Son Dakika

Son Dakika

KHK, koruyucu ailenin hayatını değiştirdi: İhraç edilince, evlat edindikleri çocuk ellerinden alındı

Türkiye'de bir KHK'lının koruyucu aile dramı
Türkiye'de bir KHK'lının koruyucu aile dramı -
Copyright
AA
Metin boyutu Aa Aa

''Sen burada bekle ben gelip seni alacağım dedim ama olmadı. Yalan söylemek zorunda kaldım. O da hissetti...'' 15 temmuz darbe girişimi sonrası kamu kurum ve kuruluşlarında yaklaşık 150 bin kişinin görevine son verildi. Bu kişilerden Koruyucu Aile Statüsü olanların bazıları sadece işini değil çocuğunu da kaybetti.

Türkiye'de Koruyucu Ailelik statüsü ilk olarak 1960'lı yılların başında başladı. Öz ailesi tarafından bakım ve gözetim yükümlülüğü yerine getirilemeyen çocuklar, devletin belirlediği esaslar çerçevesinde koruyucu ailelere emanet ediliyor. Bu, evlat edinmenin bir önceki basamağı olarak kabul ediliyor.

OHAL döneminde Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç olan bir koruyucu aile, euronews Türkçe'ye çocuklarından nasıl ayrılmak zorunda bırakıldıklarını anlattı.

On iki yıllık evlilik hayatlarında doğal yollardan anne ve baba olamayan çift bu süreçte 7 veya 8 kez tüp bebek denediklerini söylüyor.

"Bu çocuklar şimdi ne olacak"

İlk koruyucu ailelik girişimlerinin ayrılıkla sonlandığını dile getirerek sözlerine başlayan KHK'lı vatandaş, "Sonra bunun sonu olmaz dedik, ilk çocuk babasına gitmişti. Buna sevinmeye çalıştık. Bir çocuğa daha koruyucu aile olabiliriz diye düşündük.'' diyor.

İnternette bir kadın cinayeti haberi görünce aile için işler değişiyor. "Normalde kadın cinayeti okumuyordum ama onu okuma isteği duydum." diyen aile, "Bir kadını eski eşi boğarak öldürmüş. Normalde yayınlamazlar ama orada çocukların fotoğrafları da vardı. Fotoğrafta iki tane çocuk. Sonra eşim işten geldikten sonra bana aynı kadın cinayeti haberini gösterdi ve 'bu çocuklar şimdi ne olacak' dedi.''

Bu durum üzerine aile yeniden koruyucu ailelik yapmak için başvurduğunu belirtiyor:

"Normalde başvuru yaparsınız hangi çocuğun geleceğini bilmezsiniz. Sonra bu çocuğu getirdiler. Kadın cinayeti haberinde ki o çocuklardan küçük olanıydı. Ve onu gördüğümüzde farklı bir şey oldu. Geldi eşimin kucağına oturdu. Çikolata istedi. Verdik. Allah'ın bir lutfü idi. Farklı bir durumdu.''

Daha sonra aylarca düzenli olarak çocuğu görmeye giden aile, çocuğun ruh halini şöyle anlatıyor:

''Her gittiğimizde ayrılırken bize tepki gösteriyordu. Anne babasından ayrılmıştı ve travmatik bir süreci vardı. Tekrar görmeye gittiğimizde alışma sürecinde ilk 5 dakika bizimle konuşmuyordu. Çok sessizdi"

Çocuğu ilk kez eve getirdikleri akşamın kendileri için oldukça huzurlu geçtiğini anlatan aile, çocuğun kendilerine anne baba demeye başladığını aktardı.

İlk tanıştıklarında çocuğun 3 yaşında olduğunu dile getiren aile, annesi ölmüş masum bir çocuktu diyor ve ekliyor:

"İşimi kaybetmiştim ve zor bir dönem geçiriyorduk. O zor dönemlerde çocuğumuz bize Allah'ın bir lütfu oldu. Onunla her şey eğlenceli olmaya başlamıştı. Mahalledeki herkes severdi."

Çocuğu almaya geldiklerinde mahallelinin de çok üzüldüğünü ve engel olmaya çalıştığını söyleyen aile, "Bu aslında benim değil çocuğun mağduriyetiydi. Bize anne baba diyordu, alışmıştı artık."

Kanunlara göre koruyucu aile statüsü çocuğun ihmal ve istismar edildiği kötü muameleye maruz bırakıldığının belirlenmesi, ailenin toplum değerlerine aykırı düşen davranışlarının gözlenmesi, fiziki ve ruhsal olarak ailenin sağlığının bozulduğunun belgelenmesi ya da koruyucu ailenin kurumla etkin bir iletişim içinde olmamasının tespiti halinde iptal ediliyor.

Dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Kaya'nın 23 Ağustos tarihinde gönderdiği genelgeyle tüm birimlere 'FETÖ/PDY yapılanmasıyla' mücadeleye yönelik çalışmalarda her türlü tedbirin alınması talimatı verildi. Bu genelgeyle koruyucu aileler de inceleme altına alındı.

Babanın, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihracından 11 ay sonra devletin görevlendirdiği iki uzman çocuğun 2 gün içinde kendilerinden alacaklarını aileye iletiyor. Sebep olarak ailenin KHK ile ihraç olması gösterilmiş.

"Çocuğumu almayın diye yalvardım"

Çocuğu ilk alacaklarını söylediklerinde il müdürlüğüne gittiğini söyleyen baba, müdür yardımcısıyla görüştüğünü ve her şeyi bir kenara bırakarak çocuğu almamaları için yetkililere yalvardığını söylüyor.

Yetkililerin ise "Emir kuluyuz. Mecburen yapmak zorundayız. Yapmak istemiyoruz ama yapıyoruz" dediklerini aktarıyor.

Çocuğun aileden alınması çok hızlı gerçekleşmiş ve böylece çocuk ayrılık travmasını bir kez daha yaşamış.

"Baba neler oluyor?"

Hakkında bir soruşturma ya da kovuşturma olmadığını belirten baba, "Uzmanlar almaya geldiğinde, uzmanın kendisi de ağlamaya başladı. Yani bu çok insani bir durumdu. O anda ağlamaktan başka hiç bir şey yoktu'' diyerek ayrılık anında yaşananları anlatıyor.

"Çocuğuma ikinci kez annesizliği ve babasızlığı yaşattılar" diyen baba, çocuğumu kuruma bırakırken "Seni buradan gelip alacağım. Biraz sen bu ablalarla oyna seni buradan gelip alacağım" diyerek yalan söylemek zorunda kaldığını belirtiyor:

''Beklerden dışarıda park vardı. Teslim edeceğimiz yerde. Ben onu parka götürdüm. 4 yaşını doldurmamış çocuk bana 'baba ne oluyor' dedi. Bir şey olmuyor diyebildim. Ama biliyorum anlamıştı. 'Baba sen ağlama' dedi. Sanki sen ağlama ben giderim der gibiydi."

İkinci kez bir çocuktan ayrıldıklarını anlatan baba, "Diğer çocuğumuzdan daha çok üzüldük çünkü haksız yere bir şey yapıldı. İlk çocuğun babası vardı, babaannesi vardı."

"Evet biyolojik bir ailesi değildik ama o bizim kalbimizden doğmuştu. Bir yas tuttuk. Ölüm değildi ama ölüm gibi bir şeydi. Hep düşündüm. Ne yapıyordur, ne yapıyordur ne yapıyordur"

"Rüyalarımda çok gördüm. Koşup sarıldığını baba diye sarıldığını gördüm. Belki gelir dedim. Bekliyor mudur diye çok düşündüm."

"Arkadaşlarımızın ailesinin çocukları sordu onlara hiç bir şey diyemedim. Onu soran çocukların aileleriyle görüşmek istemedim. Bazılarıyla hala çocuğu soracaklar diye görüşmek istemiyorum'"

"Yine alacaklarını bilsem yine evlat edinirim"

Yaşadıklarını bir tecrübe olarak değerlendiren aile, benzer mağduriyetler yaşayan ailelere yardım etmek istediklerini söylüyor.

Koruyucu aileye sahip olmak isteyen çocuklar için artık daha büyük projelerinin olduğunu bahseden baba, "Yine koruyucu aile olacağım. Kimsesiz birçok çocuk bekliyor. Bir daha yaşasam tekrar tekrar yaşasam yine koruyucu aile olmak istiyorum. İyiliğin sonu yok. O çocuklar bunu hak ediyorlar."

Yetim, öksüz çocukların 'siyasete alet edilemeyecek kadar korunması gereken bir birey' olduğunu belirten baba, bir daha benden alacaklarını bilsem yine evlat edinirim diyor:

"Ben bunca şey yaşadım ama insan olmaktan vazgeçmeyeceğim. Ama gerçekten insanlığı bırakmış olanlar insanlığına geri dönsünler. Şu yetim çocukların sesi sadece dünyaya değil arş ı alaya inletiyor. Türkiye'nin bu sesi duymasını istiyorum..."

* Koruyucu aile kimliklerinin paylaşılmasını istemediği için bu yazıda isimlerine yer verilmedi