasıdır,” dedi.
Bazı bankaların “aşırı uyum” uyguladığını ve yaptırım uygulanan kişilerden gelen ödemeleri otomatik olarak reddettiğini belirten Guillou, “Bazı meslektaşlarımın işlemleri, karşı taraftaki bankanın yaptırım uygulanan kişiden gelen transferi reddetmesi nedeniyle gerçekleşmedi,” ifadelerini kullandı.
Fransa’da bir otel rezervasyonu yapmak isterken ABD merkezli Expedia aracılığıyla rezervasyonunun yaptırım gerekçesiyle iptal edildiğini anlatan Guillou, “Asıl sorun, Avrupa’da gerçekten alternatif olmayan hizmetler söz konusu olduğunda ortaya çıkıyor,” dedi.
Şu anda Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde 11 hâkim benzer durumla karşı karşıya bulunuyor.
'Egemenlik kalkanı' çağrısı
Guillou, Avrupa Birliği’nden (AB) dijital euro da dahil olmak üzere Avrupalıları ABD yaptırımlarından koruyacak egemen araçlar geliştirmesini talep ediyor.
“Bu yaptırımlara etkili bir şekilde yanıt vermenin tek yolu, bunu Avrupa düzeyinde inşa etmektir. Bunun ekonomik olarak güçlü ve yeterli siyasi-ekonomik kapsamı olması gerekir” diyen Guillou, AB’nin “Avrupa hizmetlerinin sürekliliğini garanti eden gerçek bir egemenlik kalkanı” yaratacak yasaları yürürlüğe koyması gerektiğini vurguladı.
Guillou, ABD yaptırımlarının tamamen çevrimiçi yaşayan kişiler için medeni yaşamı nasıl silebileceği konusunda uyarıyor. “50 yaşındayım, ’90’ları gördüm. Kolay değil ama başa çıkabiliyorum. Ama bugünün 25 yaşındaki gençleri için, tüm hayatları çevrimiçi ise, yaşadığım yaptırımlar onların için gerçek bir sivil ölüm olur,” dedi.
Guillou, yaptırımların etkisi altında kalabilecek diğer hâkimler, politikacılar ve yetkililer için potansiyel bir korkutucu etkiye dikkat çekiyor. AB’nin dijital düzenlemelerinde çalışan bazı memurlar, Beyaz Saray tarafından kamuya açık raporlarda isimlendirilmişti.
AB Komisyonu eski üyesi Thierry Breton ise Dijital Hizmetler Yasası’nı oluşturduğu için ABD vizesi alamamıştı. Söz konusu yasa, özellikle ABD merkezli büyük teknoloji şirketlerini hedef alan içerik düzenleme kuralları ve cezalar getiriyor.