Son Dakika

Son Dakika

Medvedev: Yaptırımları biz başlatmadık, bitirecek olan da biz değiliz

Okunan haber:

Medvedev: Yaptırımları biz başlatmadık, bitirecek olan da biz değiliz

Medvedev: Yaptırımları biz başlatmadık, bitirecek olan da biz değiliz
Metin boyutu Aa Aa

Global Conversation'ın bu haftaki konuğu Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev. Rusya'nın iki numaralı siyasetçisi ile Brüksel'de yapılacak olan Asya ve Avrupa Zirvesi'ne (ASEM) katılmadan önce ülkesinin Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve diğer ülkelerle olan ilişkilerini konuştuk.

10 hadiseden dokuzunda, Rusya karşıtı alınan her yaptırımın, o ülkenin iç siyasetinde ayrı bir hedefi var.

Dimitri Medvedev Rusya Başbakanı

Medvedev, Rusya'ya uygulanan yaptırımların ülkesinin siyasetini değiştirmeyeceğini ancak bu yaptırımlardan özellikle de Rus halkının büyük zarar gördüğünü söylüyor. 53 yaşındaki siyasetçi, Sergey Skripal olayı ve Rus bilgisayar korsanlarının uluslararası kurumlara yaptığı saldırılarla ilgili sorulara ise net yanıtlar vermedi.

Medvedev ile euronews'in gerçekleştirdiği özel röportajda öne çıkan başlıklar şöyle:

"Şimdiki Rusya Avrupa Birliği ilişkilerine bakacak olursak; evet zor bir dönemden geçiyoruz ve bununla yüzleşeceğiz. Bu noktaya gelmemizin sebebi Avrupa Birliği'nin ivedi kararlar alması. Ve bunun bedelini AB vatandaşları ödüyor."

"Açıkça söylemek gerekirse Polonya ile siyasi ve ekonomik anlamda hiçbir ilişkimiz yok."

"10 hadiseden dokuzunda, Rusya karşıtı alınan her yaptırımın, o ülkenin iç siyasetinde ayrı bir hedefi var. İktidarda kalmak, hükümet kurmak ya da diğer hedeflere ulaşmak. Ancak Rusya'yı etkileme hedefi yok. Bize zarar veremezler, ve bunu da herkes biliyor."

"Yaptırımlar konusunda vidaları iyice sıkmak hiç kimsenin yararına olmayacak. Amerikalılar sürekli yaptırımları artıracağız diyor. Bu durum herhangi bir bakımdan Soyvetler Birliği politikasını değiştirdi mi?"

Medvedev: Donald Tusk Avrupa Birliği'nin tümünü temsil etmiyor

Tesa Arcilla, euronews: Sayın Medvedev, yakın bir zamanda mevkidaşlarınızla Brüksel'de bir araya geleceksiniz. Ekim ayı başında Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Donald Tusk, Vladimir Putin'in liderliğini yürüttüğü Rusya'nın Avrupa'nın Birliği açısından en büyük tehdit olduğunu söyledi. Sizce bu söylem doğru mu?"

Dmitri Medvedev, Rusya Başbakanı: Donald Tusk Avrupa Birliği'nin tümünü temsil etmiyor. Kendisiyle daha önceden görüşmüştük. Bazı konular üzerinde konumunun farkındayım. Farklı şartlar altında bir araya geldik. Şunu açıklığa kavuşturalım, Avrupa Komisyonu'na başkanlık eden kişi, 'Avrupa Birliği'nin tümünün fikrini yansıtamazsın' diyor. Bunu onun iradesine bırakalım.

euronews: Siz, oraya Avrupa-Asya Zirvesi için gidiyorsunuz. Büyük ihtimalle ticari konuları görüşeceksiniz. Ancak coğrafi konum elbette ticareti etkiliyor. Rusya'nın masaya ne koyması gerekiyor? Ülkenizin Avrupa ile olan ilişkilerini düzeltilmesi için sizce ne yapılmalı?

​Dmitri Medvedev: Öncelikle Asya ve Avrupa Zirvesi olan ASEM hakkında konuşmak istiyorum. Bence bu platform Asya ve Avrupa arasındaki işbirliğini genişletmek ve farklı bakış açıları elde etmek için çok uygun. Açıkçası, bu zirve büyük kararların alındığı bir yer değil. Bu bağlamda G20 Zirvesi'nde büyük ve önemli kararlar alınıyor. Aslında, 2008'den beri bu rolü üstleniyor. ASEM Zirvesi daha ziyade tavsiye niteliğinde işliyor. Yine de bizim de katıldığımız bu platform önemli ve üretken bir yapıya sahip. Bir önceki zirve Moğolistan'da gerçekleştirilmişti ve çok yararlı geçmişti. Avrupa Birliği, Rusya, Asya Pasifik Bölgesi ve Güney Doğu Asya ülkeleri olan ASEAN, fikirlerini bu platformda paylaşma şansı buldu. Genel itibariyle bu toplantılar birbirimizi daha iyi anlamamıza yardımcı oldu.

Şimdiki Rusya ve Avrupa Birliği ilişkilerine bakacak olursak; evet zor bir dönemden geçiyoruz ve bununla yüzleşeceğiz. Bu noktaya gelmemizin sebebi Avrupa Birliği'nin ivedi kararlar alması. Ve bunun bedelini AB vatandaşları ödüyor. Elbette bu kararlar bizim ülkemizi de olumsuz etkiliyor. Ticaret sahası bundan etkilendi. Ancak bu durum daha çok vatandaşlarımızı etkiledi çünkü ticari ve ekonomik işbirliğimizin önemli bir kısmı askıya alındı. Ve maalesef bazı ülkelerle diyaloğumuzu da kaybettik.

Siz Donald Tusk'tan bahsettiniz. Avrupalı bir memur olmasına rağmen kendisi Polonyalı. Açıkça söylemek gerekirse Polonya ile siyasi ve ekonomik anlamda hiçbir ilişkimiz yok. Bu iyi mi yoksa kötü mü, emin değilim. Tarihsel açıdan bu ülkeyle olan ilişkilerimizi dikkate alırsak, bu çok da iyi bir şey değil. Her ne olursa olsun, Polonya'yı ziyaret ettiğimde, diyalog kurmaya çok daha yakındık. Şimdi bu diyalog yok. Bununla ilgili iyi bir gelişmeden de bahsedemem.

"Devlet liderleri kapalı kapılar ardında çok şey konuşur"

​euronews: Sizin söylemlerinize göre Rusya, bu karmaşayı başlatan tarafın kendisi olmadığını düşünüyor. Ancak, Avrupa'nın bunun tam tersi yönde düşündüğü ortada. Brüksel'den az önce geldim ve orada şu tarz sohbetler dönüyor. Örneğin Hollandalı yetkililer, Skripal'in zehirlenmesi ve Suriye'deki kimyasal saldırılarla ilgili araştırmayı yürüten Kimyasal Silahları Yasaklama Kurumu'na yapılan siber saldırıları engellediklerinden bahsediyorlardı. Ayrıca Rusya'ya yapılan suçlamaların hepsi birbiriyle bağlantılı. Bunu iddia eden dört ülke; Hollanda, İngiltere, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri. Ayrıca, İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt Rusya'nın tüm dünyada bir istikrarsızlık yaratmaya çalıştığını söylüyor.

Şu anda açıkçası Rusya tüm bu suçlamaları kabul etmiyor. Eğer Rusya bu suçlamaları ciddi bir şekilde ciddiye almıyorsa, neden diğer ülkeler zirvede Rusya'yı ciddiye alsınlar?

Dmitri Medvedev: Ne demek istediğinizi tam anlamadım. Rusya'nın bir şekilde anlaşılması gerektiğini söylüyorsunuz. Biz bu tarz zirvelere farklı şekilde algılanmak ya da ülkemize puan verilmesi için katılmıyoruz. Herkesin düşüncesi farklıdır. Biz farklı sebeplerle bu toplantılara katılıyoruz. İşbirliği yapmanın, işbirliğine yanaşmamaktan çok daha iyi olduğunu düşünüyoruz. Konuşmak, susmaktan, ortak bir paydada birleşmek, muhalif olmaktan ve ilerlemek durağan kalmaktan çok daha iyidir. Uluslararası organizasyonlara katılma sebebimiz işte bu.

Her ülkenin kendi değerlendirmesini söylemeye hakkı var. Biz onları dinleriz ancak Rus liderler ve ülkemizin tamamı onların çoğuyla aynı fikirde değil. Ancak bu durum, onlarla iletişim kurmayı reddetme anlamına gelmiyor. Aslında, ASEM Zirvesi'nde çok farklı düşünen liderlerle görüşmeyi düşünüyorum. İletişim kurmanın iki aşaması vardır. Bunların ilki, önceden planlanan resmi görüşmelerde tercüman ve kameralar eşliğinde yapılır. İkincisiyse, perde arkasında olur.

Bence ikinci aşama çok daha yararlı, çünkü iki taraf da acele etmez, arada birileri yoktur ve her şey o anda olup biter. Bu tarz diyaloglar çok yaygın. Moğolistan'daki ASEM Zirvesi'nde farklı ülkelerden liderlerle, farklı çatılar, etkinlikler ve akşam yemeklerinde bu tarz diyaloglar kurma şanı buldum. Örneğin Donald Tusk'ın diğer meseleler arasında Moğol mutfağından bahsettiğini hatırlıyorum. Siyasi ilişkiler bu derecede kısıtlı değildir.

euronews: Evet, kapalı kapılar ardında birçok şeyin konuşulduğu konusunda haklısınız. Liderler çok hassas konuları dahi bu ortamlarda sorabiliyor. Örneğin İngiltere'deki Skripal'in zehirlenme olayını birçok kez size de sormuşlardır. Bu saldırıyı gerçekleştiren iki şüpheli için yapılan savunma Avrupa ve Rusya dışında mizah konusu oldu. Bu durum Rusya'nın güvenilirliğine zarar vermiyor mu?

Dmitri Medvedev: Bu tarz değerlendirmeler uluslararası işbirliğini ileriye götürmez. Sovyet dönemi aklıma geliyor... Örneğin Sovyetler Birliği farklı etiketler kullanmış ve bu hareketiyle uluslararası kapitalist sistemi lekelemişti. Bunlar bizi ayıran şeylerdi. Ancak bu hareket hiçbir iyi sonuca ulaşmadı.

Bu sebeple herkes bir değerlendirme yaparken dikkat etmeli. Birçok ülkenin aynı değerlendirmede bulunması, o olayın çözüldüğü ya da sonucun doğru olduğu anlamına gelmez. İngiltere'deki olay çok bilinen bir hadiseydi. Ve bu tarz yaklaşımlar bizi daha iyi yarınlara götürmeyecek. Bu çıkarımlardan ve yaptırımlardan kim yarar sağlayacak? Hiçkimse... Yaptırımların her türlüsünün bizi ölüme kadar götürebileceği çok açık.

Ancak tüm bunların olma sebebini biliyoruz. Hadiselerin çoğunda, yapılan değerlendirmeler ve benzer yaptırımlar birilerini cezalandırmak, birine zarar vermek ya da uluslararası bir durumu protesto etmek için yapılmıyor. Hayır, bunların başka sebepleri var. Tüm bunlar ülkelerin iç işleri ve iç siyasetleri sebebiyle yapılıyor. Bugün okyanus ötesinde bulunan ve anti-Rusya siyaseti ve tarihiyle bilinen Amerika Birleşik devletleri hakkında henüz konuşmadık. Bu ülkede Rusya karşıtı alınan kararların çoğunun farklı hedefleri var. İç siyasetin getirdiği bir ağız dalaşı sadece... Aslında, Demokratlar ve Cumhuriyetçi taraf arasındaki, ya da demokratlar içindeki kavganın sebebi de bu. Aynı şey Avrupa'daki ülkeler için de söylenebilir. 10 hadiseden dokuzunda, Rusya karşıtı alınan her kararın, o ülkenin iç siyasetinde ayrı bir hedefi var. İktidarda kalmak, hükümet kurmak ya da diğer hedeflere ulaşmak. Ancak Rusya'yı etkileme hedefi yok. Bize zarar veremezler, ve bunu da herkes biliyor.

​euronews: Şimdi yaptırımlar ve elbette ekonomiden bahsetmek istiyorum. Ancak bundan önce, iki Skripal şüphelisi hakkında soru soracağım. Sizce bu iki şüphelinin gerçekten de oraya katedrali görmeye gittiğine mi inanıyorsunuz?

Dmitri Medvedev: Bilmiyorum. Yorum yapmayacağım. Bu insanlar hakkında bilgiye sahip değilim. Belli bir noktaya kadar, yapılan yorumlar hakkında da birşey bilmiyorum. Bilmiyorum, nereden bilebilirim ki?

"Ekonomik yaptırımları biz başlatmadık o nedenle bunu bitirecek olan da biz değiliz"

euronews: Şimdi de Amerika'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımları konuşalım. Siz, Amerika'nın bu yaptırımları Rusya'nın seçimlere karıştığı iddiası sonrası öne sürdüğünü söylediniz. Peki Rusya kendisini, Amerika ya da kendisine yaptırım uygulayan diğer devletler ile savaş halinde görüyor mu?

Dmitri Medvedev: Bu konu hakkında daha öncede konuşmuştum. Yaptırımlar konusunda vidaları iyice sıkmak hiç kimsenin yararına olmayacak. Amerikalılar sürekli yaptırımları artıracağız diyor. Daha önceden de söyledim ve bir kez daha yineliyorum.Bu ülkeler belki de 20'inci yüzyılda 10 defa Sovyetler Birliğine yaptırım uyguladılar. Şunu da belirtmeliyim ki, biz artık Sovyetler Birliği değiliz, biz Rusya Devleti'yiz ve farklı değerlere sahibiz. Bunun yanında da, Sovyetler Birliği'nin resmi mirasçısıyız. Bunu defalarca söyledim. Bu durum herhangi bir bakımdan Soyvetler Birliği politikasını değiştirdi mi?

Bu yaptırımlar Çin Halk Cumhuriyeti'ne de uygulandı. Peki bu yaptırımlar Çin'in siyasi çizgisini herhangi bir açıdan değiştirdi mi? Bu örnekler çoğaltılabilir. Yaptırımlar, kesinlikle sonuç verici bir uygulama. Bankalara yaptırım uygulamaksa kesinlikle ticari açıdan savaş anlamına gelir. Bunlar, başa çıkması en zor yaptırımlar. Ancak hiç şüphe yok ki, biz bu baskıların da üstesinden geleceğiz. Asıl soru şu, neden birileri bu tarz şeylere başvuruyor. Çünkü bu durum uluslararası işleyişi, özellikle de uluslararası ticari işleyişi sekteye uğratıyor.

Şu anda ticaret savaşları devam ediyor. Amerika ile Çin arasında, Amerika ile Avrupa Birliği arasında ve Amerika ile İran arasında bir ticari savaş var. İşte görüyorsunuz, bu durum onların ne olduğunu gösteriyor. bazı yaptırımlar da elbette Rusya'yı hedefliyor. Bu durum akla şu soruyu getiriyor, uluslararası ticaret sistemi bu olaylardan yarar sağlıyor mu? Ülkelerin durumları daha iyi bir noktaya mı geldi? Peki şu anda iş akışı ve hacmi daha iyi bir noktada mı? Ancak kısa vadeli iç siyasette bazı başarılar elde edildiği de bir gerçek.

euronews: Böyle bir durumda nasıl karşılık verirsiniz? Rusya gerektiğinde bu savaşa ekonomik, siyasi veya başka vasıtalarla karşılık verecektir dediniz? Ne demek istiyorsunuz? Diğer vasıtalar neler?

Medvedev: Duruma göre değişik vasıtalar olabilir.

euronews: Askeri vasıtalar mı?

Medvedev: Günümüz dünyasında bu kesinlikle mümkün değil. Sorumlulukları olan bir ülkeyiz ve BM Güvenlik Konseyinin daimi üyesiyiz. Bu gibi kararlar bir ülkenin en yüksek otoritesinin belirleyeceği şeylerdir ve ancak devlet başkanı bu tarz kararlar alabilir.

Çağdaş dünyada çok farklı yöntemlerle karşılık verebilirsiniz, az önce söylediğim gibi asimetrik yanıtlar olabilir mesela. İlla ki askeri karşılık olmasına gerek yok. Ekonomik tehditlere aynı derecede ekonomik karşılık vermenize gerek yok. Neyse odur. Biz biliyoruz ki Rus ve Amerikan ekonomileri birbirine bağımlı. ABD ekonomisi, Rusya’ya karşı aldığı yaptırım kararlarından pek etkilenmiyor çünkü ticaret hacmi fazla değil.

Fakat Avrupa ekonomisi yaptırımlardan aşırı şekilde etkilendi çünkü ticaret miktarı oldukça fazla. Bizim ABD ile olan ticaretimiz yaklaşık 20 milyar dolar. Çok az miktar bu. Avrupa Birliği ile olan ticaret çok daha önemli. AB ile olan ticaret yüzlerce milyar doları ifade ediyor. Şimdi size bir örnek vereyim; yaptırımların ardından AB ile olan ticaretimiz 430 milyar dolardan 220 milyar dolara düştü, neredeyse yarısına. Benim sorum ise şu; Avrupa’nın bundan zararı nedir? Avrupalılar işlerinden oluyor, kazançları azalıyor. Bizimle ticarete odaklanmış küçük bölge ticaretleri bile kalkınmaya dair güvenlerini kaybediyor. Biz her zaman söylüyoruz; ekonomik yaptırımları biz başlatmadık o nedenle bunu bitirecek olan da biz değiliz.

euronews: ABD’nin Rusya’ya karşı yaptırımlarına rağmen, belki de Donald Trump diğerlerine nazaran daha dostane diyebiliriz. Trump şimdiye kadar Rusya için gelmiş geçmiş en iyi seçenek diyebilir miyiz?

Medvedev: Trump’ı biz seçmedik. Donald Trump ABD’nin başkanı. Amerika halkının kararına saygı duyuyoruz. Trump’ın yerinde başka bir başkan olsaydı, ona da en az Trump’a olduğu kadar saygı duyardık. Anladığımız kadarıyla Donald Trump şu anda zor bir dönem geçiriyor. Diğer yandan, Trump’ın bize karşı sempatisi olduğu söylendi fakat şimdiye kadar ikili ilişkilerimizi iyileştirmek için radikal bir adım atmadı. Üzerindeki baskılardan dolayı atacağa da benzemiyor.

euronews: Baskı konusuna gelecek olursak .... Rusya’daki baskı konusuna değinmek istiyorum. Sokaklarda birçok gösteri ve yürüyüş yapıldığını gördük, belki de emeklilik reformu nedeniyle de olabilir. Sizin fotoğraflarınızın üzerinde “Halkın düşmanı” yazan pankartlar vardı. Sokaklardaki hoşnutsuzluktan endişeleniyor musunuz? Partiniz kemer sıkma politikası izliyor, hoşnutsuzluktan endişeleniyor musunuz?

Medvedev: Ülkedeki durumdan mı bahsediyorsunuz?

euronews: Evet, Rusya’dan...

Medvedev: Ülkedeki değişikliklikler doğal olarak her birey tarafından farklı karşılanıyor. Eğer emeklilik kanunuyla ilgili durumu soruyorsanız, bu tarz reformlar hiçbir ülkede kolaylıkla yapılamıyor. Bunun gibi karmaşık reformlar insanların hayatlarını etkileyeceği endişesi yaratıyor. Diğer yandan, daha önce defalarca söylediğim gibi bu reformlara ihtiyacımız var. Ülkedeki büyük bir kesim için bu reformların gerekli olduğunu bildiğimiz ve hayat koşullarını iyileştirmek istediğimiz için bu değişikliklere başvurduk. Ülkedeki ortalama yaşam süresi 73 yaşına yükseldi, yani şimdiki ortalama ömür süresi emeklilik yaşının belirlendiği 40’lı 50’li yıllardan daha fazla. Bu tartışılmaz bir gerçek.

euronews: Fakat durumun ciddiyeti hakkında endişeleniyor musunuz?

Medvedev: Sanırım gereken açıklamayı yaptım. Yasa değişiklikleri onaylandı ve imzalandı. Endişeler azaldı. Ülkedeki durum da sakinleşecektir.

"Rusya olarak Suriye'deki düzeni yeniden sağlamaya çalışıyoruz"

euronews: Az zamanım kaldı fakat size şu soruyu da sormak istiyorum. Suriye konusuna değineceğim. Kimilerine göre Rusya, Suriye’deki amacına ulaştı ve ABD’yi kenara çekerek bölgede liderliği üstleniyor. Suriyelilerin evlerine dönebilmesi ve Esad rejiminde olduğundan daha iyi hayat koşullarına erişebilmesi için Rusya onlara ne gibi vaatler sunuyor? Rusya, Suriye’yi yeniden inşa etmek istiyor, o nedenle Suriye halkına neyi garanti ediyor?

Medvedev: Suriye gerçekten de zor günler yaşıyor. 2010’da Suriye’ye gitmiştim ve o zamanlarda bende çok iyi bir izlenim bırakmıştı. Modern, ayrıca Müslüman, Hristiyan, Alevi ve diğer inanç gruplarının barış içinde yaşadığı, nispeten seküler bir ülkeydi. Şu anki durum, tüm bu söylediklerimin tersine değişti. Bence, Suriye topraklarında barış ve düzenin tekrar sağlanabilmesi uluslararası toplumun nihai hedefi olmalı. Rusya olarak biz de, Suriye otoritesinin talebiyle birlikte ülkedeki düzeni yeniden sağlamaya çalışıyoruz. Suriye lideri birçok kez beyan etti ve tüm süreç şeffaf bir şekilde ilerledi.

Ama umuyoruz ki tüm bu olanlar bitecek, Suriye liderlerini yeniden seçecek ve düzelme aşamasına geçecek. Bazı kurallar değişecek. Ulusal bir diyalog süreci devreye girecek. Ancak o zaman Suriye’de barış ve huzur mümkün olabilecek. Ve biz tüm bu süreçte elimizden geldiğince yardım etmeye hazır olacağız.

euronews: Sayın Medvedev, sadece 30 saniyem kaldı. Size bir isim söyleyeceğim ve siz de aklınıza gelen ilk şeyi söyleyeceksiniz.

Donald Trump. Aklıma gelen ilk isim.

Medvedev: Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanı.

euronews: Putin?

Medvedev: Rusya başkanı.

euronews: Hayır, daha detaylı bir cevap vermenizi istiyorum. Onu tanımlayacak şekilde aklınıza ilk gelen şey ne?

Medvedev: Ama gerçekten de, ülkemizin başkanı olduğu ilk olarak aklıma geliyor. Başka ne olabilir ki? Ayrıca uzun zamandır tanıdığım bir insan.

euronews: Jean-Claude Juncker?

Medvedev: Bizim meslektaşımız, Avrupa Birliği lideri.

euronews: Bir kelimeyle lütfen.

Medvedev: Kendisiyle iyi ilişkilerimiz olsa da başka bir bağım yok. Onu zirvede görmeyi umuyorum.

euronews: Angela Merkel’i yakında göreceksiniz. Ne düşünüyorsunuz?

Medvedev: Aynısı Merkel için de geçerli. Birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz. Son zamanlardaki anlaşmazlıklara rağmen genellikle iyi ilişkiler içindeyiz. ... Tamam, başka bir bağ daha söyleyebilirim. Merkel’in, “Doğu Almanya’da doğdum” dediğini hatırlıyorum.

Bu haberler de ilginizi çekebilir

İnsan Hakları İzleme Örgütü: Çin'in Uygur Türklerine yaptığı sapkınlık

2 günde 1 intihar: Fransız çiftçilerin 40 yıllık sorunu