Son Dakika

Son Dakika

Benalla skandalı sonrası Macron'ın popülerliği dibe vurdu

Okunan haber:

Benalla skandalı sonrası Macron'ın popülerliği dibe vurdu

Benalla skandalı sonrası Macron'ın popülerliği dibe vurdu
Metin boyutu Aa Aa

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un halk arasındaki popülerliği göreve geldiği son bir yılda en düşük seviyesine geriledi. Macron, Fransa'nın FIFA Dünya Kupası'nda şampiyon olmasının olumlu etkilerini beklerken, ülkenin köklü anket şirketlerinden IFOP'un rakamlarına göre popülerliği yüzde 39'a kadar düştü. Bu gerilemenin ardında yatan en önemli sebep ise danışmanıyla ilgili yaşanan skandal görülüyor.

Fransa'daki 1 Mayıs törenlerinde göstericilere saldıran ve ardından 15 gün görevden uzaklaştırma cezası verilen Macron'ın özel koruması ve danışmanı Alexandre Benalla'nın ceza sonrasında ise Elysee Sarayı'na geri döndüğü anlaşıldı. Ancak olayın skandal boyutuna dönüşmesi olay anına ilişkin görüntülerin yayınlaması üzerine ortaya çıktı. Çünkü ne Cumhurbaşkanlığı ne de hükümet tarafından olayın yargıya intikal ettirilmemesi, yasa dışı fiili gizleyerek ceza kanununun 40. maddesini ihlal suçunu teşkil ediyor.

Fransız medyasının gündemine oturan olay televizyon ekranlarında enine boyuna tartışıldı, fevri yapısıyla dikkat çeken Benalla'ya ayrıcalıklı davranıldığı sonucuna varıldı. Hükümet ise suskunluğunu bozarak Benalla aleyhine üç soruşturma ve bir acil cezai kovuşturma başlattı. Olay meclisteki çalışmaların da önüne geçti, yasalaşmayı bekleyen anayasal reformlar aksadı.

Kamuoyu Macron'dan açıklama bekliyor

Kamuoyu yoklamaları Macron'un olayla ilgili bizzat açıklama yapmasını beklediğini ortaya koyuyor. Ancak Macron açıklamayı halk önünde değil, özel bir toplantıda partili milletvekillerine yapmayı tercih etti. Olayla ilgili nüktedan bir üslup benimseyen Macron'un "Alexandre Benalla hiçbir zaman nükleer şifreye sahip olmadı. 300 metrekarelik dairelerde yaşamadı. Maaşı 10 bin euro değil ve ayrıca benim sevgilim de olmadı" şeklindeki konuşması milletvekilleri tarafından alkış ve kahkahalarla karşılandı.

"1 Mayıs'ta yaşananlar ciddi ve benim için bir hayalkırıklığı ve ihanet. Ama o kadar" sözleri ise dikkat çekti. Benalla'nın Cumhurbaşkanlığı kampanyası sırasında cesareti ve bağlılığıyla yanında olduğunu belirten Macron, Benalla'nın cesaret ve hizmetini unutmayacağının altını çizdi.

"Bu kişiyle ilgili bütün sorumluluk sadece bana ait. Benalla'ya kim güvendi? Ben yani cumhurbaşkanı." diyen Macron, olayı bilen tek kişi olarak 15 günlük görevden uzaklaştırma cezasını da kendisinin onayladığını kaydederek, cezanın orantılı olduğunu sözlerine ekledi. "Eğer beni istiyorlarsa bırakın gelsinler" şeklindeki sözleri ise kamuoyunda tepki yarattı.

Benalla, olayın basına yansımasından sonra yaptığı ilk açıklamada asıl hedefin kendisi değil Macron olduğunu savunmuştu.

'Zenginlerin Cumhurbaşkanı' Macron

Cumhurbaşkanı Macron'un sonradan kamuoyuna yansıyan bu özel toplantıdaki tavrı ve sözleri ise halkta tepki uyandırdı. Daha önceden cumhurbaşkanı ve yakınındakilere karşı harekete geçmeyi ağırdan alan yargı da yaşanan skandal üzerine tavrını değiştirdi. Soruşturmada daha önce benzeri görülmememiş bir şekilde işin Benalla'nın Elysee Sarayı'ndaki odasının aranmasına kadar vardırılması gündemde.

"Zenginlerin cumhurbaşkanı" sıfatını üzerinden atamayan Macron'un popülerliği, emek yasasına yönelik reform önerileri ve mali kemer sıkma tedbirleri nedeniyle kamuoyunda uzun zamandır düşüşte. Elysee Sarayı için 500 bin euroluk porselen yemek takımı alırken, yoksullara yönelik yardımlarda kesintiye gitmesi de halkla saray arasındaki ilişkide gerilim yarattı.

Öte yandan, Fransız ekonomisi henüz durgunluktan çıkmadı. Euro bölgesi için bir Euro parlamentosu kurulması, bir maliye bakanı ve ortak mali politika belirlenmesi önerisi boş bir hayalden öteye gidemedi. Benalla skandalı ise uzun süredir varolan hoşnutsuzluğun şiddetle birleşen tepkisel yansımasına yol açtı.

Macron, Fransa Cumhurbaşkanı olarak koltuktaki birinci yılında yaşadığı ilk büyük siyasi krizin altından kalkmaya çalışıyor. Bir anda ortaya çıkan ve kendisini daha önce destekleyen basın kuruluşlarının da kendisine karşı tavır aldığı skandal muhalefetin atılım yapmasına fırsat sağladı. Geçen yılki seçimlerin ardından güç kaybına uğrayan aşırı sağ Ulusal Cephe'nin lideri Marine Le Pen de ilk kez mecliste sesini duyurmaya başladı. Macron'un tepki çeken 'kibirli' tavrından geri adım atmaması ve halkla yakınlaşmaması durumunda ülkedeki siyasi dengelerin değişebileceği yorumları yapılıyor.

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

İngilizler AB'den ayrılık için yeni referandum istiyor

'Amsterdam'da geceleri orman kanunları geçerli'