Son Dakika

Son Dakika

Rusya'nın Kerç Boğazı ve Azak Denizi'nden sonra hedefi Karadeniz -Görüş

Okunan haber:

Rusya'nın Kerç Boğazı ve Azak Denizi'nden sonra hedefi Karadeniz -Görüş

Rusya, Ukrayna'ya ait savaş gemilerine el koymuştu
@ Copyright :
Reuters
Metin boyutu Aa Aa

Ukrayna ve Rusya 2003 yılında Azak Denizi ve Kerç Boğazı’nın ortak kullanımına ilişkin bir anlaşma imzaladı. Ukrayna’yı bu anlaşmayı imzalamaya Rusya’nın Kerç Boğazı’nın girişindeki Tuzla Adası’na askeri üs kurma talebi zorladı. Bu anlaşmaya göre; Kerç Boğazı ve Azak Denizi Rusya ve Ukrayna’nın ortak iç denizi olarak kabul edilmekte, her iki tarafın savaş ve devlet gemilerine Azak Denizinde seyir serbestisi tanımaktaydı. Üçüncü ülkelere ait savaş gemilerinin Kerç Boğazı’ndan geçişi ve Azak Denizinde bulunuşu ise her iki ülkenin onayına bağlanmış, Kerç Boğazına ilişkin düzenlemelerin karşılıklı mutabakatla yapılacağı karara bağlanmıştı.

Rusya'nın Azak Denizinden sonraki hedefi Karadeniz’dir. Yaptırımlar ağırlaştırılmadıkça Rusya’yı durdurmak hayal.

Mehmet Cem Demirci Deniz güvenliği uzmanı

2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhakı, taraflar arasında yüksek sesle dile getirilmese de söz konusu anlaşmayı fiilen geçersiz kıldı. Ukrayna hem Kerç Boğazı hem de Azak Denizinin BM Deniz Hukuku Sözleşmesine (BMDHS) tabi olmasının getireceği avantajları da hesaba katarak, 2016 yılında Azak Denizi ve Kerç Boğazı’nın hukuki statüsü için BM Deniz Hukuku Mahkemesine başvurdu. Rusya Kerç Boğazı’nın uluslararası bir boğaz olmadığını öne sürerek bu talebe itiraz etti. Mahkemenin konuya ilişkin kararını 2019 yılında açıklaması bekleniyor.

Rusya çatışmayı denize taşıyor

Sorunun uluslararası boyuta taşınması Rusya’nın faaliyetlerine hız verdi. Nisan 2018’den itibaren Rusya, Kırım ile anakarayı birbirine bağlayacak olan, Kerç Boğazında inşa ettiği köprünün güvenliğini bahane ederek Ukrayna’nın Azak Deniz’inde bulunan Mariupol ve Berdyans Limanlarına yönelik ticari gemileri durdurup aramaya başladı. Ukrayna’nın çelik ve tahıl ihracatı bu limanlardan yapıldığından, aramalar nedeniyle meydana gelen gecikmeler ekonomik kayba neden oldu. Söz konusu limanlara ilişkin ticari gemi trafiği Nisan 2018 öncesine göre %20 azaldı.

Ayrıca, 1993 yılında yapılan anlaşma ile Azak Denizindeki balıkçılık faaliyetleri ve avlanma kotaları düzenlenmiş olmasına rağmen, Rus Sahil Güvenlik Botları birçok Ukraynalı balıkçının teknesine el koydu.

Ukrayna Kerç Boğazı’ndan geçiş hakkı öncelikli olmak üzere, Azak Denizi’ndeki balıkçılık haklarının korunması, denizden gelebilecek olası bir Rus işgalinin engellenmesi için 2020 yılına kadar Berkyands Limanı’nda 30 süratli bottan oluşan bir filo kurma kararı aldı. Bunun ilk adımı olarak da 8 Eylül 2018 tarihinde iki silahlı botu Berkyands Limanı’na konuşlandırdı.

Bu planın devamı olarak 25 Kasım 2018'de Ukrayna’ya ait iki silahlı bot ve bir römorkör Berkyands Limanı’na gitmek için Kerç Boğazına doğru ilerlerken Rus karasularını ihlal ettikleri ve zararsız geçişi zararlı hale getirdikleri gerekçesi ile, Rus Sahil Güvenliği gemileri tarafından zorla durdurularak el koyuldu. Yaşanan çatışma sonucunda 3 Ukraynalı denizci de yaralandı.

Gemilere el konulması uluslararası hukuka uygun mu?

Rus Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Ukrayna gemilerinin Rus karasularına izinsiz girdiği, 1982 tarihli Birleşmiş Deniz Hukuku Sözleşmesine (BMDHS) göre zararsız geçişin Ukrayna gemilerini saldırgan tutumu dolayısıyla bozulduğu, bu nedenle gemilerin faaliyetlerinin engellendiği ve el konulduğu ifade edildi.

Uluslararası yazılı hukuk metinleri ve teamül hukuku (çok uzun zamandan beri uygulanan ve kabul gören yazılı olmayan hukuk kuralları) kurallarına göre bir savaş gemisi bayrağını taşıdığı ülkenin toprağıdır ve onun egemenliğini temsil eder. Hiçbir şart ve koşul altında bir savaş gemisine el konulamaz. Kaldı ki BMDHS hiçbir şekilde zararsız geçişin bozulması durumunda savaş gemisine el konulmasına da izin vermemektedir. Teamül Hukuku kurallarına göre zararsız geçisin bozulduğunu iddia eden sahil devleti, ancak o savaş gemisinden karasularını terk etmesini isteyebilir. Normal koşullar altında bir ülkenin savaş gemisine el konulması savaş sebebidir (casus belli)*

Ukrayna gemilerine el konulmasını hiçbir uluslararası hukuk kuralıyla açıklamak mümkün değildir. Aksine BMDHS herhangi bir ülkeye ait limanlarının açık denizle bağlantısının kesilmesini ve bu amaca yönelik her türlü hareketi yasaklamaktadır. Bu nedenle Rusya’nın Ukrayna’nın Azak Denizinde bulunan limanlarının açık denizle bağlantısının kesilmeye çalışması BMDHS'ne aykırıdır.

Rusya 2008 yılında Gürcistan müdahalesinden sonra yakın çevresi olarak tanımladığı ülkeleri etki alanına dahil etme politikası yürütmektedir. Rusya’nın şu ana kadar yapmış olduğu faaliyetlere bakıldığında uluslararası hukuka uymak gibi bir kaygı taşımadığı görülmektedir.

Rusya’nın nihai hedefi nedir? NATO buna engel olabilir mi?

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik politikasının esası yapmış olduğu faaliyetler ile Ukrayna’nın devlet egemenliğini erozyona uğratmak, Ukrayna’yı kendi topraklarını bile yönetemeyen bir hale getirmektir. Ukrayna gemilerine el koyarak da kısmi olarak bu amacına ulaştığı söylenebilir. Bundan sonraki aşamanın Azak Denizinde bulunan Mariupol ve Berdyans Limanlarını ele geçirerek nihayetinde Azak Denizini bir Rus gölüne dönüştürmek olması kimseyi şaşırtmamalıdır.

Ukrayna için kendi imkanları ile Rusya gibi bir devlete karşı koymak mümkün olmadığından, AB ve NATO desteğini kazanmak öncelikli dış politika hedefi haline geldi. Kırım’ın ilhakından sonra AB tarafından uygulanan yaptırımlar, NATO gemilerinin Ukrayna Limanlarını ziyareti, her fırsattan istifadeyle Ukrayna’ya yapılan destek açıklamaları Rusya’yı caydıramadı. Soğuk Savaş yıllarından itibaren NATO’nun en geniş katılımlı tatbikatı olan Trident Juncture Tatbikatının ana hedefi Rusya’yı saldırgan tutumundan vazgeçirmek ve caydırmak olarak açıklanmıştı. Ancak; üzerinden daha bir ay geçmeden Rusya’nın Ukrayna gemilerine el koyması, NATO’nun Rusya’yı caydırma konusunda ne kadar başarılı olduğunu ortaya koydu.

Rusya için uluslararası hukuk ve iş birliği ne ifade ediyor? Türkiye bunu nasıl yorumlamalı?

Soğuk Savaş döneminden sonra Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin katılımıyla oluşturulan deniz güvenliği harekatları özelinde konuyu değerlendirecek olursak, Rusya için güçsüz olduğu dönemlerde uluslararası hukuk bir koruma kalkanı, güçlendiğinde ise sadece yazılı metinlerden ibarettir. Karadeniz’de her krizden sonra Montrö Boğazlar Sözleşmesi gündeme gelmektedir. Rusya Montrö Sözleşmesine; yabancı savaş gemilerinin Karadeniz’de bulunacakları gün sayısını, toplam tonajları kısıtlamış olması, uçak gemileri ve denizaltıların geçişini yasaklaması nedeniyle, şimdilik itiraz etmemektedir. Zamanı geldiğinde Rusya Montrö’ye itiraz edecektir. Ukrayna’nın Azak Denizinde düştüğü yalnızlığa düşmemek için, Türkiye Rusya ile ilişkilerini tarihi tecrübelerine göre yeniden değerlendirmelidir.

Sonuç

Rusya’nın Ukrayna gemilerine el koymasını herhangi bir hukuk ile izah etmek mümkün değildir. Rusya Azak Denizini ve limanlarını tam kontrolüne almak istemektedir. Azak Denizinden sonraki hedefi ise Karadeniz’dir. Ukrayna’nın tek başına bu gidişe dur demesi mümkün değildir. 25 Kasım’dan sonra yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, yaptırımlar ağırlaştırılmadıkça, NATO Rusya’yı Ukrayna’nın toprak bütünlüğü için her türlü askeri tedbirleri alacağı konusunda ikna etmedikçe, Rusya’yı durdurmak hayalden ibarettir. Rusya saldırgan tutumunu sürdürecek, askeri ve ekonomik olarak Ukrayna’yı yıpratmaya devam edecektir.

Türkiye, Ukrayna ile Gürcistan’ın başına gelenlerden ders alarak kendi güvenliğinin sigortası NATO üyeliğini tartışmaya açabilecek her hareketten kaçınmalı, S-400 alımı başta olmak üzere Rusya ile ilişkilerini yeniden değerlendirmelidir.

*Casus belli: Türkçe'ye savaş sebebi olarak çevrilen uluslararası ilişkilerde kullanılan terim.

Yazar: Mehmet Cem Demirci, Deniz güvenliği uzmanı

Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, Euronews'ün editoryal görüşünü yansıtmaz.