Davanın resmen bitmesinden dört ay sonra Gisèle Pelicot, 17 Şubat’ta Flammarion’dan çıkacak biyografisinde karakola ilk gidişini, davayı ve duruşmanın gizli yapılmasını neden reddettiğini anlatıyor.
Mazan’daki tecavüzler davasının yüzü haline gelmişti. Eski kocasının girişimiyle ve kimyasal yolla etkisizleştirilerek uğradığı tecavüzlerin hikâyesi, dünyayı dolaştı ve onu cinsel şiddete karşı mücadelenin simge isimlerinden biri yaptı. Gisèle Pelicot şimdi otobiyografisini yayımlıyor.
Dominique Pelicot ile tanışmasından, davalar sonrasındaki hayatına kadar, yetmişli yaşlarındaki kadın, gazeteci-yazar Judith Perrignon’un kaleminden kendini anlatıyor. İlk bölümler salı günü Le Monde gazetesinde yayımlandı.
Gazetenin sütunlarında özellikle belirttiği gibi, yasal anlamda bir 'mağdur' olsa da hayata karşı kendini böyle görmeyen Pelicot, orada hikâyesinin kontrolünü yeniden eline alıyor; okurdan ne acımasını ne de onu hayranlıkla izlemesini istiyor. Tıpkı tecavüz davası sırasında yaptığı gibi.
Yeniden yaşanan ama unutulmuş olayları anlatmak
Her şey, 2 Kasım 2020 sabahı gelen bir telefonla ve Vaucluse’daki Carpentras karakoluna çağrılmasıyla başlıyor. Bir jandarma onu sorguluyor, ardından kendisine, uyurken çekilmiş ve tanımadığı kişiler tarafından tecavüze uğradığını gösteren fotoğraflar sunuyor. Gisèle Pelicot, kendini de tanıyamıyor.
'Bu kadının yanağı o kadar sarkıktı,' diye anlatıyor. 'Ağzı o kadar gevşekti. Bir bez bebekti. Beynim, astsubay Perret’nin odasında durmuştu sanki,' diye ekliyor.
Soruşturmanın sonunda, olayların ayrıntılarını okurken yaşadığı şaşkınlığı şöyle dile getiriyor: 'Tarihler canımı yakıyordu. Öncesini, sonrasını, nerede olduğumuzu, neler yaşadığımızı ve mutlu sandığım o anları yeniden görüyordum. Doğum günümdü, bir kez olsun baş başa geçirdiğimizi sandığım o Yılbaşı akşamıydı, çocuklarımızın evden ayrılışlarının hemen sonrasındaki gündü.'
Yirmi yaş daha genç olsaydım, belki de cesaret edemezdim
Sonra dava geliyor. 2024’te Gisèle Pelicot, kendisini 50 saldırganı, eski kocası ve onların avukatlarıyla baş başa bırakacak olan kapalı duruşmayı reddetmeye karar veriyor. Hem onları korumuş olmaktan korktuğu için, diyor, hem de onlarla tek başına yüzleşmemek için. 'Onunla, eski kocamla yüz yüze gelmeyi sabırsızlıkla bekliyordum. Onlardan ise sayılarından korkuyordum,' diye hatırlıyor. 'Bu yüzden, bakışlardan, medyadan ve yorumlardan korumak için mahkeme kapısının kapalı tutulacağı fikri beni giderek daha çok kaygılandırmaya başladı. O kapı beni onlarla baş başa bırakacaktı.'
Avignon’daki mahkeme heyetinin karşısında, tecavüz mağduru hiçbir kadının artık utanmaması için duruşmanın kapalı yapılmasını reddettiğini söylüyor. Bu tutumunu hâlâ savunuyor, ancak otobiyografisinde o kararı bağlama oturtuyor. 'Bugün, o kararı verişimi düşündüğümde, diyorum ki, eğer yirmi yaş daha genç olsaydım, belki de duruşmanın kapalı yapılmasını reddetmeye cesaret edemezdim,' diyor.
'Bakışlardan korkardım; benim kuşağımdan bir kadının hep idare etmek zorunda kaldığı şu lanet bakışlardan. Sabah pantolon mu giysem, elbise mi diye tereddüde düşüren; size eşlik eden ya da sizi görmezden gelen; sizi pohpohlayıp aynı zamanda utandıran; kim olduğunuzu, neye değdiğinizi söylediği varsayılan, sonra yaşlandığınızda bir anda sizi terk eden şu lanet bakışlardan.'
Kalabalık, 'saran ve güven veren'
Yedi haftalık duruşma maratonundan aklında kalanlar, 'bitmek bilmeyen saldırılar', ama aynı zamanda yok olup giden korku. Ve kalabalık. Gard ağır ceza mahkemesine gittiği dört gün boyunca, salonda her geçişinde alkışlarla karşılandı.
'Dört yıldır, beni seven insanların fazla sıkı sarılışlarından kaçıyordum; kimseden acıma beklemiyordum, yalnızca kendi gücüme, belki de unutmanın gücüne güveniyordum. Ama bu kalabalık artık unutmaya dayanamıyordu; hayatın bizi parçalara ayırıp acılarımızla baş başa bırakmasına dayanamıyordu. Bu kalabalık beni kurtardı.'
Aralık ayında Avignon’da, eski eşinin on yıl boyunca uğradığı tecavüzleri organize eden Dominique Pelicot, azami ceza olan 20 yıl hapisle cezalandırıldı. Yanındaki diğer sanıklar ise, ikisi tecilli olmak üzere üç yıldan 15 yıla kadar değişen hapis cezalarına çarptırıldı.
'Et la joie de vivre' başlıklı Gisèle Pelicot imzalı kitap, 17 Şubat’ta Flammarion’dan çıkıyor; 320 s., 22,50 €.