Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Merkel'in sağlığı hakkında spekülasyonlar: Samimi endişe mi yoksa medya abartısı mı?

Almanya Başbakanı Angela Merkel
Almanya Başbakanı Angela Merkel -
Telif hakkı
AA/Cüneyt Karadağ
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in bir ayda üç kez titreme nöbeti geçirmesi, şansölyenin sağlığı hakkında endişeleri ve çok sayıda spekülasyonu beraberinde getirdi.

Yapılan açıklamalarda sağlık durumunun iyi olduğu belirtilse de, başbakanın titrediği videolar medyada ve kamuoyunda en ince detaylarına kadar incelendi.

Tartışmalar, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen’i karşıladığı sırada 64 yaşındaki siyasetçinin töreni oturarak izlemeyi tercih etmesinin ardındansa farklı bir boyut kazandı.

AA/Cüneyt Karadağ
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ile Berlin'de bir araya geldiAA/Cüneyt Karadağ

Şansölye konu hakkında tekrar açıklama yaptığında titremelerin psikolojik nedenlere bağlı olabileceğine değinerek, “Titreme nöbetlerinin geçeceğine inanıyorum ama henüz geçmedi.” dedi.

Ancak bu açıklamalar da medyanın konu hakkındaki merakını gidermedi. Gazeteciler doktorların ve uzmanların yanı sıra dudak okuma uzmanlarının bile görüşüne başvurdu.

Dudak okuma uzmanı Julia Probst, Merkel’in bir nöbet sırasında mırıldadığı sözleri çözmesi için bazı basın kuruluşlarının kendisine talepte bulunduğunu ama bunları kabul etmediğini açıkladı. Bunun medyayı ilgilendirmemesi gerektiğini savunan Probst, “Gazetecilerin kendilerine şu soruyu sormasını isterim: ‘Ben aynı durumda olsaydım, hakkımda böyle haberler çıkmasını ister miydim?’” ifadelerini kullandı.

Tüm bu tartışmalar şu soruyu gündeme getiriyor: Alman şansölye her türlü hastalığıyla ilgili detayları açıklamak zorunda mı, yoksa basın daha fazla okunmak için ‘kamu çıkarını koruma’ bahanesi arkasına mı saklanıyor?

Almanların bu konudaki tutumu nasıl?

Almanya'daki basını analiz eden BILDblog’dan Moritz Tshermak, medyadaki tutumu euronews’e değerlendirdi.

Tschermak, “Angela Merkel’in titreme nöbetlerine yaklaşım, basındaki acımasızlığın bir yansıması. Bu konunun hiç tartışılmaması gerektiğini savunmuyorum ama nasıl yapıldığı çok önemli. Medya, şansölye için sağlığın özel bir konu olduğu gerçeğine saygı duymalı.” şeklinde konuşarak sağlığın devlet yönetimini riske atmadığı sürece bu derece öne çıkmaması gerektiğini söyledi.

Eichstaett-Ingolstadt Üniversitesi’nden iletişim ve gazetecilik uzmanı Prof. Dr. Friederike Herrmann ise gazetecilik etiği açısından bakıldığında başbakanın sağlığı hakkında yapılan haberlerin özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini belirtti.

Euronews’e konuşan Alman gazeteci Heribert Prantl da, “Gazeteciler siyasetin temeline inmeli. Nabızdan doktorlar sorumlu.” dedi.

Liderlerin sağlık durumunu bilme hakkımız var mı?

Görevi sırasında hasta olan veya bu yönde iddiaların ortaya atıldığı ilk lider Angela Merkel değil.

Fransa’nın cumhurbaşkanlarından François Mitterand, kendisinden önceki Georges Pompidou’nun görev sırasında hayatını kaybetmesinin ardından sağlık konusunda bilgi gizlemeyeceği sözünü vermişti. Ancak Mitterand, seçildiği yıl prostat kanseri ile teşhis edilmiş ve bu hastalığını gizli tutmuştu.

İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere Başbakanı Winston Churchill de çok defa kalp krizi geçirmiş fakat bu bilgi kamuoyuna açıklanmamıştı.

ABD’de 2016 Başkanlık Seçimleri’nde ise Demokratların adayı Hillary Clinton, Merkel’e benzer bir durumla karşılaşmıştı. 11 Eylül anma etkinliği sırasında rahatsızlanmasının ardından Clinton, zatürre geçirdiğini ama bunun seçim kampanyası adına önemli olduğunu düşünmediğini açıklamıştı.

Liderlerin sağlık geçmişini bilmenin, bu kişilerin görev sonuna kadar sağlıklı kalıp kalamayacakları hakkında kesin bilgi vermeyeceğini ileri süren bazı uzmanlar, söz konusu sağlık kayıtlarının rakipler tarafından kötü yönde kullanılabileceğine de dikkat çekiyor.

‘Belli bir eşiğin üzerinde açıklama yapılmalı’

Kanadalı araştırmacı Catherine Lanthier, doktora araştırmasında siyasetçilerin sadece belli hastalıkları kamuoyuna duyurması gerektiği tezini savundu.

Lanthier'e göre liderler, “dejeneratif hastalıklar, demans” gibi görevlerini olumsuz etkileyecek hastalıklara sahip oldukları durumda bu bilgiyi halka açıklamalı. Diğer durumlarda sağlık özel bir mesela olarak kalabilir.

Radio Canada ombudsmanı Pierre Tourangeau ise, “Birinci derece kanser gibi bir durumda açıklama gereği olduğunu düşünmüyorum, aynı şekilde bir başbakanın antidepresan ilaçları kullanması da önem arz etmemelidir.” dedi.

Tourangeau sözlerine, “Tabii ileri seviyede kanser hastalığı varsa ve uzun yaşamayacağını düşünüyorsa bu durumda liderin sağlığı kamuyu ilgilendiren bir duruma dönüşür.” açıklamasını ekledi.

Merkel: Sorumluluğumun farkındayım

2021’deki seçimlerde tekrar aday olmayacağını daha öncede belirten Angela Merkel, görevde olmanın kendisi üzerine getirdiği sorumluluğun farkında olduğunu söyledi.

Merkel, “Sağlığım konusunda uygun bir tutum sergiliyorum... Ayrıca bir insan olarak sağlıklı olmak ve sağlığımı korumak benim için de çok önemli.” şeklinde konuştu.