Endülüs’te yapılan bölgesel seçim, Başbakan Pedro Sanchez’in İspanya’yı uluslararası alanda ilerici siyasetin merkezine taşıma çabasına rağmen ülkede sağa kayışın sürdüğünü gösteriyor.
Endülüs’te pazar günü yapılan bir dizi bölgesel seçim muhafazakârların zaferiyle tamamlanarak İspanya’nın sağa kayışını pekiştirdi. Bu tablo, Pedro Sanchez’in ABD BaşkanI Donald Trump’a meydan okuyan ilerici solun lideri olarak uluslararası profilini güçlendirdiği bir dönemde ortaya çıktı.
Bu yıl Aragon, Kastilya ve Leon ile Endülüs’te art arda yapılan bölgesel seçimlerde İspanya Sosyalist İşçi Partisi sandalye kaybetti. Muhafazakâr Halk Partisi sandıktan birinci çıkarken, aşırı sağcı Vox kilit parti konumuna yükseldi.
Seçimler, İspanyol toplumuna ilişkin karmaşık bir tablo ortaya koydu. Ana akım sağın, aşırı sağın desteğiyle birlikte var olması, bölgesel düzeyde giderek norm haline geliyor.
Sanchez’in desteklediği adaylar dahil İspanyol Sosyalistlerinin art arda aldığı yenilgiler, bir protesto oyuna ve bir ölçüde Madrid’deki hükümetin savunduğu ilerici gündeme yönelik halk tepkisine işaret ediyor.
Bu durum, Sanchez’in kendisi ve ülkesi için, Trumpçı sağ popülizmin yükseldiği bir dönemde Avrupa’da ilerici ideallerin son kalelerinden biri olarak inşa ettiği uluslararası profille tezat oluşturuyor.
Sanchez, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen’in bu yılın başlarında hükümet kurmayı başaramamasının ardından AB’de görevde kalan son sol eğilimli başbakanlardan biri konumunda.
Sonuçlar, Sanchez’e ilişkin siyasi bir olguyu da ortaya koyuyor: Yurt dışındaki algısı ile ülke içindeki imajı arasında keskin bir ayrım var. Bu durum Brüksel’deki birçok üst düzey siyasetçi için zaman zaman geçerli olsa da, Sanchez örneğinde aradaki fark dikkat çekici.
Sanchez, Gazze konusundaki bağımsız dış politikası, Donald Trump’a karşı tutumu ve küresel ilerici siyasette artan etkisi nedeniyle uluslararası alanda sık sık övgü alıyor. Ancak ülkesinde oldukça kutuplaştırıcı bir figür olarak görülüyor. Dış politika gündemi ise çoğu zaman hükümetinin kırılganlığı ve ailesini de kapsayan, kendisinin reddettiği hukuki soruşturmaların gölgesinde kalıyor.
Madrid’deki Sosyalist yönetim, emekli maaşlarını artırdı, asgari ücreti yükseltti ve kısa süre önce ülkede yaşayan yarım milyon göçmenin durumunu düzenlemeye yönelik bir süreç başlattı. Hükümet, bu adımı "onurlu" bir yaşam fırsatı olarak tanımladı.
İspanya, Sanchez döneminde uluslararası diplomaside daha büyük rol oynayabilmek için diplomatik ağını da genişletti.
İspanyol bir diplomatik kaynak Euronews’e, Sanchez’in İspanya’yı Latin Amerika, Arap dünyası ve giderek daha fazla Çin’le temas kuran bir köprü olarak konumlandırmayı başardığını söyledi. Eleştirmenleri ise Sanchez’in bu etkiyi İspanya veya Avrupa için anlamlı kazanımlara dönüştüremediğini savunuyor.
Bölgesel siyaset, tek başına seçim başarısını ölçütü değil
Sosyalist Parti, Katalonya dışında bölgesel gücünün büyük bölümünü kaybetmiş olsa da, Sanchez'in ulusal düzeyde daha güçlü performans gösterme geçmişi var.
İspanya Başbakanı, 2023’te ülke genelindeki ağır bölgesel seçim yenilgisinin ardından uluslararası yorumcuları şaşırtarak erken seçim kararı almıştı.
Sanchez’in amacı, muhafazakâr Halk Partisi ile ilişkilendirilen renge atıfla İspanya’yı etkisi altına alabilecek bir "mavi dalgayı" durdurmaktı. Bu hedef büyük ölçüde başarılı oldu.
Sosyalistler genel seçimi kaybederek ikinci sırada yer alsa da, Halk Partisi ile aradaki farkı azalttı ve aşırı soldan küçük milliyetçi partilere ve bağımsızlık yanlısı siyasetçilere kadar muhalefetin tüm unsurlarını bir araya getirerek hükümet kurmayı başardı.
İspanya parlamenter demokrasiyle yönetildiği için iktidara gelmek, oy bakımından mutlaka en büyük parti olmakla değil, parlamentoda çoğunluğu sağlayabilmekle mümkün oluyor.
Sanchez’in çevresi, aynı stratejinin İspanyolların sandığa gitmesinin beklendiği 2027’de de uygulanabileceğini umuyor. Bu hesap, Sanchez’in Halk Partisi ve Vox’un dahil olduğu aşırı sağ destekli bir hükümet ihtimaline karşı ilerici tabanı tekrar tekrar harekete geçirme becerisine dayanıyor. Anketler, böyle bir senaryonun mümkün olduğuna işaret ediyor.
Sanchez, sağ partilerin birlikteliğinin sosyal haklarda gerilemeye ve daha muhafazakâr sosyal politikaların hayata geçirilmesine yol açacağını savunuyor.
Ancak Sanchez bazı engellerle karşı karşıya. Hükümeti temel yasaları bile geçirmekte zorlanıyor.
Madrid yönetimi, parlamentoda yeni rakamları onaylatacak desteğe sahip olmadığı için ulusal bütçesini 2023’ten bu yana güncelleyemedi. Finans piyasaları ise İspanya ekonomisinin Avrupalı emsallerinden büyük ölçüde daha iyi performans göstermesi nedeniyle bu sorunları büyük ölçüde görmezden geldi.
Sanchez, kamuoyundaki yorgunluk unsurundan da bir ölçüde etkileniyor. 2018’de muhalefete karşı başarılı bir güvensizlik oylamasına öncülük ederek göreve gelen Sanchez, bugün İspanya’nın demokratik tarihindeki en uzun süre görev yapan ikinci lider konumunda.
İspanya Başbakanı’na yakın kaynaklar, Sanchez’in gelecek yıl yeniden aday olmaya kararlı olduğunu ve yerine geçebilecek olası bir adayın konuşulmadığını söylüyor. Sanchez, partinin Genel Sekreteri olarak yıllar içinde hem müttefiklerini hem de rakiplerini tasfiye etti.
Sanchez, 2019’da yayımlanan Manual de Resistencia adlı otobiyografisinde en büyük kişisel gücüne dair ipucu vermişti: Ne olursa olsun direnebilmek ve yerinde kalabilmek.