Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Erdoğan: Müttefikimiz, bizim için değil terör örgütü için güvenli bölge oluşturmanın peşinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malatya'da gerçekleştirilen toplu açılış törenine katıldı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malatya'da gerçekleştirilen toplu açılış törenine katıldı -
Telif hakkı
AA
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "(ABD ile oluşturulacak Güvenli Bölge) Biz bölgede yuvalanan terör örgütünü tamamen ortadan kaldırmayı hedeflerken onlar terör örgütüyle bizi aynı zeminde idare etmenin hesabını yapıyorlar." dedi.

Malatya'da halka hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin ABD ile Suriye'de kuracağı güvenli bölgeye ilişkin açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, "Anlaşılan o ki müttefikimiz, bizim için değil terör örgütü için güvenli bir bölge oluşturmanın peşinde. Böyle bir anlayışı reddediyoruz. Güvenli Bölge için ABD ile görüşüyoruz ancak istediklerimizle onların kafalarındakinin aynı şey olmadığını attığımız her adımda görüyoruz." ifadelerini kullandı.

"Eylül ayı bitmeden Fırat'ın doğusunda kendi askerlerimizle fiilen güvenli bölge oluşumunu başlatmamış olursak artık kendi yolumuza gitmekten başka çaremiz kalmayacaktır." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu iş öyle 3-5 helikopter uçuşuyla, 5-10 araç devriyesiyle, göstermelik birkaç yüz askerin bölgede bulunmasıyla olacak iş değildir. Orada 1 milyon kişiyi iskan edebilmek için şehirleri ve kırsalıyla tüm bölgeyi fiilen güvenli hale getirmiş olmalıyız."

"Seçim döneminde takılan maske yerini tahammülsüzlüğe bıraktı"

Malatya'da İmam Hatipliler Buluşması'na katılan ve "İstanbul Büyükşehir gibi uzun yılların ardından el değiştiren bazı belediyelerde 28 Şubat dönemini hatırlatan uygulamalara imza atılıyor." diyen Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

"Son seçimlerde kimi şehirlerimizde ortaya çıkan seçim sonuçlarının belli çevrelerdeki imam hatip hazımsızlığını tekrar nüksettirdiğini görüyoruz. Özellikle İstanbul Büyükşehir gibi uzun yılların ardından el değiştiren bazı belediyelerde 28 Şubat dönemini hatırlatan uygulamalara imza atılıyor. Adeta bir öç alma duygusuyla, intikam hissiyle, asılsız ve çarpıtma bilgilerle gönüllü teşekküllerimiz hakkında iftira kampanyaları yürütülüyor. Fetövari taktikler kullanılarak üniversiteli kız çocuklarımıza güvenli yurt imkanı sunan vakıf ve derneklerimiz hedef haline getiriliyor. Basın yayın organlarında, özellikle sosyal medyada millete ve gençlere hizmetten başka hiçbir gayesi olmayan kuruluşlarımıza yönelik itibar suikastları düzenleniyor. Seçimlerden önce öğrencilere burs vermekten, ücretsiz yurt sağlamaktan bahsedenler koltuğa oturur oturmaz işe öğrenciye hizmet veren vakıf ve derneklere saldırmakla başladılar."

"Anaların direnişi Kandil'deki kan tüccarlarına diz çöktürecek"

Konuşmasında, "Nasıl 28 Şubat'ta üniversite kapılarında gözyaşı döken kızlarımızın ahı ikna odacılarının peşini hiç bırakmamışsa, ciğerpareleri dağa kaçırılan anaların direnişi de Kandil'deki kan tüccarlarına diz çöktürecektir." ifadesini kullanan Erdoğan, 'Türkiye'nin parlak yarınlarının inşasında imam hatip nesline büyük sorumluluk düştüğünü' söyledi:

"Seçim döneminde takılan özgürlük maskesi, yerini bugün baskıya, fişlemeye, faşizmi aratmayan bir tahammülsüzlüğe bıraktı. Seçim öncesinde 'hiç kimsenin aşıyla, ekmeğiyle oynamayacağız' diyenler, daha şimdiden binlerce insanı kapı dışarı etti. Sevgi ve kucaklaşma sözlerini Suriyeli yetimlere verilen bir tas çorbaya göz diken, kimsesiz çocukları kapı dışarı eden, bölücülere gösterdiği empatiyi evladı dağa kaçırılan analardan esirgeyen vicdansız, insansız, nobran bir zihniyet aldı.

Hatırlayın, cumartesi annelerini. Cumartesi anneleri için her cumartesi Galatasaray'a gidenler yok muydu? Sanatçılar, şunlar, bunlar Galatasaray'a gitmiyorlar mıydı? Peki, cumartesi anneleri için oraya giden bu sanatçılar, yazarı, çizeri, şusu, busu vesaire... Şimdi Diyarbakır Belediyesinin önünde evlatları dağa kaçırılmış olan annelerin yanına niçin gitmiyorlar? Çünkü bunlar iki yüzlü, bunlar dürüst değil. Aynısı Taksim'de '12-13 ağacın yeri değiştiriliyor' diye kıyametler koparanlar...Ormanlarımız yakıldı. PKK bu ormanların yakılışını üstlendi mi, üstlendi. Peki bu ormanların yakılışını üstlenen PKK'ya karşı acaba şu anda çevre dostları niçin kalkıp da bunlara karşı 'durun' demiyorlar? Dürüst değiller, samimi değiller ama biz elif gibi dimdik duracak ve yolumuza devam edeceğiz. O anaların yanındayız, devlet olarak elimizden geleni yapıyoruz, takipçisiyiz, kovalamaya da devam ediyoruz. Bu terör örgütü kaçacak, biz kovalayacağız. Er veya geç bu işin de hesabını soracağız."