Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

26. yılında Mumcu suikasti: Hala bilinmeyen azmettiriciler ve zayıflayan toplumsal hafıza

26. yılında Mumcu suikasti: Hala bilinmeyen azmettiriciler ve zayıflayan toplumsal hafıza
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Tam 26 yıl önce 24 Ocak 1993 Pazar günü Ankara'daki evinin önünde bombalı suikaste uğrayarak hayatını kaybeden Cumhuriyet yazarı gazeteci Uğur Mumcu sevenleri tarafından bir kez daha anılıyor ancak bu cinayetin azmettiricileri hala adalete hesap vermiş değil.

Kontr-gerillanın hukuk dışı uygulamalarından MİT-PKK ilişkisine, devlet içerisindeki tarikat ve cemaat örgütlenmelerinden pek çok başka tehlikeli ve zor konuya dair yazılar ve kitaplar kaleme almış olan Mumcu'nun yılan hikayesine döndürülen dava sürecinin farklı iktidar dönemlerinde farklı yönlere evrilmesi medyada yeterince yer bulamadı ve toplumsal hafıza zayıfladı.

Her yıl anmaların ötesine geçmeyen Mumcu suikasti, yaşandığı günden itibaren üzerindeki soru işaretlerinden kurtulamadı.

Mumcu'nun aracına konan bombanın infilak etmesinin ardından aynı gün içinde profesyonel şekilde delil incelemesi yapılmamış, olay yerindeki parçalar temizlenmiş, evinin 50 metre ilerisinde bulunan polis kulübesinde nöbet tutan polislerin sokakta Uğur Mumcu'nun oturduğundan dahi habersiz olduğu ortaya çıkmıştı.

U.M.U.T (Uğur Mumcu Uzun Takip)

İlk yıllar davada hiçbir gelişme yaşanmazken 2000 yılında Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun Beykoz’daki villasına yapılan baskın soruşturmaya şeklini veren gelişme oldu.

Operasyonda gözaltına alınan 'dede' kod isimli Yusuf Karakuş'un Mumcu eylemine katıldığını itiraf etmesi ve yine baskında el konulan harddisklerden bu yönde bilgiler çıkması üzerine Tevhit–Selam / Kudüs Ordusu adlı örgüt soruşturmanın odağı oldu. O günden sonra alınan tüm kararlarda sanıkların İran gizli servisi 'Savama' tarafından eğitildikleri ve şeriat rejimi getirmeyi hedefledikleri kaydedildi.

Temmuz 2000’de Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) Mumcu, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok cinayetleriyle birleştirilen 'UMUT Davası'nda 15’i tutuklu, 17 sanığın yargılanmasına başlandı.

İddianamede, Mumcu’nun aracına konulan bombanın Ferhan Özmen tarafından yapıldığı ve araca Necdet Yüksel’in gözcülüğünde Oğuz Demir tarafından yerleştirildiği belirtildi.

Üç sanığa gıyabında müebbet

Sanıklardan Necdet Yüksel, Rüştü Aytufan ve Ferhan Özmen’e “Anayasal düzeni cebren değiştirmeye teşebbüs etme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet cezası verilirken örgütün İran bağlantısını sağladığı iddia edilen Ali Akbulut, Selahattin Eş, Ahmet Cansız, Aydın Koral ve firari sanık 'Cihan' kod adlı Oğuz Demir'in gıyabındaki davalar sürdü.

Necdet Yüksel ve Ferhan Özmen

Davada cinayetten bu üç sanığa cezaları verildi ama olayın arkasındaki gerçek azmettiriciler hiçbir zaman bulunamadı. 2002 yılında Yargıtay Necdet Yüksel’in ve Rüştü Aytufan’ın müebbet hapis cezalarını onadı. Temmuz 2005’te ise Özmen’e, aynı suçtan ağırlaştırılmış müebbet, Ekrem Baytap’a 15 yıl hapis cezası verildi.

Topluma kazandırma yasası

Diğer sanıklardan Abdulhamit Çelik, Hasan Kılıç, Mehmet Ali Tekin, Mehmet Şahin, Fatih Aydın, Muzaffer Dağdeviren ve Yusuf Karakuş altı yıla kadar hapis cezası aldılar ancak 'Topluma Kazandırma Yasası’na göre cezalarda indirim uygulandı. Firari sanık Oğuz Demir’in dosyası ise ayrı tutuldu.

2006 yılında Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi Özmen hakkındaki kararı onadı ancak Baytap’a verilen 15 yıl hapis cezasını bozdu. Öteki sanıkların ise Topluma Kazandırma Yasası’ndan yararlanamayacaklarına hükmedildi.

Tutuklanmama garantisi

2009 yılına gelindiğinde Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu örgütü mensubu Ali Akbulut, Selahattin Eş, Ahmet Cansız ve Aydın Koral’ın yargılanmalarına başlandı ve Oğuz Demir dosyası da bununla birleştirildi. Mahkeme Türkiye'ye dönerek ifade verecek olanlara 'tutuklanmama garantisi' verdi. Bunun üzerinde Selahattin Eş gelerek ifade verdi ve firari sanıkların Tahran'da yaşadığı kaydedildi. Bu firariler hala aranıyor.

AYM hak ihlal nedeniyle yeniden yargılama kararı verdi

Son olarak 2017'de Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Hasan Kılıç, Mehmet Ali Tekin, Recep Aydın, yusuf Karakuş, Mehmet Şahin ve Fatih Aydın'ın yeniden yargılanmasına karar verdi. Bu karar sanıkların 'bireysel hak ihlali' iddiası ile anayasa mahkemesine başvurması üzerine alındı. AYM bunun için sanıkların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edilmesini gerekçe gösterdi.

Bu süreç sonunda zaman aşımı ve sanıklara tazminat ödenmesi söz konusu olabilir.

Euronews Türkçe, WhatsApp'ta ücretsiz bültenimize abone olun, Türkiye ve dünya gündeminden seçtiğimiz haberler her gün telefonunuza gelsin! Abone olmak için tıklayın