Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

‘Orban, her şeyi mükemmel ayarladığını sandı’: Doç. Dr. Campbell ile röportaj

Viktor Orban (Arşiv)
Viktor Orban (Arşiv) ©  Copyright 2025 The Associated Press. All rights reserved
© Copyright 2025 The Associated Press. All rights reserved
By Emre Basaran
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Viyana Üniversitesi Karşılaştırmalı Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Doç Dr. David Campbell ile Macaristan’da yaşanan siyasi değişimi, Avrupa’da yükselen milliyetçiliği ve aşırı sağı konuştuk.

Macaristan’ı 16 yıldır yöneten Viktor Orban’ın geçtiğimiz seçimlerde koltuğunu kaybetmesi dünya gündemindeki yerini koruyor.

REKLAM
REKLAM

İktidardaki Fidesz Partisi kökenli Peter Magyar’ın, Orban liderliğindeki Fidesz iktidarını devirmesi Avrupa siyasetini ve özellikle Macaristan’ın AB ile ilişkilerini derinden etkiledi.

Viyana Üniversitesi Karşılaştırmalı Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Doç Dr. David Campbell, Euronews Türkçe’ye verdiği mülakatta Avrupa’daki milliyetçi akımların Rusya konusunda ihtilafta olduğunu vurguluyor ve Orban’ın “her şeyi mükemmel ayarladığını sandığını” ama neticede mağlubiyeti tattığını belirtiyor.

Macaristan seçimleri pek çok kişiyi şoke etti. Orbán'ın hiçbir zaman koltuğunu kaybetmeyeceği düşünülüyordu. Sizce bu seçim, Avrupa'daki ve dünyadaki Orbán gibi sağ popülistlerin geleceğini nasıl şekillendirecek?

Sözlerime daha genel bir gözlemle başlamak istiyorum. Siyasette ve demokraside temel bir yasa var: "Hükümet-muhalefet döngüleri" denen yerleşik bir mekanizma işliyor. İstatistiksel olarak bakıldığında, bir hükümetin yaklaşan seçimi kaybetme olasılığı kazanma olasılığından daha yüksek.

Bu da her iktidar partisinin, her siyasi liderin, bir noktada görevden seçimler yoluyla uzaklaştırılmaya hazırlıklı olması gerektiği anlamına geliyor. Orbán'ın tam da bunu unuttuğunu düşünüyorum. 16 yıl boyunca art arda iktidarda kaldı, kurumları kendi lehine şekillendirdi; hem oransal hem çoğunlukçu temsili birleştiren garip bir seçim sistemi kurdu, devlet kurumlarını kendi taraftarlarıyla doldurdu, medyanın yaklaşık yüzde seksenini kontrol altına aldı ve her şeyi mükemmel biçimde ayarladığını sandı.

Ancak sisteme bu denli hâkim olması sistemi adeta aşırı doyuma uğrattı; insanlar artık ondan bıkmıştı. Buna bir de kötü giden ekonomi eklendi; Macaristan pek çok ekonomik göstergede geride kalıyordu ve yolsuzluk suçlamalarıyla Uluslararası Şeffaflık Endeksi'ndeki hızlı düşüş buna eşlik etti.

Orbán'ın kaybı tabii ki büyük bir darbe; hem Macaristan'daki hem de Avrupa genelindeki sağ popülizm açısından. Tuhaf bir tabloya giriyoruz: Avusturya, Almanya ve kısmen Fransa'da olduğu gibi muhalefette bulunan sağ popülistler güçleniyormuş gibi görünürken; Hollanda ve Macaristan'da olduğu üzere iktidarı deneyimleyip seçime giren sağ popülistler kaybetti. Bu da sağ popülizmin siyasetin genel yasalarına tabi olduğunu gösteriyor: Muhalefette kampanya yapmakta iyiler, ama iş icraate gelince vaatlerini yerine getirmek zorunda kalıyorlar ve o noktada yenilgiye açık hale geliyorlar.

Trump, Orbán'ı açıkça destekledi; JD Vance bizzat Macaristan'a gidip destek açıkladı. Orbán ise yaklaşık yüzde 17 gibi büyük bir farkla seçimi kaybetti. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bunu Trump'ın bir dış politika başarısızlığı olarak değerlendiriyorum. Trump yalnızca Orbán'ı desteklemekle kalmadı, üstelik cumhurbaşkanı yardımcısını gönderdi. Vance, Macaristan topraklarında, seçimden hemen önce Orbán için bizzat kampanya yürüttü ve Avrupa Birliği'ni seçim sürecine müdahaleyle suçladı; bu son derece saçma bir iddiaydı.

Orbán ve bir müttefiki ABD'ye gidip seçimde Demokratlar için kampanya yapsaydı ne olurdu? Bu son derece akılsızca bir girişimdi ve yabancı bir ülkenin seçimine açık bir müdahaleydi. Kamuoyu araştırmaları zaten Tisza ve Péter Magyar'ın önde olduğunu gösteriyordu; asıl soru yalnızca farkın büyüklüğüyle ilgiliydi. Dolayısıyla yüksek riskli bir girişimdi ve başarısızlıkla sonuçlandı.

Üstelik Kanada'da liberallerin, Avustralya'da ise İşçi Partisi'nin kazanmasının da kısmen sağ eğilimli adayları destekleyen hükümetin yarattığı baskıya karşı bir tepki olduğu analizler var; yani Trump paradoks biçimde Kanada'da liberallere, Avustralya'da İşçi Partisi'ne fayda sağladı. Bu iyi bir işaret: Seçmenler nihayetinde dış müdahaleden çok iç meselelere göre oy kullanıyor.

ABD’nin İran'a yönelik askeri operasyonunu "Vietnam 2.0" olarak nitelendiren analistler var. Siz de bu görüşe katılıyor musunuz? Bu operasyonun, Orbán'ın yenilgisiyle birlikte, özellikle ara seçimler düşünüldüğünde Trump açısından yıkıcı bir sona yol açabileceğini düşünüyor musunuz?

Bu konuda bir miktar tahmin yürütmem kaçınılmaz. Şimdiye kadar İran savaşı bir Vietnam 2.0'a dönüşmüş değil; zira Trump'ın kara kuvveti göndermekten hâlâ kaçındığını düşünüyorum. Vietnam'ın asıl trajedisi kayıplarla birlikte kara kuvvetlerinin bölgeye sokulmasıydı.

Ama İran savaşı belki “Irak 2.0”a daha çok benziyor: Uzun soluklu bir angajmana dönüşme riski taşıyor. İran, Körfez ülkelerindeki petrol tesislerine saldırmaya devam ettiği sürece fosil enerji fiyatları yükselecek, bu da ekonomik büyümeyi yavaşlatacak ve enflasyonu körükleyecek. Ortalama Amerikan seçmeni ekonominin iyileşmediğini, aksine kötüleştiğini hissedecek. Trump'ın vaatlerini hatırlayın: Ülke içi meselelere odaklanmak, orta sınıfı korumak, ekonomiyi düzeltmek. Oysa şimdi farklı bir yolda ilerliyor ve bu durum hem onu destekleyenleri hem de desteklemeyenleri rahatsız edecek. Midterm seçimlerinde cumhurbaşkanının partisinin kongrenin alt kanadını kaybetme olasılığı zaten istatistiksel olarak her zaman yüksektir; dolayısıyla koşullar bu seyirde devam ederse Demokratların güz 2026'da Temsilciler Meclisi'ni geri alması gerçekçi bir ihtimal haline geliyor.

Macaristan seçimlerinden çıkarılacak temel ders, “otokrasilerin yenilebileceği” mi? Peki Macaristan bir demokrasi miydi?

Evet, Macaristan her zaman demokrasiydi; ama liberal olmayan bir politikacının ve hareketin ağır baskısı altındaydı. Başlangıçta Fidesz liberal-muhafazakâr bir hareketti; Orbán onu sistematik biçimde merkez-sağdan sağ kanada, hatta aşırı sağa yakın bir konuma taşıdı.

Orbán kesinlikle otoriter bir siyasetçiydi; yarı demokrat, yarı otoriter bir çizgide dans etti. Ama Macaristan en azından seçimler yapılan bir "seçimsel demokrasi" olarak kaldı. Burada AB üyeliğinin de belirleyici bir güvence işlevi gördüğünü düşünüyorum. Macaristan farklı bir coğrafyada olsaydı ve AB üyesi olmasaydı, Orbán ülkeyi tam anlamıyla bir otokrasiye dönüştürmüş olabilirdi. Seçmenlerin onu sandıkta devirmesi ve Orbán'ın bunu kabul etmesi, Macaristan'ın hâlâ demokrasi olduğunun nihai kanıtıdır. Ancak birkaç Orbán dönemi daha olsaydı bunun nasıl sonuçlanacağını bilmiyorum. Belki de bu, demokrasiyi kurtarmak için son fırsatlardan biriydi.

Orbán ve Le Pen gibi sağ popülistleri Putin'e bağlayan şeyin ne olduğunu düşünüyorsunuz? Yalnızca LGBTİ+ karşıtlığı gibi ahlaki tutumlar mı, yoksa daha derin bir bağ mı var?

Orbán hakkında söylenen bir söz var: "Orbán, Trump'tan önce Trump'tı." Yani o, başarılı ilk sağ popülistti. Sağ popülistler için bu denli çekici olmasının nedeni, devlet kurumlarını sağ popülizmi kalıcı kılacak biçimde dönüştürmeye çalışmasıydı.

Putin'e gelince, bu gerçekten çarpıcı bir paradoks. Putin KGB'ye genç yaşlarda katıldı ve kariyerini istihbarat servisi aracılığıyla inşa etti. O dönemde KGB'ye girebilmek için Sovyet sistemine bağlılık şartı aranırdı; dolayısıyla Putin büyük olasılıkla bir komünistti, hatta komünist partisi üyesiydi bile.

Şimdi ise kendini aşırı milliyetçi, faşizan unsurlara sahip sağcı bir otokrat olarak sunuyor. Batılı sağ popülistlerin bunu sorgulamadan kabul etmesini anlamak güç. Bir sağcı popülizm karşıtı olarak bu gerçeği siyasi bir silah olarak kullanırdım: Putin gençliğinde komünistti; şimdi nasıl aşırı sağın sembolü olabiliyor?

Bir başka anlaşılmaz nokta da şu: 1956'daki Macar ayaklanması Sovyetler tarafından tanklarla bastırıldı; onlarca yıl süren bu baskıya rağmen Macar toplumunun Orbán'ın Putin yanlısı tutumunu bu denli kabul etmiş olması benim için hâlâ açıklanabilir bir şey değil.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Trump: Tahran ile barış anlaşması yapılana kadar İran limanlarına uygulanan abluka kaldırılmayacak

Beyaz Saray, Papa'ya karşı: Çatışmanın arkasında ne var?

Macaristan’ın yeni başbakanı Magyar: 'Mayıs başında iktidara gelebiliriz'