Karar, Avrupa'da güvenli kürtaja erişimin iyileştirilmesi talebiyle 27 AB üyesi ülkenin tamamında 1,1 milyon imza toplayan 'Benim Sesim, Benim Seçimim' (My Voice, My Choice) adlı sivil girişimin başlattığı kampanyanın ardından geldi.
AB Komisyonu perşembe günü yaptığı açıklamada, üye ülkelerin, kendi ülkelerinde bu hakka sahip olmayan kadınlara güvenli ve yasal kürtaj erişimi sağlamak amacıyla bir AB sosyal fonunu kullanabileceklerini duyurdu.
Bu adım, "Benim Sesim, Benim Seçimim" girişiminin, tüm kadınlar için kürtaja güvenli ve uygun maliyetli erişimi garanti altına alacak bir AB dayanışma mekanizması kurulması yönündeki çağrılarına yanıt olarak atıldı.
Üye devletler, bu desteği sağlamak için kendi iç hukuklarına uygun olarak ve gönüllülük esasıyla, bloğun sosyal, eğitim, istihdam ve sağlık politikalarına katkıda bulunan mevcut Avrupa Sosyal Fonu Artı (ESF+) kaynaklarından yararlanabilecek.
AB Eşitlik Komiseri Hadja Lahbib perşembe günü yaptığı değerlendirmede, mevcut fonun "seyahat etmesi gereken, kendi ülkesinde bulunan, ücra bölgelerde yaşayan ve maddi imkanı olmayan kadınları destekleyeceğini" ifade etti.
2021-2027 dönemi için 142,7 milyar euro bütçeye sahip olan ESF+ kapsamında, ülkelere ayrılan fonlar nüfus büyüklüklerine göre belirleniyor.
Bununla birlikte Komisyon, Avrupa Parlamentosu'nun (AP) aralık ayında kabul ettiği bağlayıcı olmayan bir kararla talep ettiği yeni bir fon mekanizması kurma adımını atmaktan kaçındı.
"Benim Sesim, Benim Seçimim" girişiminin koordinatörü Nika Kovac yaptığı açıklamada, "Yeni bir yasal araç oluşturulmamış olsa da, Komisyon girişimimizin temel hedeflerine ulaşılabileceğini resmen kabul etti ve bunu uygulamaya geçirmek için somut bir yol haritası çizdi," dedi.
Sivil katılımın rolü
"Benim Sesim, Benim Seçimim", vatandaşların AB Komisyonu'na yeni yasa teklifleri sunma çağrısında bulunmasına olanak tanıyan bir mekanizma olan Avrupa Vatandaşları Girişimi (ECI) statüsünde yer alıyor.
Bir girişim en az yedi AB ülkesinde en az bir milyon kişinin desteğini alırsa, Avrupa Parlamentosu'nda tartışılması gerekiyor. Bu durumda AB Komisyonu'nun yasal önlemler belirlemek veya bunu yapmamasının gerekçesini sunmak için belirli bir süresi bulunuyor.
Tüm 27 ülkede toplam 1,1 milyon imza toplayan "Benim Sesim, Benim Seçimim" kampanyasının ardından Avrupa Parlamentosu, kendi ülkelerinde güvenli kürtaja erişimi olmayan kadınlara yardım etmek amacıyla bir finansman mekanizması kurulmasını talep eden bağlayıcı olmayan bir kararı onaylamıştı.
Söz konusu teklif, karar öncesinde kurum üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen'e bir mektup gönderen 100'den fazla Avrupalı parlamenter tarafından da desteklendi.
Perşembe günkü kararın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Kovac, "1,1 milyon vatandaş sesini yükselttiğinde, Avrupa Parlamentosu net bir demokratik sinyal gönderdiğinde ve sivil toplum sınırları aşarak harekete geçtiğinde, AB Komisyonu buna kayıtsız kalamaz," ifadelerini kullandı.
Girişim çok sayıda imza toplamasının yanı sıra internet ortamında da büyük yankı uyandırdı.
Kampanyanın iletişim direktörü Nika Povz, "İmzaların toplanmasından baskı kurulmasına kadar, güçlü bir çevrim içi varlık bu kampanyanın en önemli araçlarından biriydi. Çevrim içi topluluğumuz en güçlü müttefikimiz ve en büyük silahımız oldu." şeklinde konuştu.
Bazı AB ülkeleri kürtaj hakları konusunda oldukça kısıtlayıcı yasalara sahip. Kürtaja hiçbir koşulda izin verilmeyen Malta'da tam bir yasak yürürlükteyken; Polonya'da ise yalnızca cinsel şiddet sonucu oluşan gebeliklerde veya kadının sağlığına yönelik bir risk bulunduğunda kürtaja izin veriliyor.
Ocak 2021'de Polonya Anayasa Mahkemesi, o tarihe kadar ülkede gebeliklerin sonlandırılmasının en sık nedeni olan fetal anomali (fetüsteki kusurlar) durumlarında da kürtajı yasaklamıştı.
Diğer bazı ülkeler daha esnek yasalara sahip olsalar da; kürtajı tamamen suç olmaktan çıkaran yasal korumalardan, yaygın hizmet ağından, ulusal sağlık sigortası kapsamından veya konuyla ilgili devlet destekli bilgilendirme çalışmalarından yoksun durumdalar.
Avrupa Kürtaj Politikaları Atlası 2025'e göre, bazı AB ülkeleri güvenli kürtaj hakkını garanti altına almak için önemli adımlar attı. Örneğin Fransa bunu anayasal bir hak haline getirirken, Lüksemburg ve Hollanda zorunlu bekleme sürelerini kaldırdı.
Ancak diğer bazı üye devletlerde yeni kısıtlamalar, kürtaj hizmeti sunan sağlık çalışanlarına yönelik artan baskılar ve konuyla ilgili dezenformasyonun yayıldığı gözlemleniyor.