Son Dakika

Son Dakika

Hirokazu'nun aile dramı Arakçılar: Melek yüzlü Japon hırsızlar

Hirokazu'nun aile dramı Arakçılar: Melek yüzlü Japon hırsızlar
Metin boyutu Aa Aa

Sinemanın prestijli ödüllerinden Altın Palmiye'yi kazanan Japon yapımı Manbiki Kazoku (Arakçılar) 2018'e damga vuran filmler arasında yer aldı.

Aile, sevgi, hüzün ve umut kelimeleriyle özdeşleşen yönetmen Hirokazu Kore-eda (56), 'hümanist sinemada dönüm noktası' olarak tanımlanan son çalışmasında bir dramla karşımızda.

1990'lı yılların ortasında kariyerine başlayan Kore-eda, üç güçlü filmi Maborosi (1995), After Life (1998) ve Distance'tan (2001) sonra Arakçılar'da sinemasına yeni bir boyut kazandırıyor.

Japonya'da hırsızlık yaparak geçinen bir ailenin basitlikten karmaşıklığa doğru evrilen hikayesini anlatan filmde yavaş yavaş kendini tanıtan karakterler izleyiciyi acı tatlı dünyalarının içine çekiyor.

Saygı ve dürüstlükleriyle bilinen Japonların adının pek alışık olunmayan hırsız kelimesiyle aynı cümlede yer alması bir ikilem gibi görünüyor. Ancak 'melek yüzlü' hırsızların bulunduğu aile bireylerinin arkasında ortaya çıkan çok daha karmaşık ve derin hikayeleri aklınızdaki soruların yönünü de değiştiriyor.

Marketten yapılan hırsızlık sahnesiyle başlıyor film. Osamu (Lily Frank) ve oğlu Shota (Jyo Kairi) bu 'büyülü' görevlerinden dönerken rastladıkları küçük bir kızı diğer aile üyelerinin itirazlarına rağmen evlerine alıyor. Kısa süre içinde o da bu 'esrarengiz' evin bir parçası oluyor; ancak çok geçmeden ortaya çıkan sırlar hayatların gidişatını farklı yönlere doğru çekiyor.

Filmde büyükanneyi canlandıran Kirin Kiki 15 Eylül'de 75 yaşında hayatını kaybetti.

Adeta Nuri Bilge Ceylan durağanlığına gönderme yapılan sahnelerde, basit gibi görünen karakterler gözünüzün içine bakıp duygusal geçişler eşliğinde size sıradışı hikayelerini anlatıyor.

Film, evin büyük kızı Aki (Mayu Matsuoka) ile Japonya'ya özgü olarak bilinen 'birlikte uyuma kafelerine'; fabrika işçisi anne Nobuyo Shibata (Sakura Ando) ile sert çalışma koşullarına; eylül ayında hayatını kaybeden şevkatli büyükanne Kirin Kiki üzerinden emeklilik konusuna; ailenin iki küçük üyesinin dev apartmanlar arasında 'varoş' bölgesindeki 'hırsızlık oyunlarıyla' toplumsal mesajlar veriyor. Öyle ki Kore-ed'in filmdeki politik ve sosyolojik duruşuyla Tokyo yönetiminin politikalarına dokunması ülkede de tartışma konularından biri oluyor. Kore-eda bu 'tatlı sert' mesajların ötesinde Japon dilinde 'aşk'a da sessiz sedasız yer vermeyi unutmuyor.

Yönetmenin yine aile üzerinden empati dersi verdiği diğer filmleri 'Nobody Knows' (2004) ve 'Like father, like son' (2013) ve 'Our little sister' (2015) da eleştirmenlerden tam not almıştı.

Önceki yapımlarında kalpleri farklı şekillerde titreten Japon sinemacı bu filminde de toplumun genelini ilgilendiren konuları 'sıradışı bir ailedeki' dramdan yola çıkarak veriyor; birbiriyle bağlantısı olmayan insanların arasında aile bağının nasıl kurulup gelişebileceğini gösteriyor.

Yönetmen Hirokazu Kore-eda da çalışmasındaki bütün karakterlerin bu soruya farklı şekillerde cevaplar verdiğini söylüyor.

Japon toplumunda ailedeki kan bağının çok önemli olduğunu vurgulayan yönetmen, filminde kan bağından başka 'birlikte zaman geçirmek' gibi diğer değerleri de sorguluyor.

SON kelimesi beyaz perdeye yansıdığında aklınızın bir köşesinde tam da yönetmenin düşünmenizi istediği 'Aile nedir?' sorusu beliriyor.

Cannes'da jüri başkanı Cate Blanchett'in "oyuncuların performansı, yönetmenin vizyonuyla iç içe geçiyor" diyerek övdüğü ve Oscar için yabancı dilde en iyi film ödülü kategorisinde Japonya'nın aday adayı olarak seçilen film Türkiye'de 19 Ocak'ta vizyona giriyor.

Daha fazla CULT