Son Dakika

Son Dakika

AB-Türkiye Mülteci Anlaşması: AB fonları nereye ve nasıl harcanıyor?

Okunan haber:

AB-Türkiye Mülteci Anlaşması: AB fonları nereye ve nasıl harcanıyor?

AB-Türkiye Mülteci Anlaşması: AB fonları nereye ve nasıl harcanıyor?
@ Copyright :
UNHCR Türkiye
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye ve Avrupa Birliği (AB), 18 Mart 2016’da imzalanan ‘Mülteci Mutabakatı’ ikinci yılını doldururken liderler anlaşmanın devamı için Bulgaristan’ın başkenti Sofya'da buluşuyor.

İki taraf arasında yapılan anlaşma, Avrupa Birliği ülkelerine kaçak yollarla varan göçmenlerin Türkiye’ye geri gönderilmesini ve bunun karşılığında da Türkiye’de yasal olarak kalan Suriyelilerin Avrupa’da mülteci olarak kabul edilmesini içeriyor.

Mülteci anlaşmasının karşılığında ise Türkiye’ye 6 milyar euroluk finansal yardım, Türkiye vatandaşlarına AB ülkeleri için vize kolaylığı ve Türkiye’nin AB’ye girme sürecinin hızlandırılması yer alıyor.

AB-Türkiye arasındaki ilişkiler, fonların ilk yarısının yeterince hızlı aktarılmadığı ve AB’nin verdiği sözleri tutmadığı gerekçesiyle gergin durumda. Bu sebeple, 26 Mart Varna zirvesinde görüşmelerin nasıl geçeceği en çok merak edilen konulardan birisi.

AB, 6 milyar euroluk maddi yardımı iki aşamada vermeyi karara bağlayarak fonların ilk kısmı olan 3 milyar euroyu Türkiye’ye aktarmıştı. Fakat Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan anlaşmanın imzalanmasından 6 ay sonra yaptığı açıklamada hayal kırıklığını şu şekilde dile getirmişti; “Bize ödenen 179 milyon euro, bize söz verilense 3 milyar euro.

Ayrıca yakın zamanda Avrupa Birliği Bakanlığı, “Suriyelilerin ihtiyaçları dikkate alındığında, AB'nin taahhütlerini yerine getirmede daha hızlı olması gerektiği çok açıktır” açıklamasında bulundu.

Anlaşmanın ikinci yılında, 14 Mart 2018’de, AB Komisyonu göç ve vatandaşlık delegesi Dimitris Avramopoulos Türkiye’ye ikinci paket olarak diğer 3 milyar euronun ödenmesi konusunda da hem fikir olduklarını ifade etti.

Avrupa Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakereleri delegesi Johannes Hahn Mülteci Mutabakatıyla ilgili Euronews’a şu sözleri aktardı: “Anlaşma her iki taraf için de iyi gidiyor, mutabakatın imzalanmasından itibaren Avrupa’ya gelen kaçak göçmen sayısı hızlı bir şekilde düştü.

Türkiye’deki Göç Araştırmaları Vakfı (GAV), AB fonlarının ilk paketinin oldukça yavaş aktarıldığını, bu sebeple ikinci pakette daha hızlı ve etkin olunması gerektiğini belirtti.

Varna görüşmeleri gündemdeyken, AB fonlarının nasıl kullanıldığı, yeterli fon sağlanıp sağlanmadığını ve mültecileri kabul eden ülkelerin söz konusu fonları nasıl paylaştığını görmek için bazı grafikler hazırladık.

Grafiğe ilk baktığımızda kontratlı fonlar ve ödenmiş fonlar arasında ciddi bir farkın olduğu görülüyor. Avrupa Komisyonu delegesi Hahn, ilk paket esnasında Türk yetkilerle yeterince iyi iletişim kuramadıklarını bu sebeple fonların ödenmesinde gecikmeler olduğunu belirtiyor.

Grafik: Ioannis Antypas

AB fonlarının detaylı analizi

AB fonlarının ilk paketinde hangi projelere ne kadar fon ayrıldığını görmek ve Türkiye’nin bu fonlardan ne kadar faydalandığını anlayabilmek için aşağıdaki grafiği hazırladık.

Grafik: Ioannis Antypas

  • Fonlar yeterli mi?

Grafiğe baktığımızda toplam 75 projeyi kapsayan toplamda 3 milyar kontratlı fonun yer aldığı görülüyor. En önemli aktörlerden Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), SGDD Asam, Türk Kızılayı gibi aktörleri görüyoruz. Ayrılan AB fonlarına göre, Türkiye’de durumu öncelik gerektiren kadın, çocuk sığınmacılara kişi başına aylık 30 euro veriliyor.

İsmini vermek istemeyen bir mülteci uzmanı, Türkiye’deki sığınmacılar için verilen fonların çok az kısmının bu kişilere ulaştığını söylüyor. AB fonlarının öncelikle büyük hükümet-dışı örgütlere, onun ardından yerel sivil toplum kuruluşlarına ve en sonunda sahada bulunan küçük derneklere ulaştığını belirtiyor. Bu sebeple, aşama aşama ulaştırılan fonların en sonunda sığınmacılara çok az oranlarda ulaştığını söylüyor.

Bu iddiaların üzerine AB yetkilisine sorduğumuzda, bunun kesinlikle ‘imkansız olduğunu’ ve projelerin gözetmenler eşliğinde yürütüldüğü için bu tarz iddiaların yersiz olduğunu ifade ediyor.

Diğer taraftan uluslararası örgütlere nazaran, Türkiye’ye çok az fon verilmesiyse dikkatleri çeken bir diğer nokta. Göç Araştırmaları Vakfı’na göre Türkiye en büyük Suriyeli mülteci nüfusuna ev sahipliği yapmasına rağmen verilen fonlar ihtiyaçları karşılamıyor: “AB, Suriyelilerin nitelik eksikliklerini gidermek amacıyla yetişkinler için dil kursları ve mesleki programları finanse etse de bunlar yukarıda belirtilen rakamlar göz önünde bulundurulduğunda yetersiz kalıyor.

  • İnsani yardım harcamaları ve insani yardım dışındaki harcamalar

AB fonlarının insani yardım ve insani yardım dışındaki harcamaları hemen hemen eşit durumda. İnsani yardım harcamaları genellikle Suriye sınırını geçişte ihtiyaç duyulan acil yardımlar, durumu hassas olan göçmenlere koruma ve taşımacılık gibi yardımları kapsıyor. İnsani yardım dışındaki harcamalarsa göçmenlerin topluma entegrasyonunu , sağlık, eğitim ve iş imkanlarını kapsıyor.

AB ve Türkiye, göçmenlerin eğitimi için, özellikle Türkçe eğitimi için, daha fazla fon ayrılmasında hem fikirler. AB delegesi Hahn’ın ifade ettiği şekilde, 300 binden fazla sığınmacı Türkiye’de eğitim hizmetinden faydalanabilmekte.

Euronews’ün araştırmasına göre, Türkiye’ye aktarılan 1.3 milyar euronun yaklaşık 550 milyon eurosu eğitime harcanmış durumda. Fakat GAV’a göre, “Türkiye’de 3.5 milyon göçmenin yaklaşık %50’sini 0-18 yaş aralığındakiler oluşturuyor. Bu veriler Türkiye’nin dinamik bir genç nüfusla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Mülteci Mutabakatının insan hakları boyutu

AB-Türkiye Mülteci Mutabakatının insan hakları boyutunda ise Af Örgütü Mülteci Hakları Koordinatörü Volkan Görendağ, hazırlık müzakerelerinin ve sonuçlarının insan hakları açısından oldukça problemli unsurlar içerdiğini belirtiyor. Görendağ: “Avrupalı politikacıların bu anlaşmanın kabul edilemeyecek sonuçlarına göz yumup, AB-Türkiye mülteci anlaşmasını başarı gibi göstermesi ve bu anlaşmayı model alarak başka ülkelerle müzakere etmesi kabul edilemez.” ifadelerine yer veriyor.

Af örgütü Mülteci hakları koordinatörü ayrıca, sunulacak mali desteğin insan hakları ilkelerine aykırı başka konuların bir koşulu olarak sunulmaması gerektiğini savunuyor ve şu ifadeleri ekliyor: “Türkiye ve Yunanistan’ın düzensiz olarak Avrupa’ya geçmeye çalışırken yakalanan mülteci ve sığınmacılara gösterdiği hukuka aykırı muamele ve kötü koşulların AB-Türkiye mutabakatının etkisiyle arttığı sonucunu çıkarmamak elde değil.

Diğer taraftan, Mülteci Destek Derneği (MUDEM), Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılara yönelik cömert ve insani yaklaşımının birçok insana hayata yeniden tutunma için destek sağladığını dile getirdi. MUDEM sözcüsü Euronews’a şu sözleri aktardı: “Ekonomik kaygılardan öte insani yaklaşımı öne alan ve kapılarını açan Türkiye'ye destek hususunda ise uluslararası kamuoyunun tarihi bir sorumluluğu vardır. Bu hususta Avrupa Birliği'nin destekleri başta olmak üzere uluslararası aktörlerin destekleri artarak devam etmelidir.

MUDEM’e göre Varna görüşmeleri sırasında mülteci kabul eden ülkelerin kotaları da gözden geçirilmeli; “Türkiye'nin dört milyon civarında mülteciye ev sahipliği yaptığı günümüzde bazı ülkelerin kotaları yüz kişi gibi karşılaştırılamayacak sayılarla sınırlıdır. Bu da kişileri, düzensiz yollardan göç etmeye ve çok tehlikeli yolculuklara çıkmaya sevk etmektedir. Bu nedenle, görüşmelerin önemli bir kısmının da söz konusu kotaların artırılması hususunda ayrılması görüşündeyiz.

Varna görüşmelerinin nasıl geçeceği ve sonuçlarının nasıl olacağı henüz bilinmezken, anlaşma öncesinde Türkiye’ye vaat edilen Türk vatandaşlarına vize kolaylığı ve AB üyeliğinin bir süreliğine rafa kaldırıldığı da göz ardı edilemeyecek bir gerçek.