AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’a yönelik artan eleştiriler, Avrupa Birliği’nin dış politika yapısındaki yapısal eksiklikleri ve kurumlar arası gerilimleri yeniden görünür hale getirdi.
AB’nin dış politika şefi Kaja Kallas, Fransa hükümetiyle bağlantılı olduğu belirtilen gayriresmî bir belge sonrası görev tanımına ilişkin tartışmaların merkezine yerleşti. Belgede, Kallas’ın “Yüksek Temsilci” pozisyonunun köklü biçimde yeniden yapılandırılmasına yönelik üç farklı senaryo ortaya konuldu.
Söz konusu seçeneklerden birinde Kallas’ın yetkilerinin güçlendirilerek ticaret ve ekonomik kalkınma alanlarına genişletilmesi önerilirken, diğer iki senaryoda ise görev alanının ciddi biçimde daraltılarak yetkilerin Avrupa Komisyonu’na veya üye devletlere devredilmesi öngörülüyor.
Gündeme yansıyan tartışmaların ardından Kallas, tartışmaya kapı aralasa da nihai belirleyici unsurun AB antlaşmaları olduğunu vurguladı.
Kallas, Euronews tarafından görülen ve personele gönderdiği iç yazışmada, “AB kurumlarının rol ve sorumlulukları antlaşmalarda açıkça tanımlanmıştır. Bu çerçeve değişmemiştir," ifadelerini kullandı.
Söz konusu belge, Kallas’a yönelik eleştirilerin arttığı bir dönemde ortaya çıktı. Eleştiriler arasında Kallas’ın Çin’e ilişkin açıklamaları, Rusya’nın dondurulmuş varlıklarının Ukrayna için kullanılması yönündeki ısrarı, ABD yönetimiyle yaşanan gerilimler ve üye ülkelerle ön istişare yapılmadan sunulan iddialı girişimler yer alıyor.
Eleştirmenler, Kallas’ın Estonya başbakanlığı dönemindeki gibi sert ve bireysel çıkışlar yaptığını, bunun da 27 üye ülkenin uzlaşısına dayalı AB dış politikasına zaman zaman ters düştüğünü savunuyor.
Slovakya Başbakanı Robert Fico da Kallas’ın görevden alınması çağrısında bulunan isimler arasında yer alıyor.
Diplomatik kaynaklar ise son haftalarda Kallas’a yönelik tepkinin arttığını doğrulamakla birlikte, Fransız belgesinin içeriğine temkinli yaklaşıyor.
Bir üst düzey diplomat, “Ne yazık ki destek oluşturmakta zorlanıyor. Konsey içinde ittifak kurma konusunda çok başarılı değil” değerlendirmesini yaparken, başka bir diplomat ise Fransa’nın belgeyi daha sonra “sadece keşif amaçlı bir not” olarak nitelendirerek geri adım attığını belirtti.
'Zor bir görev yapısı'
Diplomatik çevreler, sorunun yalnızca Kallas’tan kaynaklanmadığını, AB’nin kurumsal yapısının da etkili olduğunu vurguluyor.
Yüksek Temsilci’nin hem Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı sıfatını taşıması hem de AB Dış İlişkiler Servisi’ni (EEAS) yönetmesi, görev alanını karmaşık hale getiriyor. Ayrıca dış politikada oybirliği kuralı nedeniyle karar süreçlerinde üye devletlerin veto hakkı bulunuyor.
Bir diplomat, “Bu sistem bugün yeniden kurulacak olsaydı, aynı şekilde tasarlanmazdı” derken, başka bir diplomat ise “Yapısal olarak Yüksek Temsilci’nin başarılı olması çok zor. Araçları sınırlı, dolayısıyla mesele kişiden bağımsız” değerlendirmesini yaptı.
Genel görüşe göre, mevcut sistem içinde AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilciliği görevinin başarılı olması, görevdeki kişinin niteliğinden çok kurumsal sınırlamalar nedeniyle zor görünüyor.
Aynı diplomat, Kallas’ın Doğu Avrupa kökenli olmasının da siyasi tepkiyi körüklediğini söyledi; zira eski başbakan Rusya konusunda, Batı ve Güney Avrupa’daki bazı ülkelerin fazla ileri bulduğu sert bir çizgi izliyor.
Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek için barış müzakerelerinde Moskova ile doğrudan angajmana girilmesi fikrini tümüyle rafa kaldırma girişimleri ise sonuçsuz kaldı. Fransa ve Almanya liderleri, Birleşik Krallık ile birlikte bu seçeneği masada tutmayı sürdürüyor.
Buna karşılık Polonya, Baltık ülkeleri ve Nordik ülkeler, düzenli olarak Kallas’ınkilerle örtüşen pozisyonlar alarak ona bir destek yastığı sağlıyor.
Diplomat, “Kallas mükemmel değil ve kendi hatalarını yapıyor. Ancak bunlar seleflerinin hatalarından daha büyük değil,” dedi.
Tartışmada bir diğer unsur, bir tarafta Kallas ile EEAS, diğer tarafta von der Leyen ile Komisyon arasındaki gerilimin artması.
Von der Leyen’in yönetiminde Komisyon, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden enerji krizine ve Çin kaynaklı kapasite fazlasına kadar uluslararası şoklara yanıt vermede öncü rol üstlenen, kendi tanımıyla “jeopolitik” bir aktöre dönüştü. Dış politika, von der Leyen’in konuşmalarında sık sık – ve zaman zaman merkezde – yer alan bir tema.
Bu yetki aşımı, kayda değer birkaç durumda Komisyon başkanının elinde geri tepti. Ancak çoğu zaman, liderler görev alanının genişlemesine izin vererek Kallas’ın yürütmesi gereken mandate daha da zayıflamasına yol açtı.
Hatta bazı diplomatlar, Fransız belgesinin yarattığı büyük gürültünün kurumlar arası iç çekişmenin bir ürünü olduğundan şüpheleniyor.
Von der Leyen’in EEAS’i ortadan kaldırmak isteyip istemediği sorulduğunda sözcüsü şu yanıtı verdi: “Avrupa Dış Eylem Servisi, AB politikalarını hayata geçiren kurumların bir parçasıdır ve doğal olarak Başkanımızın desteğine sahiptir.”
Haberin hazırlanmasına Luca Bertuzzi ve Maïa De la Baume katkıda bulundu.