İspanya'nın eski başbaşkanı, Plus Ultra’ya sağlanan kurtarma paketi ve Ferraz’daki ofisinde bulunan, değeri 1 milyon euroyu aşan mücevherlerle ilgili olarak çarşamba ve perşembe günleri ifade verecek.
Jose Luis Rodriguez Zapatero için çarşamba günü bir dönüm noktası niteliği taşıyor. İspanya'nın eski başbakanı, Calama Hakimi karşısına soruşturma kapsamında “şüpheli kişi” sıfatıyla çıkarak, demokratik geçiş sürecinden bu yana yolsuzluk davasında suçlanan ilk İspanyol hükümet başkanı olma özelliğini taşıyor.
Çarşamba günü yerel saatle saat 09.00’da başlayan ve yarına kadar sürmesi planlanan duruşma, aynı anda iki ayrı başlığa ışık tutmayı amaçlıyor. Bunlardan ilki, havayolu şirketi “Plus Ultra”ya sağlanan 53 milyon euroluk devlet kurtarma paketi. İkincisi ise Ferraz’daki ofisinde yapılan aramada ele geçirilen lüks mücevherler. Söz konusu mücevherlerin değerinin yaklaşık 1,3 milyon euro olduğu ve kaynağının dosyada gerekçelendirilmediği belirtilerek, hâkimin ayrı bir dosya açmasına neden olduğu ifade ediliyor.
Dava dosyasına dayanak oluşturan mahkeme kararında ayrıca, eski başbakanın kızlarına ait olduğu belirtilen “What The Fav” adlı şirket de yer alıyor. Bu şirketin, “danışmanlık” ve tasarım işleri karşılığında 2 milyon euroya kadar ödeme aldığı, ancak bu ödemelerin iddia edilen rüşvetlerin gizlenmesi amacıyla kullanılmış olabileceği değerlendiriliyor.
Soruşturmayı yürüten hâkim, Zapatero’yu “organize bir yapının lideri” olarak tanımlarken, eski başbakanın bugün kapalı oturumda açıklamalarını dinleyecek.
Hükümet için ‘zor bir hafta’
Zapatero yalnızca eski bir başbakan olarak değil, aynı zamanda uzun yıllardır Sosyalist Parti içinde önemli bir figür olarak öne çıkıyor. Mitinglerde ve seçim kapanışlarındaki varlığı ile 2018’den bu yana Pedro Sanchez ile yakın ilişkisi, bu davayı Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) ve hükümet açısından ağır bir siyasi darbe haline getirmiş durumda.
Eski başbakanın avukatı Víctor Moreno Catena’nın, mücevherlere ilişkin iddiaların ilk duruşmada ele alınmaması yönündeki talebiyle sorgunun kapsamını daraltmaya çalıştığı belirtilse de, hâkim bu talebi reddetti. Hâkim, bunun savunma hakkını “gerçek anlamda zedelemediğini” ifade etti.