Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Yalçın Karatepe: İstanbul seçiminin iptali, krizdeki ekonomi ve hukuk sistemine darbe olur

Euronews logo
Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, Euronews'in editoryal görüşünü yansıtmaz.
Metin boyutu Aa Aa

Geçen haftaki yazımızda “her ne kadar genel oy oranlarına atıfta bulunarak seçimden birinci çıktıklarını söylese de, kabul etmek gerekir ki, bu seçimin birincil kaybedeni Cumhurbaşkanı Erdoğan olmuştur” demiştik. Bu algının toplumda karşılık bulmaya başladığını görüyoruz.

Şimdiye kadar katıldığı tüm seçimleri kazanan Erdoğan’ın seçimleri kaybetmeyeceği düşüncesi özellikle AKP tabanında karşılık buluyor, liderlerinin her zaman başaracağını, partilerini iktidarda tutacağını düşünüyorlardı. Ta ki 31 Mart seçim sonuçları açıklanıncaya kadar! Yerel seçim sonuçları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi imajına büyük bir darbe olmuştur. Seçim sonuçlarının özellikle AKP tabanında bir sarsıntıya, karamsarlığa ve umutsuzluğa yol açmaması için Erdoğan’ın büyük bir çaba gösterdiği görülüyor.

Önce seçim gecesi yaptığı açıklamada il bazında seçim sonuçlarından ziyade ülke genelindeki toplam oy oranlarına atıfta bulunması bunun bir işareti oldu. Daha sonra yaptığı, kazanılan belediye sayısı, belediye encümenlerinin dağılımı gibi açıklamalar da bu amaca yönelikti.

Ankara, İzmir, Adana, Antalya ve Mersin gibi büyük şehirlerde seçimin kaybedilmesi iktidar açısından elbette önemliydi. Ancak Türkiye’de siyasetin geleceği açısından İstanbul çok daha farklı anlamlar ifade ediyor. Erdoğan’ın siyaset arenasına yükseldiği İstanbul’u kaybetmesi daha büyük bir yenilgi oldu. Sadece bu kentin belediyesinin yarattığı ekonomik düzenin muhalefetin eline geçmiş olması değildi önemli olan. Bunun telafi edecek çok daha büyük imkânlara sahip olduklarını biliyoruz. İstanbul’un kaybedilmesinin siyasi anlamı ve uzun vadeli siyasi sonuçları daha ağır olacaktır. Cumhurbaşkanı bunun farkında ve bu nedenle İstanbul’da bir “mağlubiyetin” olmadığı izlenimi yaratmak için büyük çaba harcıyor.

Yerel seçimlerin üzerinden bir haftadan fazla zaman geçmesine rağmen İstanbul Büyükşehir seçimlerine ilişkin karar henüz verilmedi. Ancak Pazartesi günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya’ya giderken yaptığı açıklamalarda kullandığı bir ifade İstanbul seçim sürecinin bittiğinin bir işareti oldu.

Erdoğan’ın İstanbul seçim sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklama, aslında, sonuçları “kabullendiğini” gösteriyor. “13-14 bin farkla seçimi kazandım havasına girmeye hakları yok” ifadesi muhalefetin İstanbul’da göstermiş olduğu başarıyı gölgelemek için kullanılmış gibi duruyor. Bu ifade “kaybettik ama yenilmedik” anlamı da taşıyor. Bu açıklama ile Erdoğan kendi tabanına umutsuzluğu kapılmamaları gerektiği mesajını veriyor ve bu farkı kapatacak güce sahip olduğunu söylüyor. Zaten geçen hafta yaptığı açıklamalarda, özellikle belediye encümenlerinin çoğunluğunun kendilerinde olduğunu vurgulaması, göreve gelecek başkanların seçildikleri belediyeleri yönetmekte zorlanacaklarını söylemesi de kendi tabanlarına verilmiş “merak etmeyin kontrol hala bizde” mesajıdır.

Bir süredir AKP’ye yakın köşe yazarlarının gündeme getirmeye çalıştığı “İstanbul seçimlerinin yenilenmesi gerektiği” argümanı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından sonra sosyal medyada da konuşulmaya başlandı, bu açıklama bunun bir işareti olarak yorumlandı. Ancak mevcut koşullarda İstanbul seçimlerinin yenilenmesi söz konusu olmayacaktır. Çünkü seçimlerin iptal edilmesini gerektirecek hiçbir usulsüzlük ortaya konulamamıştır.

Ekonomik koşullar da uygun değil

Türkiye ekonomisi çok derin bir ekonomik krizden geçmektedir. Seçimlerin kısmi olarak yenilenmesi durumunda ekonominin daha da zora gireceği açıktır. Özellikle dış finansman ihtiyacının çok yüksek olduğu bir dönemde İstanbul seçiminin iptal edilmesi, zaten Türkiye’de çok ciddi şekilde itibarı azalmış olan hukuk sistemine indirilmiş bir darbe olarak algılanacaktır. Eğer böyle bir yola gidilirse, artık Türkiye’de hiçbir şeyin teminat altında olmadığı tescillenmiş olacaktır. Böyle bir ülkenin finansman ihtiyacını karşılayacak yatırımcıların da teminatı kalmamış olur. Çünkü bugün borç verdikleri paranın yarın geri ödeneceğine ilişkin güvence olan hukuk sisteminin tamamen yok edilmiş olduğunu düşünürler.

Böyle bir kararın, bugün dolar kurunda gördüğümüz gibi, başta kurlar olmak üzere tüm ekonomik göstergeler üzerinde çok olumsuz etkisi olur. Kurların hızlı yükselmesinin ülke ekonomisine nasıl etki ettiğini de geçen Ağustos ayından beri görüyoruz. Yükselen enflasyon, bankaların kredi risklerinin realize olması, küçülmenin artarak devam etmesi, işsizliğin yükselmesi iktidarın göze alabileceği şeyler değildir. Bu nedenle iktidar seçimleri geride bırakarak yoluna devam etmek isteyecektir. Bu hafta açıklanması beklenen paketi ile gündemi yeniden ekonomiye çekmeye çalışacaktır.

Artık seçimler geride kalmıştır. Şimdi vatandaşın gerçek gündemi olan ekonomik krize odaklanma zamanıdır. Türkiye’nin acil çözüm bekleyen sorunlarını gündeme alma ve bunlar için gerçekçi politikalar üretme zamanıdır.

*Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, Euronews'in editoryal görüşünü yansıtmaz.