Son Dakika

Son Dakika

Asgari ücret belirlenirken vergi adaleti de dikkate alınmalı - Görüş

Asgari ücret
@ Copyright :
AA
Metin boyutu Aa Aa

Yazar: Prof. Dr. Yalçın Karatepe, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi

2019 yılında uygulanacak asgari ücret belirlenirken 2018 yılında gerçekleşen enflasyon oranını esas almak yeterli değildir.

Yalçın Karatepe Ekonomist

Vergi politikaları dünyanın hemen her ülkesinde en çok tartışılan konular arasında yer almasına rağmen Türkiye’de pek fazla konuşulmuyor. Kimin ne kadar vergi ödediği ve bu vergilerin nereye harcandığı demokrasinin temel konuları arasında yer alır. 1215 Magna Carta anlaşmasından beri vergilerin adil olması gerektiği kabul edilmiştir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin göstergelerinden birisi vergilerin adil ve etkin olmasıdır. Adil olma herkesin gücü oranında vergi ödemesi iken, etkinlikten kastedilenin de tahakkuk edilen vergilerin tahsilat oranının yüksek olmasıdır.

Türkiye bu iki konuda oldukça başarısızdır. Vergi adaleti açısından bakıldığında adil olmayan dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payının oldukça yüksek olduğunu görülür. Dolaylı vergiler harcamalar üzerinden alınan vergiler olduğu için ödeyen kişinin geliri ile orantılı değildir. Örneğin bir gömlek alındığı zaman düşük gelir grubunda olanlar hangi oranda vergi ödüyor ise, yüksek gelir grubunda olanlar da aynı oranda vergi ödüyor. Dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı Türkiye’de %63’tür. OECD ortalaması ise %32’dir. Vergi sisteminin adil olmadığının en temel göstergesi budur. Vergilerin etkinliğinin göstergesi olan vergi tahakkuk ve tahsilat oranlarına bakınca da benzer bir durumla karşılaşıyoruz. Ücretlerden alınan gelir vergisi kaynağında kesildiği için buradaki tahsilat oranı %100’dür. Oysa 2017 yılında kurumlar vergisi tahsilat oranı %74,5 iken gelir vergisi tahsilat oranı %77,6 olmuştur. Bu oranlar yıllar içerisinde pek fazla farklılık göstermemiştir. Sık yapılan vergi affı düzenlemeleri de etkinliği azaltan sonuçlar doğurmaktadır.

Asgari ücretten alınan vergi

Türkiye’de 29 milyon çalışan vardır. Bunun 7 milyonu asgari ücret ile çalışıyor. Tüm çalışanların dörtte biri asgari ücret ile geçinmek zorundadır. Oldukça yüksek olan bu oran ülkede geçim sıkıntısı çekenlerin ne kadar çok olduğunu ortaya koyuyor.

2017 yılında asgari ücret ile çalışanların ödedikleri toplam gelir vergisi tutarı 7,8 milyar, damga vergisi ise 1,1 milyar lira civarındadır. Aynı yılın toplam vergi gelirinin 536 milyar lira olduğunu düşününce, asgari ücretlinin gelir ve damga vergisi dışında bırakılmasının vergi kaybı açısından çok fazla bir maliyet getirmeyeceği açıktır.

AA
Aile, Çalışma Ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, gerçekleştirilen Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun ilk toplantısına başkanlık yaptı.AA

Kamu açısından katlanılabilir bir vergi muafiyeti olmakla ile birlikte, asgari ücret kazanalar açısından oldukça önemli bir kazanım olur. Bir karşılaştırma yapacak olursak, akaryakıt fiyat artışlarını pompa fiyatlarına yansıtmamak için getirilen “Eşel mobil” uygulamasının yol açtığı vergi kaybı yaklaşık bu kadardır.

Ancak sadece asgari ücretlinin vergi dışı bırakılması yeterli değildir. Sadece asgari ücret geliri vergiden muaf olsun denildiğinde bu tutarın bir miktar üzerinde gelir elde edenler açısından bir haksızlığa yol açacağı kesindir. Bunun yerine asgari geçim indirimi sosyal adaleti de dikkate alarak yüksek tutulmalıdır.

Asgari Geçim İndirimi (AGİ) ne kadar olmalıdır?

Vergi Kanunun 32. maddesinde AGİ’nin nasıl hesaplanacağı tanımlanmıştır. Buna göre bekar bir çalışan için AGİ tutarı asgari ücretin %50’si üzerinden hesaplanan %15’lik vergi tutarıdır. Diğer bir değiş ile asgari ücretin %50’si kadar bir gelir tüm çalışanlar açısından vergiden muaftır. 2018 yılında brüt 2.029,50 lira olan asgari ücretin 1.014,75 lirası vergiden muaftır.

Ancak farklı sivil toplum kuruluşlarının yaptıkları çalışmalarda açlık ve yoksulluk sınırı olarak hesaplanan tutarlar bunun çok üzerindedir. Örneğin TÜRKİŞ’in yayınladığı Kasım 2018 verilerine göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 1942 liradır. Sadece gıda harcamalarını içeren bu tutara bir de diğer yaşam maliyetleri eklenince ihtiyaç duyulan miktarın çok daha yüksek olduğu ortaya çıkar. Anayasada vurgulanan sosyal devlet olmanın bir gereği olarak, AGİ asgari ücretin brüt tutarı kadar olmalıdır. Tüm mükelleflerin asgari ücret olarak tanımlanması gereken AGİ tutarı kadar vergiden muaf olması sağlanmalıdır.

Asgari ücret ne olmalıdır

2019 yılında uygulanacak asgari ücreti belirlemek için Asgari Ücret Belirleme Komisyonu geçen hafta çalışmalarına başladı. Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı başkanlığında yapılacak toplantılar sonucunda 2019 yılında uygulanacak asgari ücret belirlenmiş olacak. Mevcut durumda asgari ücret ile çalışan bir işçinin eline geçen net ücret 1603 liradır.

2019 yılında uygulanacak asgari ücret belirlenirken 2018 yılında gerçekleşen enflasyon oranını esas almak yeterli değildir. Eğer sadece enflasyon oranı kadar bir artış yapılır ise yedi milyon çalışanın hayatlarını çok zor bir şekilde sürdürmeleri istenmiş olur. Enflasyon oranı yanında çalışanların refahını artıracak bir iyileştirmenin de yapılması gerekir. Refah artış oranı ekonomik büyüme oranın üstünde olmalıdır.

Vergi ve harçlara uygulanacak yeniden değerleme oranı 2019 yılı için %23,73 olarak belirlenmiştir. Bu orana yaklaşık %5’lik bir refah payı da eklenerek asgari ücret artış oranı %28,73 olarak tespit edilebilir.

Bu oranda bir artış 2019 yılı brüt asgari ücretini 2.612 liraya yükseltir. Bu tutarın tamamının AGİ hesaplamasında kullanılması, dünyada başka örneği olmayan damga vergisinin kaldırılması ve işsizlik fonu için kesilen %1’lik oranın da kaldırılması gerekir. Bütün bunlar yapıldığında asgari ücret ile çalışan sadece %14 SGK primi öder. Böylelikle 2019 yılında asgari ücret ile çalışan birinin eline aylık net 2,291 lira geçer. Bu da 1603 lira olan 2018 yılı net asgari ücretinin %43 artması anlamına gelir. Bu tutar yetersiz olsa bile ekonominin çarklarının da dönmesinde bir sorun yaratmayacağı için makul kabul edilir.