Son Dakika

Son Dakika

Krizin maliyeti artan oranda vatandaşa fatura ediliyor

Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, Euronews'in editoryal görüşünü yansıtmaz.
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye’de küçük tasarruf sahipleri paralarını genellikle “fonlarda” değerlendirirler. Alması, satması kolaydır, uzmanlar tarafından yönetilirler ve getirisi mevduatın üzerindedir. Bu da vatandaşın işini kolaylaştırır.

Para piyasası fonları ya da genel olarak bilinen adıyla likit fonlar küçük tasarruf sahiplerinin çok sık kullandığı yatırım araçlarıdır. Vatandaşlar sahip oldukları küçük miktarlarda parayı, harcayacakları zamana kadar enflasyona karşı korumak ve üç beş kuruş getiri sağlamak için bu fonlarda değerlendiriyorlar. Türkiye Elektrik Fon Dağıtım Platformu (TEFAS) verilerine göre Türkiye’de yatırım fonlarında değerlendirilen para miktarı 57 milyar liradır. Bu tutarın yarısından fazlası, yaklaşık 30 milyar lirası ise para piyasası fonlarında bulunmaktadır. 12 Mart 2019 tarihinde bu fonlar topladıkları kaynaklarının yaklaşık yüzde 85’ini ters repo ve benzer enstrümanlarda değerlendiriyorlardı ve bunların getiri oranı ortalama yüzde 23 civarındadır. Şimdi yapılan bir düzenleme ile işler değişiyor.

Türkiye’nin ekonomik gündemi o kadar yoğun ki yapılan bazı düzenlemelerin nelere yol açacağı pek tartışılamıyor. Bunlardan bir tanesi de Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 12 Mart 2019 tarihinde yaptığı düzenlemedir.

En basit anlatımıyla, bu düzenleme ile para piyasası fonlarının toplam fon değerinin asgari yüzde 50’sini bankalara mevduat olarak yatırmaları zorunlu hale getirildi.

Düzenlemenin detaylarına bakalım:

• Fonların tek bir bankada değerlendirilebilecekleri tutar fon toplam değerinin yüzde 6’sını aşamaz.

• Söz konusu fonlar tarafından ters repo işlemlerine ve Takasbank para piyasası ve yurtiçi organize para piyasası işlemlerine yapılan yatırımın toplam tutarı ise fon toplam değerinin yüzde 40’ını aşamaz.

• Para piyasası fonlarından alınan yönetim ücreti, fon izahname ve yatırımcı bilgi formlarında yer alan mevcut yönetim ücretinin yarısı oranında uygulanır.

• Para piyasası fonları tarafından portföy yapısı ve yönetim ücretine ilişkin sınırlamalara 15.03.2019 tarihi itibariyle uyum sağlanması zorunludur.

Öncelikle bu düzenlemeye ilişkin sorunlar

1. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun amacını açıklayan ilk maddesinde “Bu Kanunun amacı; sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işleyişinin ve gelişmesinin sağlanması, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması için sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesidir.” hükmü açıkça yer almaktadır.

Buradan da anlaşılacağı üzere, SPK’nın iki temel amacı vardır: (a) Sermaye piyasalarını geliştirmek ve (b)Yatırımcıları korumak.

Bu yapılan düzenleme ile her ne kadar kısa vadeli de olsa, sermaye piyasası araçlarına yatırım yapmış kişileri bir bankacılık ürünü olan mevduata yönlendirerek sermaye piyasalarının aleyhine, bankacılık sisteminin lehine bir çaba mevcuttur ve Kurul’un bankacılık ürünlerini teşvik gibi bir amacı olmamalıdır. Kurul diğer amacına da aykırı bir şekilde, yatırımcıların aleyhine, para piyasası fonlarının kendi doğasına uygun şekilde yatırım yaparak maksimum getiriyi sağlamasının yolunu kapatmakta, getirileri düşürmektedir.

Dolayısıyla Kurul iki temel amacının da tam tersi radikal bir karar almıştır. Zaten bu karar, Kurul’un uzun yıllardan beri uygulayageldiği yatırım fonları için mevduat sınırlaması uygulamasına da ters düşmektedir.

2. Ayrıca para piyasası fonları dışındaki diğer bütün fonlarda mevduata ilişkin yüzde 10’luk üst sınır devam ederken para piyasası fonlarında yüzde 50’lik alt sınır olması yatırımcılara nasıl açıklanabilir? Bu düzenleme iyi bir şey ise, mecburi yatırma zorunluluğu olmasa bile, o zaman diğer fonlarda en azından bu sınırın yükseltilmesi gerekmez mi? Hem diğer fonları daha uzun vadeli yatırarak bankacılık sistemine daha fazla destek olur.

3. Yatırım fonlarının portföy yönetim şirketleri tarafından kurulmasının ve lisanslı, alanında uzman portföy yöneticileri tarafından yönetilmesi zorunluluğunun temelinde, bu yöneticilerin yatırımcıların sahip olmadığı uzmanlık ve deneyim ile yatırımcılar için fazladan bir değer yaratmasına olan inanç da yatmaktadır. En az yüzde 50’sini mevduata yatırmak zorunda olan bu fonlarda, portföy yöneticilerinin bir artı değer yaratması mümkün müdür? Zaten bu durum düşünülmüş olacak ki, yönetim ücreti yarı oranında düşürülmüştür. Öte yandan portföyünün yüzde 80’ini mevduata yatıran fon ile yüzde 50’sini yatıran fonun aynı oranda yönetim ücretini düşürmesi adil midir?

Bankalardan likit fon alanlar ağırlıklı olarak küçük tasarrufları olanlardır. Bu fonları alarak uzmanların yönetiminde makul bir getiri sağlamayı düşünüyorlar. Oysa şimdi yapılan düzenleme ile profesyonel fon yöneticilerinin uzmanlıklarının da bir anlamı kalmayacak. Topladıkları parayı banka mevduatına yatırmak zorunda kalacaklar. Ee? Vatandaş zaten bunu kendisi doğrudan yapabilir! Üstelik kendilerinden topladıkları parayı mevduat hesaplarına yatıracak olan fonlara bir de komisyon ödeyecekler. Nereden baksan vatandaşlar için zarara yol açacak bir uygulama.

Amaç bankalara ucuz kaynak sağlamak. Ama kimin kesesinden?

Hükümet bankaların likidite olanaklarını artırmak için çaba sarf ediyor ama yapılan işlemler vatandaşın kayba uğramasına yol açıyor.

SPK yaptığı düzenleme ile para piyasası fonlarına diyor ki, topladığınız paranın en az yüzde 50’sini bankalara mevduat olarak yatıracaksınız. “En az” ifadesine dikkat edin. Banka mevduat faizleri likit fonların getirisinden düşük. Bu da gösteriyor ki küçük tasarruf sahiplerinin getirisini azaltacak bir uygulama devreye sokuluyor.

Kamu mevduatlarına ödenecek faiz oranlarına da sınırlama getirildi. Böylelikle devletin parasını düşük faizle bankalarda tutuyorlar.

Buna ek olarak, bazı bankalar vatandaşın mevduat hesaplarında tuttuğu para ile fon almasına da sınırlama getirdi. Örneğin, otomatik fatura ödeme talimatı vermiş olanların vadesiz mevduat hesaplarında bulundurmaları gereken para miktarını yüzde 100 artıran bankalar var. İsteseniz de bu tutarla bankadan fon alamıyorsunuz. Para vadesizde kalacak. Vadesiz hesapların faizi de sıfırdır. Yani vatandaşa faiz ödemeden hesapta para tutmalarını zorunlu kılıyorlar.

Bütün bunları yaparak bankalara “ucuz kaynak” ve “likidite” sağlamış olacaklar!

Son söz: Küçük tasarruf sahiplerini mağdur ederek, vatandaşın sırtından, ekonominin çarklarını döndürmeye çalışmak bir ekonomi politikası değildir!

WhatsApp'ta ücretsiz bültenimize abone olun, Türkiye ve dünya gündeminden seçtiğimiz haberler her gün telefonunuza gelsin! Abone olmak için tıklayın