AB'nin en üst düzey diplomatı Kaja Kallas, Brüksel'de düzenlenen dışişleri bakanları toplantısının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bugün İsrailli aşırılık yanlısı yerleşimcilere ve kuruluşlara yaptırım uygulanması konusunda siyasi bir anlaşmaya vardık," dedi.
Avrupa Birliği (AB) pazartesi günü, Macaristan'ın yeni hükümetinin de desteğiyle, Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri nedeniyle İsrailli yerleşimcilere yaptırım uygulama konusunda anlaştı.
AB'nin en üst düzey diplomatı Kaja Kallas, Brüksel'de düzenlenen dışişleri bakanları toplantısının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bugün İsrailli aşırılık yanlısı yerleşimcilere ve kuruluşlara yaptırım uygulanması konusunda siyasi bir anlaşmaya vardık," dedi.
"Uzun süredir var olan siyasi çıkmazdan çıkıyoruz. Şiddet ve aşırıcılığın sonuçları olacaktır."
Kallas pazartesi günü erken saatlerde yaptığı açıklamada, mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasaklarını içeren tedbirlerin, AB'nin terör örgütü olarak tanımladığı Hamas üyelerini de hedef alacağını ve bazı ülkelerin yaptırımları desteklemek için bunu şart koştuğunu belirtti.
Yaptırımlar, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözcüsü Thameen Al-Kheetan'ın kısa bir süre önce İsrail'in "hukuksuz yerleşim genişlediğini" ve "işgal altındaki Batı Şeria'nın büyük bölümünü ilhak ettiğini" söylemesinin ardından geldi. Bu yaptırımlar aynı zamanda bölgede Filistinlilere karşı iki aydır devam eden şiddet olaylarını da takip ediyor.
AB halihazırda şiddet yanlısı yerleşimcilere yaptırım uyguluyor. Konsey'e göre 2024 yılında blok, "Batı Şeria'daki Filistinlilere yönelik ciddi ve sistematik insan hakları ihlallerinden sorumlu" beş kişi ve üç kuruluşa yaptırım uyguladı. Bunlar arasında Ürdün Vadisi'nde "Ekim 2023'ten bu yana bu topluluklara yönelik fiziksel ve sözlü tacizi tırmanan" Moshe Sharvit de vardı.
Ancak AB'nin ek yaptırımlar için yeniden harekete geçmesi, ülkesinin İsrail ile bağlarını korumaya çalışan eski Macaristan Başbakanı Viktor Orbán tarafından daha önce engellenmişti. Öte yandan, cumartesi günü Macaristan'ın başbakanı olarak yemin eden Péter Magyar, bu yaptırım paketlerini destekleyeceğini belirtti.
Uluslararası hukuka göre tüm yerleşimler yasadışı kabul ediliyor ve Uluslararası Adalet Divanı, İsrail'in işgal zltındaki Filistin topraklarında varlığını sürdürmesini "hukuka aykırı" olarak nitelendiriyor.
İsrail son zamanlarda mülkiyet hukuku, planlama ve ruhsatlandırma gibi alanlarda bölge üzerindeki kontrolünü güçlendirmeyi amaçlayan tedbirler aldı. Bu hamleler 1993 yılında Oslo barış süreci kapsamında imzalanan kilit anlaşmalara aykırı görülüyor.
Ticaret yasağı ya da yüksek gümrük vergileri
Şiddet yanlısı yerleşimcilere karşı yaptırımların yanı sıra AB, İsrail'e karşılık vermek için, yerleşimlerden gelen ürünlere ticaret yasağı getirilmesi ya da bu tür ticareti yasaklamayı amaçlayan yüksek vergiler koymak gibi seçenekleri de değerlendiriyor.
Ancak bu tedbirlerin birçoğunun kabul edilmesi zor olacak, zira AB üye ülkeleri arasında oybirliği ya da nitelikli çoğunluk gerekiyor.
Şiddet yanlısı yerleşimcilere yaptırım uygulanması, Lübnan ve Filistin'de işlendiği belirtilen savaş suçları nedeniyle bazı Avrupa ülkelerinin İsrail ile ekonomik ilişkilerini kesme çağrılarına kıyasla sadece bir adım.
İspanya, İrlanda ve Slovenya gibi ülkeler bloğu İsrail ile ortaklık anlaşmasını askıya almaya ya da kabinenin aşırı sağcı bakanları Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich'e yaptırım uygulamaya zorluyor.
Ancak bu önlemler de oybirliği ya da nitelikli çoğunluk gerektiriyor ki Almanya ve İtalya dahil bazı ülkeler bu desteği vermekte isteksiz davranıyor.
Pazartesi günü İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, AB'nin yaptırımları onaylamasına tepki göstererek, İsrail vatandaşlarına ve kuruluşlarına "siyasi görüşleri nedeniyle ve herhangi bir dayanak olmaksızın" yaptırım uygulanmasını "keyfi" olarak nitelendirdi.
Sa'ar, "İsrail, Yahudilerin anavatanımızın kalbinde yaşama hakkı için durdu, duruyor ve durmaya devam edecek" diye yazdı.
"Dünyada başka hiçbir halkın toprakları üzerinde Yahudi halkının İsrail Toprakları üzerinde sahip olduğu şekilde belgelenmiş ve uzun süreli hakkı yoktur."