Lance Oppenheim’in ilk kurmaca uzun metrajı 'Primetime', gazetecilik ile sömürü arasındaki sınırları sorgulayan karanlık bir medya hicvi. Robert Pattinson’ın etkileyici performansıyla öne çıkan film, büyüleyici atmosferine rağmen hikâyesini derinleştirmekte zorlanıyor.
Robert Pattinson, eleştirmenlerden övgü alan "The Drama" ve Christopher Nolan’ın gişe başarısı yakalayan "The Odyssey" filmlerindeki performanslarıyla 2026’nın en dikkat çeken oyuncularından biri oldu. Denis Villeneuve’ün "Dune: Part Three" filmiyle yeniden Arrakis’e dönmeden önce Pattinson, yılın en tartışma yaratmaya aday yapımlarından birinde başrolü üstleniyor.
Oyuncu, Oppenheim’in "Primetime" filminde, ABD televizyonlarının bir dönem en çok konuşulan programlarından "To Catch a Predator"ın eski sunucusu ve gazeteci Chris Hansen’i canlandırıyor. İzleyiciyi zaman zaman şaşırtan filmde Pattinson, Oscar adaylığına uzanabilecek güçlü bir performans sergiliyor.
2004-2007 yılları arasında NBC’nin "Dateline" programı kapsamında yayımlanan "To Catch a Predator"dan ve Hansen’in gerçek hikâyesinden esinlenen "Primetime", programın perde arkasını konu alıyor. Programda, internet üzerinden çocuklarla buluşmaya çalışan yetişkin erkekler, çocuk rolündeki oyuncular aracılığıyla banliyölerdeki evlere çekiliyor. Ancak eve geldiklerinde karşılarında Hansen ve televizyon ekibini buluyorlar. Hansen, erkekleri internette yaptıkları yazışmalarla yüzleştirirken polis de operasyonların sonunda şüphelileri gözaltına alıyor.
Programın izlenme oranlarının hızla yükselmesi üzerine Hansen, NBC yönetimi tarafından merkeze çağrılıyor. Kanalın kuşkucu başkanı Jeff Zucker’ın (filmde kendisini canlandırıyor) aldığı kararla "To Catch a Predator"ın yayın saati değiştirilerek program, dönemin popüler dizisi "Lost" ile doğrudan rekabete sokuluyor.
Ancak bu yükseliş, Hansen üzerindeki baskıyı da artırıyor. Kanal yönetimi, gazeteciden izlenme oranlarını daha da yükseltecek, kamuoyunda büyük yankı uyandıracak sansasyonel bir habere imza atmasını bekliyor.
Daha önce belgesel türünde yapımlara imza atan Oppenheim, ilk kurmaca uzun metrajında gazetecilik ile eğlence arasındaki ürkütücü derecede ince çizgiyi sorgulayan, karanlık ve sürreal bir medya hicvi sunuyor. Bu ikilem, kendisini haklı bir davanın savunucusu olarak gören Hansen karakteri üzerinden şekilleniyor. Ancak Hansen, göründüğü kadar erdemli biri değil. Sürekli yalan söyleyen ve gerçek yüzünü gizlemekte giderek zorlanan gazeteci, "Dateline NBC"nin diğer sunucusu Stone Phillips karşısında hissettiği derin güvensizliği de bu maskenin ardına saklıyor. Üstelik kendisini "dünyayı kadim bir kötülükten arındıran" bir kurtarıcı olarak görmesi, karakterin mesih kompleksini de gözler önüne seriyor.
Pattinson, hem çekici hem de itici olmayı başardığı performansıyla filmin en güçlü yanlarından birini oluşturuyor. Kendini gazeteci olarak tanımlayan ancak gerçekte reyting peşinde koşan benmerkezci bir televizyon yıldızını canlandıran oyuncu, karakterini karikatürize bir kötüye dönüştürmekten kaçınıyor. Dışarıdan bakıldığında adaletin savunucusu gibi görünen, ancak perde arkasında şöhret tutkusunun esiri olan Hansen’in çelişkilerini, jestleri ve ses tonlamalarıyla başarıyla yansıtıyor.
Pattinson’ın performansına, programın acımasız yapımcısı Andie Bender’ı canlandıran Merritt Wever ile Dan Plum rolündeki Skyler Gisondo eşlik ediyor. Dan, bebek yüzlü görünümü nedeniyle kendisine sürekli genç erkek rolleri biçilen, oyunculuk kariyerinde tutunmaya çalışan bir karakter. "Rent" müzikalinin hayranı olan genç oyuncu, programda çocuk rolüne girerek şüphelileri tuzağa çekmek üzere işe alınıyor.
Aynı görevi üstlenen Del (şarkıcı Phoebe Bridgers), yaptığı işi "bir tür aktivizm" olarak görürken Dan için durum biraz farklı. Genç oyuncu, şüphelileri eve çekme görevini kariyerinde büyük bir çıkış yapma ve Oyuncular Sendikası (SAG) kartını alabilme yolunda son fırsatı olarak değerlendiriyor.
"Bu sadece oyunculuk değil, çocukları kurtarıyorsun," diyor Hansen, Dan’i motive etmeye çalışırken. İkili, programın "büyük balık" olarak nitelendirdiği, Teksaslı bir savcıyı tuzağa düşürmeyi hedefleyen operasyonun merkezinde yer alıyor.
Bundan sonra yaşananlar, ayrıntılarına girerek filmin sürprizlerini bozmamak gerekse de "To Catch a Predator"ın son bölümünün çekimleri sırasında meydana gelen gerçek olaylardan esinleniyor. Film, söz konusu operasyonun ardından gelişen olayları ve nihayetinde programın yayından kaldırılmasına uzanan süreci konu alıyor.
Hırsın yıkıcı sonuçlarına odaklanan "Primetime", sahte dindarlık ve çarpıtılmış ahlak anlayışının ardına gizlenen Amerikan açgözlülüğünün sert bir portresini çiziyor. Film, düşündürücü hikâyesinin yanı sıra baştan sona koruduğu rahatsız edici, neredeyse hipnotik atmosferiyle de dikkat çekiyor. Görüntü yönetmeni David Bolen, stilize ışık kullanımı ve grenli dijital görüntüleri bir araya getirerek hem dönemin ruhunu yansıtan hem de filmin halüsinatif atmosferini güçlendiren tekinsiz bir görsel dünya yaratıyor.
Ancak "Primetime", tüm bu güçlü yanlarına rağmen rahatsız edici bir atmosfer çalışması olmanın ötesine geçmekte zorlanıyor. Ajon Singh’in senaryosu, hikâyenin sunduğu potansiyeli tam anlamıyla değerlendiremiyor. Özellikle aceleye getirilmiş hissi veren son bölüm, filmin ele aldığı meselelerin yeterince derinleştirilemediği izlenimini bırakıyor.
Filmin güçlü yanlarından biri ise etik sınırların aşılması ve bunun ahlaki sonuçları üzerine didaktik açıklamalara başvurmaması. İzleyiciyi belirli bir sonuca yönlendirmek yerine bu sorularla baş başa bırakmayı tercih ediyor. Söz konusu etik tartışmaları ve "To Catch a Predator"ın geçmişini daha ayrıntılı incelemek isteyenler için David Osit’in 2025 yapımı "Predators" belgeseli önemli bir alternatif sunuyor.
Bununla birlikte "Primetime", karakterlerinin derinliği ve izleyiciyi hikâyenin içine çekme gücü bakımından benzer temaları ele alan bazı yapımların gerisinde kalıyor. Bunların başında, Jake Gyllenhaal’ın başrolünde yer aldığı "Nightcrawler" geliyor. Karizmatik bir fırsatçının narsisizmini gözler önüne seren film, gazetecilik ile sömürü arasındaki sınırların nasıl bulanıklaştığını çarpıcı biçimde ele alıyor.
Yine de "Primetime", başta Pattinson olmak üzere oyuncu kadrosunun güçlü performansları sayesinde izlemeye değer bir yapım olmayı başarıyor. Pattinson’ın Hansen yorumu, "To Catch a Predator"ın çocukları koruma iddiasının ardında reyting kaygısının ve kamuoyu önünde sahnelenen bir adalet gösterisinin bulunduğunu ortaya koyuyor.
Yer yer beklentilerin gerisinde kalsa da film, kamu yararına hareket ettiğini öne sürerken gerçekte para, reyting ve kişisel şöhret peşinde koşan figürlere karşı dikkatli olunması gerektiğini hatırlatıyor. Üstelik bu hikâye, televizyon dünyasında kazandığı şöhreti geleneksel Amerikan değerlerinin savunucusu olduğu iddiasıyla birleştiren günümüzün bazı tanınmış isimlerini de akla getiriyor.
"Primetime" şu anda sinemalarda gösterimde.