Marianne dergisinin eski genel yayın yönetmeni Polony, Fransa'nın ekonomik, enerji ve gıda alanlarında bağımsızlığını güçlendirmeyi savunarak 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacağını açıkladı. Seçim öncesinde çok sayıda siyasetçinin de adaylık için adı geçiyor.
Fransa'yı borç krizi, ortaöğretim kurumlarındaki “trajik” olaylar ve “geleceğe dair beklentilerin tamamen yokluğu” nedeniyle “kaosun” içine sürüklenmiş bir ülke olarak tanımlayan Polony, gözlemci rolünden sıyrılarak ülkesi için “faydalı” olmak istediğini söylüyor.
Fransa'da 2027'de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylıklarını açıklayanların listesi genişlemeye devam ediyor.
51 yaşındaki gazeteci ve deneme yazarı Natacha Polony, çarşamba günü France Inter radyosuna yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanlığına aday olacağını duyurdu. Polony, siyasi dengeleri sarsmak istediğini söyledi.
'Mevcut durum bana başka seçenek bırakmıyor'
Marianne dergisinin eski genel yayın yönetmeni Polony, Fransa'nın “itibarını tamamen kaybettiğini” savundu.
Ekonomik, enerji ve gıda alanlarında egemenliği savunan Polony, ekonomik faaliyetleri canlandırmak ve devletin gelirlerini artırmak amacıyla yeniden sanayileşme politikası uygulanması gerektiğini belirtiyor.
Radyo programından kısa süre sonra sosyal medya hesaplarından yayımladığı videoda yeni aday, daha bağımsız bir Fransa vizyonunu anlattı.
Polony, “İhtiyaç duyduğu ürünleri artık kendisi üretmeyen bir ülke; okullarını ve hastanelerini finanse etmek, sosyal modelini korumak, nitelikli işler yaratmak ve yapay zekâ çağına hazırlanmak için gerçekten özgür değildir,” dedi.
“Üretmeliyiz. Kendi ülkemizde, kendi koşullarımıza göre üretmeliyiz,” ifadelerini kullandı.
Adaylık kararı aylardır gündemindeydi
Polony, ağustos ayının sonunda “Nous sommes la France” (Biz Fransa'yız) adlı siyasi hareketini kurdu. Hareketin, siyasette kendisini sahipsiz hisseden ve mevcut siyasi seçenekler tarafından temsil edilmediğini düşünen kesimleri bir araya getirmeyi amaçladığını açıkladı.
France Inter'e konuşan Polony, hareketinin Fransa'nın gerilemesine karşı mücadele etmek isteyen 60 bin üyesi bulunduğunu öne sürdü.
Sıklıkla “egemenlikçi” olarak tanımlanan Polony ise bu nitelemeyi reddediyor ve kavramı siyasi sistemin en çok başvurduğu bir “karalama etiketi” olarak nitelendiriyor.
Polony, eylül ayının sonlarında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ile katıldığı hararetli bir televizyon tartışmasında, bakanı Fransa'yı “küçük bir ülke” olarak görmekle suçladı.
Polony'ye göre Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetimindeki Paris, Avrupa'nın birliğine ilişkin “hayaller kuruyor” ve ülkenin “hayati” çıkarlarından ödün vermek pahasına “Avrupa'nın örnek öğrencisi” olmaya çalışıyor.
Polony, Fransa ile Almanya arasında ortak savaş uçağı geliştirilmesini öngören projenin iptalini ve savunma sektöründe Avrupa ürünlerine öncelik verilmesi konusunda Fransız çıkarlarına zarar verdiğini düşündüğü kararları eleştiriyor. Almanya'nın ise Amerikan silah sistemlerini satın almaya yönelmeyi sürdürdüğünü savunuyor.
2027 seçimleri için aday yarışı kalabalıklaşıyor
Natacha Polony'nin yanı sıra yaklaşık 30 siyasi isim ve kamuoyunca tanınan kişi, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylığını açıkladı veya aday olabileceği belirtilen isimler arasında yer alıyor.
Öne çıkan isimler arasında aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinden Marine Le Pen, Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) hareketinin lideri Jean-Luc Mélenchon ile eski başbakanlar Édouard Philippe ve Gabriel Attal bulunuyor.
Merkez solda ise sosyal demokrat ön seçimlerin ilk turunu kazanan Raphaël Glucksmann, Mélenchon'un radikal sol çizgisine alternatif olmayı hedefliyor.
Eski Sosyalist Cumhurbaşkanı François Hollande, Jacques Chirac döneminde başbakanlık yapan Dominique de Villepin ve 2017-2024 yılları arasında ekonomi bakanlığı görevini yürüten Bruno Le Maire ise aday olup olmayacaklarını henüz açıklamadı.
Aday listesi henüz kesinleşmiş değil. 18 Nisan 2027'de yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda resmen yarışabilmek için adayların seçilmiş yetkililerden en az 500 destek imzası toplaması gerekiyor.