Andy Warhol, Nikifor ve Jerzy Nowosielski Lemkilerin en tanınan adları. Ama Lemko sanatı yıllarca bilinmedi; Varşova’da bir müze bunu değiştirmeye çalışıyor.
“Rusinlerin sanatı bize öğretilmedi. Hatta kanona girmiş bazı sanatçıların, örneğin Nowosielski ile Andy Warhol’un, Lemko olduğunu bile bilmiyorduk. Bu, ancak az sayıdaki uzmanın bildiği bir bilgiydi,” diyor Varşova Etnografya Müzesi Müdürü Dr. Magdalena Wróblewska.
Lemkolar, yani yüzyıllardır Karpatlar’ın ana sırtının hem kuzey hem de güney yamaçlarında yaşayan bir etnik grup, Avrupa sanatının ana akımında yıllarca görmezden gelindi.
“Formy obecności. Sztuka Łemków/Rusinów Karpackich” başlıklı sergi, yıllardır Avrupa sanatına dair baskın anlatıların kıyısında kalan bu üretime alan açıyor.
Lemkoların sanattaki varlık biçimleri
“Sergiyi tematik bölümlere dikkat ederek gezmek gerekir,” diye öneriyor müze müdürü.
Küratör Dr. Michał Szymko, başlangıcın kimlik temasına ayrılmasına özel önem verdi. Zorunlu göçler, asimilasyon, Talerhof’ta kurulan gözaltı kampı ve “Wisła” Operasyonu. Bu travmatik olayların hafızası, sanatçıların işlerinde ve Lemko/Rusyn evlerinden gelen gündelik eşyalarda yeniden beliriyor.
Dr. Magdalena Wróblewska’ya göre bu, serginin en çok düşündüren bölümü. “Boşluğu, kaybı, kimliğin koparılma girişimini anlatıyor. Lemkolar sürgün edildiği için geleneksel kültürel biçimleri tahrip edildi; gelenekleri yok edildi. Ama sergi, ilerleyen kısımlarda bu biçimlerin nasıl sürdüğünü de anlatıyor.”
Transpop başlıklı ikinci bölümde, kimi kalıpları sürdüren, geleneğe yeniden bağlanan genç sanatçıların işleri görülebiliyor. “Ama aynı zamanda yeni sanat biçimlerini yakından takip ediyorlar ve bu sayede o geleneği sürekli canlı, güçlü ve güncel tutuyorlar,” diyor Dr. Wróblewska.
Sergide Andy Warhol’a ait beş eser bulunuyor. Bunlar hem özel koleksiyonlardan hem de Prag’daki bir müzeden ödünç alındı.
“Bu eserleri farklı yerlerde aradık; çünkü onu daha az aşikâr bir yönüyle göstermek istedik. En ünlü işlerinden biri olan Marilyn’i görür gibi oluyorsunuz; ama kadınlığa farklı bir bakış sunan bir çizim de var: annelik. Bir de meyveler var. Warhol’un bizzat yürek burkan hikâyeler anlattığı meyveler. Yoksulluk, yoksunluk; ailesinin, bu işlerden birinde gördüğümüz armutları almaya bile parası olmadığı zamanlara dair hikâyeler,” diye açıklıyor müze müdürü.
Bir sonraki salon, teması doğa olan eserlerle dolu. “Ormanın, dağların, doğanın atmosferini hissettirmek için. Orada doğaya kök salmışlığı anlatan birçok işe rastlıyoruz,” diye ekliyor.
Öte yandan birinci katta Dorota Nieznalska’nın anıtsal enstalasyonu sergileniyor.
“Tarihin o zorlu anlarını, ayrıca olumsuz sonuçları da olan antropolojik araştırmaları hatırlatıyor,” diye açıklıyor Varşova Etnografya Müzesi Müdürü.
Sergideki eserler geniş bir coğrafi bağlamı kapsıyor: Polonya, Slovakya, Macaristan ve Sırbistan’dan; Çekya, Romanya, Ukrayna ve Hırvatistan’a, oradan da Amerika Birleşik Devletleri’ndeki diasporaya uzanıyor.
Küratörlerin yazdığına göre: “Bu bakış açısıyla, Andy Warhol’un meşhur ‘I’m from nowhere’ sözü yeni bir anlam kazanıyor: Sınırların ve değişen mekânların ötesinde varlığını sürdürebilen bir kimlikten söz ediyor.”
“Formy obecności. Sztuka Łemków/Rusinów Karpackich” geçici sergisiVarşova Etnografya Müzesi’nde 30 Haziran 2026’ya kadar ziyaret edilebilir.