Son Dakika

Son Dakika

Türk gazeteciden Fatih Terim'e: "Hocam bunu nasıl başardınız?"

Okunan haber:

Türk gazeteciden Fatih Terim'e: "Hocam bunu nasıl başardınız?"

Galatasaray
Metin boyutu Aa Aa

Şampiyonlar Ligi’nin güç dağılımı belki de en dengeli grubunda Porto-Galatasaray maçı da yine aynı şekilde dengeli bir oyuna sahne oldu. Galatasaray’ın ilk maçta İstanbul’da yendiği Lokomotiv Moskova’yı Schalke’nin de Rusya’da yenmesi grupta 3 takımın şansını birbirine oldukça yakınlaştırdı.

Galatasaray'ı desteklemek için Porto'ya gelen Beşiktaş taraftarı ile arbede

Farklı ülkelerden Porto’ya gelen 2 bine yakın Galatasaray taraftarı özledikleri Şampiyonlar Ligi coşkusunu paylaşmak için oradaydı ve maç boyunca tezahüratlarıyla takımlarına destek oldular. Ancak maçtan önce şehir meydanındaki toplanmada oraya Beşiktaş formasıyla Galatasaray’ı desteklemek için gelen bir kişinin grup halinde edilen küfürlerle ve yanında eskortla uzaklaştırılmasını anlatacak kelime bulmak da kolay değil. Gurbetçiler Avrupa kupası maçlarında yıllardır farklı takım formalarıyla yerini alır ve renk ayrımı yapmaksızın Türk takımlarını desteklerler. Fakat bu kez ağırlıklı olarak Türkiye’den gelen grupların olduğu ortamda bu utanç verici duruma şahitlik etmiş olduk. Kaldı ki o Beşiktaşlı taraftar da kırmızı Beşiktaş formasını giyerek Porto’yu değil Galatasaray’ı desteklemek, sarı-kırmızılılarla birlikte sevinmek için gelmişti oraya.

Conceiçao: Grubun favorisi Porto

Maç sonrasında Porto Teknik Direktörü Sergio Conceiçao’nun yorumu « grubun favorisiyiz » şeklinde oldu. Rakiplerinin durumunun yanı sıra Porto’da özellikle orta sahanın merkezindeki ve hücum kanatlarındaki oyuncuların yüksek top tekniği de Portekizli teknik adamın bu şekilde iddialı konuşmasını kolaylaştırıyor.

İki teknik direktör de oyuncularını rakip sahada pres yapmaya çağırıyordu ancak Onyekuru ve Rodriguez böyle bir alışkanlıkları olmadığını bir kez daha hatırlattılar. Tabii burada bu iki oyuncu kadar onlara dönük bu bu beklentiyi de sorgulamak gerekecek.

Her iki takımın yan ısıra ilk sarı kartları çıkarırken zorlanmayan fakat ikincilerinde cimri davranan hakem Michael Oliver da oyunun akıcılığında etken oldu. Oliver geçtiğimiz sezon Şampiyonlar Ligi yarı finalinde son dakikada Real Madrid için penaltı çalan ve Juventus kalecisi Buffon’a da kırmızı kart göstermiş olan hakem.

GS'yi yıkan golün pası Telles'ten

Karşılaşmanın tek golü eski Galatasaraylı Telles’in kullandığı kornerde, o dakika dışında Porto’nun hücumdaki en etkisiz ismi olan Marega’dan geldi. Aboubakar’ın yokluğunda santrafor pozisyonunda forma bulan Marega topa kale sahasının önünde yükseldiğinde ona en yakın sarı-kırmızılı olarak Nagatomo görülüyordu. Tabii burada Japon oyuncunun yalnızca Galatasaray’ın değil sahadaki tüm oyuncuların da en kısası olduğunu unutmamak gerekiyor.

Terim: Önümüzdeki maçlarda da bu oyunu sürdürmeyi düşünüyoruz

Maç sonrasındaki basın toplantısında Türkiye’den çok az sayıda gazeteci bulunuyordu ve Terim’e yalnızca tek soru yöneltildi. O da « ilk yarıdaki oyuna bakıldığında Juventus maçı dışında Porto’nun bu kadar zor duruma düştüğünü ben hatırlamıyorum bunu nasıl başardınız hocam? » şeklinde oldu. Gerçi soruyu soran gazeteci yıllardır bu kadar iyi takip ettiği! Porto’nun teknik direktörünün konuşmasını beklemeden salondan ayrıldı ama kalsaydı, galip takımın teknik direktörüne Portekizli gazetecilerin nasıl detaylı bir şekilde sorgulayıcı olabildiğini, onun da buna karşılık nasıl sıcak ve açık bir şekilde karşılık verdiğini görecekti.

Oysa maça lider girip 3'üncülükle çıkan Galatasaray için sorulacak daha çok soru olmalıydı. Belhanda’nın hangi beklentiye karşılık vererek 74 dakika sahada kaldığını bilemedik mesela. Takımın en iyilerinden Muslera’nın 30 kez uzun top kullanıp bunun 21’ini rakibe teslim etmiş olması hakkında da Terim’in bir görüşü vardı mutlaka. Aynı istatistik Porto kalecisi için ise 16/22 idi ki Casillas oyuna geriden uzun topla yaptığı katkıda yalnızca Muslera’nın değil topu 8 kez rakibe teslim eden Maicon’un da önünde yer aldı. Tabii takım oyununu değerlendirirken bu rakamları yalnızca oyuncuların pas isabetsizlikleri olarak değil de uzun topa zorlanmaları yönünden tartışmak daha « isabetli » olacak.

Sarı-kırmızılı oyuncuların kornerlerde maç boyu süren ve golle sonuçlanan dağınıklığını, paylaşım hatalarını da konuşamadık tabii. Fatih hoca da salondan önümüzdeki maçlarda da bu oyunu sürdürmeyi düşünüyoruz diyerek ayrıldı. Aslında daha çok bu noktada sormak gerekiyordu belki de « Bunu nasıl başarıyorsunuz hocam ? » diye.

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Dört gün mesai yapıp üç gün dinlenen çalışanların verimi arttı

Brexit sonrası Türk öğrencilerini ne bekliyor?