Son Dakika

Son Dakika

Ailesi Nazilerce öldürülen İngiliz Yahudi'nin torunu Brexit nedeniyle Alman vatandaşlığına başvurdu

Ailesi Nazilerce öldürülen İngiliz Yahudi'nin torunu Brexit nedeniyle Alman vatandaşlığına başvurdu
Metin boyutu Aa Aa

İkinci Dünya Savaşı sırasında 18 yaşında olan ve Auschwitz Nazi kampında hayatta kalmayı başaran ancak tüm ailesini kaybeden bu nedenle de Almanya'ya bir daha asla dönmeme yemini eden Anita Lasker-Wallfisch 1946'dan bu yana bir İngiliz vatandaşı. Fakat bugün Brexit'in kendisini karşı karşıya bıraktığı duruma inanmakta güçlük çekiyor.

Bunun nedeni 60 yaşındaki kızı Maya Jacobs ve 36 yaşındaki torunu Simon Wallfisch'in Alman vatandaşlığı için başvurmuş olması. Torun Wallfisch bunu Brexit nedeniyle çocuklarının geleceği için yaptığını söylüyor. Simon aynı şekilde hareket eden binlerce İngiliz Yahudisinden yalnızca biri.

Brexit referandumunun gerçekleştiği Haziran 2016'dan bu yana çok sayıda Yahudi farklı Avrupa Birliği ülkelerinin vatandaşlığı için başvuruda bulundu ve bulunmaya devam ediyor. Bu ülkelerin başında da toplam 3 bin 802 vatandaşlık başvurusu ile Almanya geliyor.

Özel bir hak

Başvuruların Almanya'ya yapılmasının sebebi 1933 ila 1945 yılları arasında Alman vatandaşlığından zorla çıkartılmış olan Yahudilere ve onların soyundan gelenlere özel bir düzenleme yapılmış ve vatandaş olabilme hakkı tanınmış olması.

Brexit'e kadar bu hakkı kullanmak neredeyse hiçbir Yahudi'nin gündeminde yoktu ancak şimdi birçoğu bu yolla kendilerinin ve çocuklarının AB vatandaşı olarak hayatlarına devam etmesini istiyor.

Torun Wallfisch "Bu Brexit denen facia nedeni ile kendimin ve çocuklarımın geleceğini emniyete almaya çalışıyorum." diyor. Teyzesi Maya Wallfisch ise "Geçmişimizin kurbanı olmaya devam edemeyiz, geleceğimizi de düşünmemiz gerekir." şeklinde düşüncelerini tercüme ediyor.

Büyükanne Wallfisch ise o kadar iyimser değil. "Yahudi halkı hiçbir zaman kendini güvende hissetmez. Bunu kendi kızımda ve torunumda görebiliyorum. Zamanında Alman vatandaşı olmak beni hiçbir şeyden koruyamamıştı." şeklinde konuşuyor.

Çello çalarak hayatta kaldı

Simon'ın büyükannesinin konsantrasyon kampında nasıl hayatta kaldığına gelince; bugün ülkenin önde gelen klasik müzik sanatçılarından biri olarak bilinen Anita Lasker-Wallfisch aynı zamanda bir Çello sanatçısı. Nazi kampında gaz odasına götürülenlere çello ile klasik müzik çalmakla görevlendirildiği için savaş bitene kadar öldürülmemiş. Daha sonra ise İngiliz ordusu tarafından 1945 yılında kurtarılmış ve 1946'da İngiltere'ye yerleşmiş.

1990'lara kadar nefretinden ötürü Alman topraklarına ayak basmayan Anita Lasker Wallfisch son yıllarda sıkça Almanya'yı ziyaret ederek burada genç nesillere yaşanan soykırımı ve anılarını anlatıyordu.

İrlanda vatandaşlığına da yüksek başvuru mevcut

İrlanda Cumhuriyeti'nde akrabaları bulunan pek çok İngiliz vatandaşının da bu ülkeye vatandaşlık başvurusu yaptığı belirtiliyor.

Brexit referandumundan bu yana nefret suçlarında artış

İngiliz hükümeti tarafından yayınlanan bir raporda Nisan 2017- Mart 2018 tarihleri arasında İngiltere ve Galler'i kapsayacak şekilde nefret suçlarında yüzde 40'lık bir artış yaşandığı kaydedildi.

Salı günü açıklanan yıllık raporda dini nefret suçlarının yüzde 52 oranında Müslümanları hedef aldığı belirtilirken, emniyet güçlerine karşı nefret söylem ve eylemlerinin de yüzde 17 artışla tüm zamanların rekorunu kırarak 94 bin 98 kez yaşandığı aktarıldı. Bu rakam ülkede beş yıl öncesine göre iki katı artış anlamına geliyor

Yahudiler terk etmeyi düşünüyor

Dini nefret söylemlerinde Müslümanlardan sonra en çok mağdur olan grup ise Yahudiler oldu. CNN International tarafından yapılan bir habere göre Yahudilere yönelik tutum o kadar kötü bir noktaya geldi ki birçoğu Birleşik Krallığı terk etme planları yapmaya başladı.

Anti-semitik görüşlerin bu konuda son derece ılımlı ve demokrat olduğuna inanılan İşçi Partisi içerisinde de yer aldığı haberleri yakın gelecekte ülkenin olası Başbakanı Jeremy Corbyn'in de başını ağrıtıyor.

İngiliz Yahudi Kuruluşu 'Board of Deputies of British Jews' rapor sonrası yayınlanan bir mesaj ise ortaya çıkan durumun acil adımlar atılması için bir çağrı olduğuna dikkat çekti ve "İngiltere'nin başörtüsü veya kipa takanların hedef haline geldikleri bir yer olmasına müsaade edemeyiz. Toplumumuzdaki bu kanserin söküp atılması gerekiyor" denildi.

Brexit ve terör olaylarının ciddi etkisi oldu

Özellikle 2016'daki Brexit referandumu sonrası 2017'de ciddi artışlar kaydedildiği görülen raporda nefret suçlarının dörtte üçünün ırkçı olduğuna dikkat çekiliyor.

Karşı cinse yönelik nefret suçları toplamda yüzde 12 oranında yer tutarken, dine yönelik suçlar toplam nefret suçlarının yüzde 9'unu, engellilere yönelik nefret suçları yüzde 8'ini ve LGBTlere yönelik nefret suçları da yüzde 2'sini oluşturdu.

Yükselişteki artışa ait göstergelerin önemli bir nedeninin de polisin bu konuda artık daha detaylı ve ciddi kayıtlar tutuyor olmasından ileri geldiği ifade ediliyor.

Yaşanan artışta bir diğer önemli faktörün de son yıllarda arka arkaya yaşanan terör saldırıları olduğuna değiniliyor. Westminster köprüsünde yaşanan araçlı ve bıçaklı saldırı, Manchester Arenası'nda meydana gelen bombalı saldırı, Londra köprüsü ve Borough Market saldırılarının yaşandığı tarihlerde nefret suçlarında da ciddi artışlar yaşandığı görülüyor.

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Khabib McGregor'un rövanş teklifini reddetti, boksör Mayweather'a meydan okudu

Cemal Kaşıkçı'yı öldürmekle suçlanan 7 kişinin pasaport görüntüleri yayınlandı