Son Dakika

Son Dakika

Victor Hugo'nun "Notre Dame'ın Kamburu" romanı yangın sonrasında en çok satan kitap oldu

Victor Hugo'nun "Notre Dame'ın Kamburu" romanı yangın sonrasında en çok satan kitap oldu
Copyright
REUTERS/Philippe Wojazer
Metin boyutu Aa Aa

Fransa'nın başkenti Paris'in simgelerinden Notre Dame Katedrali'nde pazartesi çıkan yangından sonra "Notre Dame'ın Kamburu" en çok satılan kitaplar listesinde birinci sıraya çıktı.

Yangın sonrasında Fransızlar, 850 yıllık katedrali konu alan romana yoğun ilgi gösterdi. 19'uncu yüzyılın en ünlü yazarlarından biri olan Victor Hugo'nun romanı, internet alışveriş sitesi Amazon üzerinde en çok satılan kitap oldu.

Kitabın farklı yayın evlerinden çıkan baskıları da ilk 10'da dört farklı sıraya yerleşti.

Kitapta yangın tasvir edilmişti

1831 yılında yayımlanan romanda Esmeralda'yı korumak isteyen kambur Quasimodo'nun sebep olduğu yangın tasviri de dikkatleri çekti.

İmge Kitapevi'nin basımında romandaki Notre Dame Katedrali'ni saran alevler şöyle anlatıldı:

"Bütün gözler kilisenin tepesine doğru kalkmıştı. Gördükleri korkunç, olağanüstü bir şeydi: En yüksek galerinin tepesinde, ortadaki gül biçimi pencereden daha da yüksekte, iki çan kulesinin arasında kıvılcım çevrintileriyle yükselen büyük bir alev, rüzgârın zaman zaman bir parçasını dumanla birlikte alıp götürdüğü düzensiz ve şiddetli koskocaman bir alev vardı.

Bu alevin altında, kor halindeki yoncalarla süslü karanlık parmaklığın yanında, canavar ağzı biçimindeki iki su oluğu durmadan, cephenin aşağısındaki karanlıklar üzerinde gümüş yaldızlı akıntısını belirten bu yakıcı yağmuru kusuyordu. Yere yaklaştıkça erimiş iki kurşun akıntısı, bahçe kovasının bin bir deliğinden fışkıran su gibi, bir demet halinde genişliyordu.

Alevin üzerinde, her biri açık ve belirli iki cephesi görünen –biri kara, biri kıpkırmızı– muazzam kuleler, gökyüzüne kadar uzattıkları gölgenin bütün sonsuzluğuyla daha da büyük görünüyordu. Bunların sayısız şeytan ve ejderha oymaları üzünçlü bir hal alıyordu.

Alevin kaygı verici aydınlıkları onları insanın gözüne kımıldarmış gibi gösteriyordu. Gülüyormuş gibi bir hali olan yedi başlı yılanlar, şapırtısı duyulduğu sanılan canavar ağızlı su olukları, ateşe üfleyen semenderler, dumanın içinde aksıran canavarlar vardı. Ve bu alevle, bu gürültüyle taş uykularından böylesine uyandırılan bütün bu canavarlar arasında, yürüyen bir şamdanın önünden geçen bir yarasa gibi, arada sırada yakıcı ateşin önünden geçtiği görülen bir canavar daha vardı."