Son Dakika

Son Dakika

"Emeklilikte yaşa takılanların ek maliyeti söylendiği kadar yüksek değil"

Okunan haber:

"Emeklilikte yaşa takılanların ek maliyeti söylendiği kadar yüksek değil"

Emeklilikte yaşa takılanlar
Metin boyutu Aa Aa

Yazar: Prof. Dr. Yalçın Karatepe, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi

Dünyanın hemen her ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de sosyal güvenlik sistemi ve vatandaşların bundan yararlanma derecesi ve katlanılan maliyetler önemli tartışma konuları arasındadır.

Türkiye’de bu konuda önemli değişikliklerden biri 1999 yılında çıkarılan 4447 sayılı kanunla yapılmıştır. Bu düzenleme ile getirilen yeniliklerden birisi de emekli olma yaşının artırılması olmuştur. Düzenlemeden önce emekli olabilmek için sadece iki koşul vardı: çalışma süresi ve prim gün sayısı. Kadınlar için 20 erkekler için 25 yıl sigortalı olma koşulu yanında 5000 gün prim ödenmesi emekli olmak için yeterli idi.

Şu an tartışma konusu olan yasa değişikliği ile birlikte ise bu koşullara ek olarak bir de yaş sınırı getirildi. Düzenleme öyle yapılmıştı ki yaş sınırı sadece kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren işe başlayanlara değil, çalışma hayatına daha önceden girmiş olanlara da uygulanmaya başlandı. Mevcut çalışanlar için getirilen bu sınırlama ile birlikte artık emekli olabilmek için kadınlar 40 ila 58, erkeklerde ise 60’a varan ve kademeli olarak gerçekleşen yaş sınırlaması uygulamaya girdi. Bu sınırlamanın yanı sıra prim gün sayısı da 7000 güne çıkarıldı. Böylelikle emekli olmak için prim ödemek yetersiz hale gelmiş, aynı zamanda da belli yaşa ulaşmış olmak zorunlu hale geldi.

Bu düzenleme ile birlikte haklarının ihlal edildiğini düşünen ve yaş kriteri nedeniyle emekli olamayanlar bu haklarının iade edilmesi ve yaş sınırının kaldırılması için örgütlü bir mücadeleye girişti. Bugün ülkede “Emeklilikte Yaşa Takılanlar” adı ile mücadelelerini sürdüren bu grup taleplerini siyasi partilerin gündemine aldırmayı başarmıştı.

Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu konuda AK Parti grup toplantısında yaptığı açıklamada, böyle bir düzenlemenin SGK üzerine 10 yılda toplam 750 milyar liralık bir ek yük getireceğini bu nedenle bunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını söylemiştir.

Emeklilikte yaşa takılanların sayısı nedir?

Bu konuda net bir veri kamuoyu ile paylaşılmış değildir. Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasında sayının, 1 milyonu kamu çalışanları olmak üzere, toplam 6.3 milyon olduğunu belirtilmekle birlikte, bu imkândan yararlanarak hemen emekli olabileceklerin sayısını 1.3 milyon olarak beyan etmiştir. Oranlayarak hesaplayınca, hemen emekli olabilecek kamu çalışanı sayısı yaklaşık 216 bin kişidir, geri kalanlar ise özel sektörde ya da kendi nam ve hesabına çalışanlardan oluşmaktadır.

Emeklilik normal koşullarda isteğe bağlıdır. Sadece kamu çalışanları 65 yaşına geldikleri zaman zorunlu olarak emekli edilmektedir. Diğer çalışanlar için böyle bir sınırlama söz konusu değildir. Dolayısıyla emekliliğe hak kazanmış olmak ile birlikte pek çok çalışanın çalışmaya devam ettiğini biliyoruz.

Çalışmaya devam etmenin önemli gerekçelerinden birisi, çalışırken sağlanan gelir ile emekli olunca alınacak olan gelir arasındaki farktır. Son yıllarda yapılan düzenlemeler ile bu fark önemli ölçüde açılmıştır.

Emekli aylığı bağlanma oranı 2000 öncesi dönem için %70, 2000-2008 dönemi için %60 ve 2008 sonrası dönem için ise %50 olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla emekli olunca gelir kaybı oldukça yüksek bir oranda olacaktır. Ayrıca pek çok çalışan iş tatmini gibi gerekçelerle de çalışmaya devam etmeyi tercih ediyor.

Bu nedenlerle, emeklilikte yaşa takılanlar hakkında bir düzenleme yapılması durumunda bundan yararlanacak olanların sayısı da açıklanan rakamların altında kalacaktır.

Bu imkândan yararlanmak durumunda olanları iki gruba ayırabiliriz:

1. Emeklilik koşullarını yerine getirmiş ancak yaş sınırı nedeniyle emekli olamayan ancak şu anda işsiz olanlar,

2. Yaş koşulunu da karşılayınca emekli olmayı tercih edecek olanlar.

Maalesef bu verilere sahip değiliz. “Emeklilikte Yaşa Takılanlar Derneğinin” iddiasına göre bundan yararlanacak olanların sayısı yaklaşık 700 bindir. Bu rakam, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı “hemen emekli olacak 1.3 milyon” kişi sayısının, biraz önce sıraladığımız gerekçelerle emekli olmak istemeyecekleri düşündüğümüz zaman, makul kabul edebileceğimiz bir seviyeye gelmektedir. Bu sayı varsayımlarımızla örtüşmektedir. SGK üzerine gelecek ek yükü buradan hesaplamak gerekir.

Mevcut durumda emekli olanlar ve bunlara yapılan ödemeler

SGK verilerine göre 2018 yılı Ağustos ayı sonu itibariyle emekli ve hak sahibi 12.456.614 kişidir. Emekli ve hak sahiplerine 2018 yılı Ağustos ayında ödenen miktar 21 milyar liradır. 2018 yılının ilk sekiz ayında ödenen toplam tutar ise 159.5 milyar liradır .

Emeklilikte yaşa takılanların ek maliyeti ne olur?

Hemen emekli olma imkânına sahip olanlardan, emekli olmayı tercih edeceklerin sayısını, yukarıdaki varsayımlar çerçevesinde, yaklaşık 700 bin kabul edersek, emekli sayısının 2018 yılı Ağustos ayı sonundaki toplam sayının %5.6 oranında artmasına yol açacaktır.

Yaş sınırı kalkması durumunda emekli olmayı tercih edeceklerin de mevcut emeklilerin aldıkları tutarlarda emekli aylığı alacağını varsayabiliriz. Bu durumda, bu imkânın sunulması halinde bundan yararlanacak olanların sisteme getireceği aylık ek yük mevcut ödemenin %5.6’sı oranında, yaklaşık 1.176 milyon, yıllık toplam 14 milyar lira olacaktır. Hesaplanan bu rakam şimdiye kadar telaffuz edilenlerden oldukça düşüktür.

Meclise sunulan ancak reddedilen teklif ne getiriyordu?

Emeklilikte yaşa takılanların taleplerinin karşılanması için İyi Parti tarafından bir kanun teklifi meclise sunulmuş, bu teklifte prim gün sayısı koşulun karşılayan ancak yaş sınırı koşulunu karşılamayanlar için isteğe bağlı olarak emekli imkânı sunulması öngörülmüştür. Teklife göre, bu imkândan yararlanacak olanlara ödenecek yaşlılık maaşları için, yaş kriterini karşılamaya kalan süre esas alınarak, mevcut durumda emekli olanların aldıkları aylıkların en az %60 en fazla %85 olmak üzere sınırlama getirilmesi önerilmiş ancak bu teklif “sosyal güvenlik sistemi üzerine büyük yük getireceği gerekçesi” ile iktidar tarafından uygun bulunmamıştır. Eğer teklif yasalaşsa idi, bundan yararlanacak olanlara yapılacak olan ödeme tutarı yukarıda hesaplanandan daha az olacaktı. Aylık bağlama oranın mevcut aylık alanların yaklaşık %75’i oranında kalması halinde aylık ek maliyet 1.176 milyon yerine yaklaşık 900 milyon lira seviyesinde olacaktı.

Türkiye Ek Maliyeti Karşılayabilir mi?

Kamu kaynaklarının nerelere harcanacağı siyasi bir tercihtir. Bu tercih yapılırken ekonominin ihtiyaçları yanında ekonomi yönetiminin tercihleri de etkili olmaktadır.

Örneğin, döviz kurlarının artmaya başladığı dönemde alınan bir karar ile akaryakıttan alınan ÖTV oranları kademeli olarak indirildi ve petrolün rafineri çıkış fiyatı arttıkça bunun benzin fiyatlarına yansıtılmaması için ÖTV oranında indirimlere gidildi. Enerji ve Petrol Gaz İkmal İstasyonları Sendikası(EPGİS) verilerine göre Eylül ayı itibariyle bu kapsamda vazgeçilen ÖTV tutarı 4.1 milyar liradır ve bu tutar yılsonuna kadar 8 milyar lirayı bulabilir. En son geçen hafta açıklanan karar ile konut satışlarındaki KDV %18’den %8’e indirim uygulamasının devam etmesine, mobilya sektöründe KDV’nin %18’den %8’e düşürülmesine, beyaz eşyada ÖTV’nin kaldırılmasına, belli araç gruplarında ÖTV’nin 15 puan indirilmesi, ticari araçlarda KDV’nin %18’den %1’e düşürülmesi gibi tedbirler açıklandı. Buradan kaynaklanan vergi kaybı da 10 milyar lirayı bulabilir. Vazgeçilen vergiler aslında vergilerin harcanması anlamına gelmektedir.

Emeklilikte yaşa takılanların yol açacağı ek maliyet ile vazgeçilen vergilerden kaynaklanan gelir kaybı karşılaştırıldığında yapılan tercih açık biçimde ortaya çıkmış olur.

Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, Euronews'ün editoryal görüşünü yansıtmaz.

Bu haberler de ilginizi çekebilir

ABD'nin vergi uygulamasına karşı Çin'den 30 trilyon dolarlık ithalat açılımı

Denizli’de ucuz iş gücü: Eğitimli İranlılar

Dünya piyasalarını sarsan Bitcoin'in 10 yıllık serüveninde 15 dönüm noktası