İngiltere'nin iki 'yükselen' partisi ara seçimlerde ülkenin iktidar partisini küçük düşürücü bir yenilgiye sürükledi.
İngiltere ve Galler Yeşiller Partisi, son yılların en kritik ara seçimlerinden birinde çarpıcı bir zafer kazanarak kendisini büyük bir siyasi güç olarak kabul ettirdi. Yeşiller, Nigel Farage’ın aşırı sağcı Reform UK partisinin önünde birinci olurken, iktidardaki İşçi Partisi ağır bir yenilgi aldı.
Ara seçim, Büyük Manchester’daki Gorton ve Denton seçim bölgesinde yapıldı. Seçim, parti içi çalışma arkadaşları hakkında ırkçı ve cinsiyetçi WhatsApp mesajları nedeniyle istifa eden bir İşçi Partili milletvekilinin boşalttığı koltuğu doldurmak için düzenlendi.
Yarış, İngiltere'nin en güçlü aşırı sağ ve sol partilerini doğrudan karşı karşıya getirdi.
Resmi sonuçlara göre Yeşiller’in adayı Hannah Spencer 14 bin 980 oyla birinci oldu. Reform UK’nin adayı Matt Goodwin 10 bin 578 oyla ikinci sırayı alırken, İşçi Partisi’nin adayı Angeliki Stogia 9 bin 364 oyda kaldı.
Reform ile Yeşiller’in Avam Kamarası’nda toplam 13 sandalyesi bulunsa da, iki parti Britanya’daki siyasi tartışmayı giderek daha fazla şekillendiriyor.
1983’ten bu yana bir ara seçimde görülen en yüksek katılımla gerçekleşen perşembe günkü sonuç, uzun yıllardır siyasete hâkim olan partilerin geri dönülmez bir düşüşte olduğu yönündeki iddiaları daha da güçlendirecek.
Yeni bir sol yükseliyor
Spencer, zafer konuşmasında sıradan insanların, “milyarderlerin ceplerini doldurmak için çalışırken” yaşadığı ekonomik zorluklara dikkat çekti.
Yeşillerin güçlü sol mesajının, mahalleleri ve yaşam fırsatları gerilerken yaşam standartlarını korumak için daha da fazla çalışmak zorunda kalan işçi sınıfı açısından adalet talebine dayandığını vurguladı.
"Herkes güzel bir hayatı hak ediyor. Ve belli ki bunu düşünen tek kişi ben değilim," diye konuşan Spencer ayrıca, bölgede geniş bir Müslüman nüfus bulunduğunu hatırlatarak, “siyasetçileri ve ayrıştırıcı figürleri” hedef aldı.
Bu kişilerin, Müslümanları günah keçisi ilan ettiğini ve beyaz işçi sınıfı sakinleri onlara karşı kışkırtmaya çalıştığını söyleyen Spencer, "Müslüman komşularım da benim gibi, sadece insanız," diye konuştu.
Son genel seçimde dört sandalye kazanarak tarihindeki en iyi sonucu alan Yeşiller Partisi, geçen eylül ayında yeni lideri Zack Polanski’yi seçmesinden bu yana anketlerde yükselişe geçti.
Polanski, başlangıçta daha merkezde konumlanan Liberal Demokratlar’ın üyesiydi. Ancak 2016’da kritik bir ara seçim için aday kısa listesine alınmayınca partiden sert biçimde ayrıldı.
Şimdi Londra Meclisi’nin seçilmiş bir üyesi olan Polanski, sosyal medyada oldukça popüler; kendisini neşeli ve karizmatik bir sol popülist olarak sunuyor.
Yeşillerin temel çevreci çizgisinden kopmasa da, Polanski’nin en çok dikkat çeken önerileri arasında Birleşik Krallık’ın NATO’dan çekilmesi, zenginlere daha yüksek vergiler getirilmesi ve çeşitli kamu hizmetleri ile altyapı şirketlerinin kamulaştırılması yer alıyor.
Polanski, İsrail’in Gazze’deki savaşına karşı da yüksek sesle eleştiri yönelten isimlerden biri.
Onun liderliği altında Yeşillerin anketlerdeki hızlı yükselişi, eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in geri dönüş girişimini de gölgede bıraktı.
Corbyn’in “Your Party (Senin Partin)" adlı yeni bir sol siyasi güç kurma çabası, finansal ve örgütsel karmaşa, ayrıca kendisiyle kurucu ortak Zarah Sultana arasındaki ayrılık nedeniyle zorluklarla karşılaştı. Sultana da Polanski gibi çevrimiçi sol çevrelerde oldukça popüler.
Sultana, hükümetin siyasi yönelimi ve Gazze savaşı konusundaki tutumu nedeniyle 2025’te İşçi Partisi’nden ayrılmıştı.
Şimdi Britanya hükümetinin “tüm ekonomiyi kamulaştırması” gerektiğini savunuyor. Your Party’nin seçimlere ne zaman girmeye başlayacağı ise henüz net değil.
Aşırıcılar sahnede
Son genel seçimde yalnızca sınırlı sayıda milletvekili çıkarmasına rağmen Reform UK, bir süredir ülke genelindeki kamuoyu yoklamalarında istikrarlı biçimde ilk sıralarda yer alıyor. Parti, Mayıs 2025’te İngiltere’de yapılan yerel seçimlerde de bir dizi zafer elde etti.
Anket şirketleri, İngiltere'nin dar bölge (first-past-the-post) seçim sisteminde, bugün seçim yapılsa Reform UK’nin çoğunluk hükümeti kurma ihtimalinin yüksek olacağını öngörüyor.
Buna karşın parti; adayların incelenmesi sürecinde yaşanan bir dizi fiyaskoyla ve milletvekilleri ile yerel meclis üyeleri arasında süren istifa ve kopuş dalgasıyla sarsıldı. Ayrılan isimlerin önemli bir kısmı, kamuoyuna yansıyan “uç” ya da ırkçı açıklamalarının ardından partiden ayrıldı.
Partinin “aşırılıkçı” olduğu yönündeki suçlamaları çürütme çabası devam ederken, Gorton ve Denton yarışına Goodwin’le girmesi bu nedenle bir ölçüde sürpriz olarak görüldü.
Zira Goodwin, son Britanya siyasi tarihinde büyük partiler adına yarışan adaylar arasında en aşırı görüşlerden bazılarını savunurken, aynı zamanda ciddi bir kişisel takipçi kitlesi de oluşturmuş durumda.
Goodwin ilk kez 2010’larda, özellikle İslamofobi olmak üzere sağ popülizmin yükselişini inceleyen bir akademisyen olarak kamuoyunun dikkatini çekti.
Ancak Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasının ardından geçen yıllarda, sağ hareket ve partilerin eleştirmenliğinden uzaklaşarak, açık biçimde aşırı sağ fikirlerin savunuculuğuna evrildi.
Sosyal medyada ve Substack’te on binlerce takipçiye sahip olan, ayrıca sağcı televizyon kanalı GB News’te program yapan Goodwin, Avrupa dışı ülke ve kültürlerden gelen göçün Britanya ve Batı medeniyeti için “varoluşsal bir tehdit” oluşturduğunu savunuyor.
Şiddet suçlarının arttığı ve beyaz Britanyalıların “yerinden edildiği” iddiası nedeniyle “Londra bitti” şeklinde, sağ çevrelerde yaygın biçimde dolaşan söylemin önde gelen savunucularından olan Goodwin, kamuya açık çok sayıda veriyle kolayca yanlışlanabilen bu iddialara rağmen, ulusal kimliğe dair açık biçimde etno-milliyetçi yorumları defalarca gündeme getirdi.
Geçen yıl özellikle çok konuşulan bir röportajında, "İngilizliğin, köklerini kuşaklar boyunca geriye doğru takip edebilen bir halka derinden bağlı bir etnisite olduğunu," söylemişti.
Ayrıca aralarında Hampshire’da doğan eski Muhafazakâr Başbakan Rishi Sunak’ın da bulunduğu, yakın dönemde yabancı kökene sahip Britanya vatandaşlarının “gerçek anlamda” kendilerine "İngiliz" demelerinin makul olmadığını ileri sürmüştü.
Öte yandan Goodwin’in kendisi ve Reform UK, sağın daha da uçtaki isimlerinden gelen baskıyla da giderek daha fazla karşı karşıya.
Bu isimlerin başında, Reform’dan ihraç edilen milletvekili Rupert Lowe geliyor. Lowe’un yeni kurduğu Restore partisinin 100 bin üyesi olduğunu iddia ettiği ve Elon Musk’ın desteğini çektiği belirtiliyor.
"Ülkede olmaması gereken milyonlarca yabancıyı çıkarma" ve "devletin boyutunu motorlu testereyle budayıp bireyi büyük ölçüde güçlendirme" vaadinde bulunan Lowe, son dönemde Reform UK’yi “kitlesel sınır dışı” ve genel olarak “ırksal farklılık” konularında fazla ılımlı olmakla suçlayarak hedef aldı.
Buna karşılık, “Britanyalı olmayanlar için sosyal yardımları kesme” sözü de veren Goodwin, Restore destekçilerinin alaycı eleştirilerine yanıt olarak onları “beyaz üstünlükçüler, antisemitler, ırkçılar ve komplo teorisyenleri” için bir sığınak sağlamakla itham etti.
İşçi Partisi can çekişiyor
Gorton ve Denton’daki sonuç, İşçi Partisi hükümetine hatta özellikle de Başbakan Keir Starmer’a ağır bir darbe vurdu.
Bazı araştırmacılar, hangi ölçüt kullanıldığına bağlı olarak Starmer’ın modern Britanya siyaset tarihinin "en popüler olmayan" başbakanı olarak görülebileceğini belirtiyor.
Anketlerde Reform UK’nin belirgin biçimde gerisine düşen ve bazı araştırmalarda dördüncülüğe kadar gerileyen Starmer hükümeti, son dönemde “Epstein Dosyaları” olarak anılan belgelerin yayımlanmasıyla da sarsıldı.
Belgeler, hükümetin Washington’a büyükelçi olarak seçtiği Peter Mandelson’un, hüküm giymiş çocuk istismarcısı Jeffrey Epstein’la ilk mahkumiyetinden çok sonra da yakın dostluğunu sürdürdüğünü ve 2009 küresel finans krizinin en kritik döneminde Ticaret Bakanı olduğu sırada Epstein’a gizli bilgiler aktardığını ortaya koydu.
Ardından patlak veren kriz, Starmer’ın özel kalem müdürünün istifasına yol açtı. Başbakanın kısa süreliğine acil bir liderlik meydan okumasıyla karşı karşıya kalabileceği de konuşuldu.
Ancak Gorton ve Denton oylamasının ardından gözler mayısa çevrildi: İskoç Parlamentosu, Galler Senedd’i ve İngiltere’de birçok yerel yönetim için eş zamanlı seçimler yapılacak. Bu seçimlerin İşçi Partisi için “felaket” niteliğinde sonuçlar doğurması bekleniyor.
Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham hariç şu ana kadar, hükümet bu seçimleri atlatmadan Starmer’a doğrudan meydan okuyacak bir isim ortaya çıkmış değil.
Ayrıca daha önce Belediye Başkanı Burnham'ın Gorton ve Denton’da aday olma girişimi İşçi Partisi Ulusal Yürütme Kurulu (NEC) tarafından engellendi.