Son Dakika

Yaklaşan yargı reformu paketi: Siyasi partilerin öncelikleri neler?

TBMM
TBMM -
Telif hakkı
AA
Metin boyutu Aa Aa

1 Ekim’de açılacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) ilk gündemi yargı paketi. Strateji planının birinci paketini, istişare ve uzlaşı zemini bulmak amacıyla ilk önce Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile paylaşan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), 23 Eylül'de paketi Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) de sundu.

Ancak muhalefet partileri, paketin hazırlık aşamasında görüşlerinin alınmamış olmasından dolayı kapsamını yetersiz buluyor. Yargı paketine, af yasası / ceza infaz düzenlemesi, ifade özgürlüğü ve KHK’lıların durumuna dair düzenlemeler konusundaki kulis bilgileri bir süredir damgasını vurmuş durumda.

Basınla paylaşılan ve AK Parti tarafından hazırlanan ilk taslak pakete göre, haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşüncelerin ifadesi suç teşkil etmeyecek; 6 ayı geçmeyen suçlarda ise, soruşturma aşamasında para cezası ödenirse dava açılmayacak; tutukluluk süreleri ise azalacak.

Dört ayrı paket olması bekleniyor

Meclise sunulacak yargı reformunun dört ayrı paket halinde ele alınması bekleniyor.

Halihazırda CHP İstanbul milletvekili ve anayasa hukukçusu İbrahim Kaboğlu ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan yardımcısı Muharrem Erkek’in öncülüğünde adil yargılanma ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik olarak kanun değişikliği gereklilikleri üzerinde kapsamlı bir çalışma yürütülüyor.

Çalışma, sunulan yargı paketi taslağının eksiklerini gidermeye ve ana muhalefetin kendi önceliklerini vurgulamaya yönelik bir tepki olarak okunabilir.

“Ben bu paketi bir Yargı Reformu Strateji Belgesi olarak görmüyorum, bunlar makyaj düzenlemelerle halkı oyalamaktan ibaret”, diyen Erkek’e göre, bir reform olabilmesi için her şeyden önce kuvvetler ayrılığının güçlü biçimde sağlanması gerektiği, ayrıca bağımsız ve tarafsız bir yargı tesisine yönelik olarak anayasada değişikliğin yapılması, Hakimler ve Savcılar Kurulu ve Anayasa Mahkemesi’nin yapısı ve üye seçiminde köklü bir değişikliğe gidilmesi, ifade özgürlüğüne ilişkin kapsamlı düzenlemeler yapılması gerekiyor.

KHK'lıların durumu ne olacak?

KHK’lıların durumunun da yeni yargı paketinde gündeme geleceğine dair kulis bilgileri de söz konusu.

Adalet Bakanlığı’nın KHK ile ihraç edilmesine rağmen suçsuzluğu yargı aşamasında kanıtlananların kamuda belirlenen pozisyonlarda işe dönüşüne ve pasaportlarının iadesine olanak tanıyan bir düzenleme üzerinde çalıştığı gelen bilgiler arasında.

Olağanüstü hal döneminde çıkarılan KHK'larla ihraç edilen 125 binden fazla kamu çalışanına pasaport yasağı da uygulanmaktaydı.

Erkek’e göre, hakkında soruşturma bulunmayan, soruşturma olup da takipsizlik kararı verilmiş olan ve davası görülüp beraat etmiş olan tüm KHK’lıların göreve iade edilmesi şart. “İnfaz sisteminde de değişiklik olabilir; zira cezaevleri doldu taştı. Denetimli serbestlik süresi artırılabilir. Belli suçlar dışında af düzenlemesini de CHP olarak değerlendiririz. Ancak dokuz aydır tüm paydaşlarla çalıştığını ileri süren hükümetten halen bu konularda bize bir teklif sunulmadı,” diye vurguluyor Erkek.

Son rakamlara göre cezaevlerinde yaklaşık 300.000 kişi bulunuyor. Genel af niteliğinde olmayıp şartlı salıverilme ve denetimli serbestliğin yeniden düzenlenmesini kapsayacağı söylenen af yasasının ise terör, kadın ve çocuğa şiddet ve istismar ile tecavüz suçlarını kapsamaması bekleniyor.

Denetimli serbestlik meselesi halen netlik kazanmadı

"Af" düzenlemesi kapsamında değerlendirilen denetimli serbestlik meselesinin ayrıntıları henüz açıklanmasa da, yargı reformunun ikinci paketinde ceza indirimine dair düzenlemelerin yer alması bekleniyor.

Ayrıca çocuklu kadın mahkumların da cezalarını ev hapsi şeklinde çekmelerini düzenleyen bazı değişiklikler de yargı paketinde merakla beklenen konular arasında.

Meclis Adalet Komisyonu'ndan paket hakkında sorular yönelttiğimiz AK Parti'li üyeler Yusuf Başer, Hakkı Köylü ve Yılmaz Tunç ve MHP'li üye Yücel Bulut, talebimizi yanıtsız bıraktı.

E.C

HDP (Halkların Demokratik Partisi) milletvekili avukat Züleyha Gülüm’e göre, “evrensel hukuk standartlarına uygun, bağımsız ve tarafsız bir yargı düzeni oluşturmak” çok acil bir ihtiyaç olup, “yasalarda yapılacak kısmi düzenlemeler, çok boyutlu adaletsizlik sorununu tam anlamıyla çözemez; zira ülkenin geniş çerçevede tartışılarak hazırlanacak yeni bir anayasaya ihtiyacı var.”

Euronews Türkçe’ye konuşan Gülüm, “Bunun için de en azından anayasa tartışmalarının yapılabilmesinin önünü açacak ve acil olan bazı maddelere ilişkin yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekiyor,” diyor ve ekliyor:

“Yargı reformundan öncelikli beklentimiz; demokratik siyaseti ağır bir tahribata uğratan, özgürlükleri neredeyse askıya alan, haksız ve adaletsiz tasfiyelere yol açan, yargının siyasal iktidarın bir aracı kılan ve dolayısıyla yargıya olan güveni ortadan kaldıran uygulamaların son bulması ve adalet sisteminin düzeltilerek bir onarım süreci yaratılmasıdır.” Bu açıdan HDP’nin öncelikleri arasında; “düşünce özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, basın özgürlüğü ve siyasal faaliyet hakkına ilişkin yasakçı düzenlemelerin kaldırılması” yer alıyor.

Cezaevlerindeki çocuklar sorunu

Çocukları ile birlikte cezaevinde kalmak zorunda bırakılan kadınlar konusunda Gülüm’ün tavrı net:

“Tutuklu olan kadınlar açısından; yargı da tutuklu yargılama esas hale getirilmiş olup tutuksuz yargılama istisna durumundadır. Oysaki esas olan tutuksuz yargılamadır. Tutuklu kadınlar açısından bu esas sorunu çözebilir. Hükümlüler açısından ise ev hapsi uygulaması tümüyle sorunu çözemese de şu anki uygulama karşısında tercih edilebilir bir durumdur. Çocukların hiçbir sosyal güvencesinin gelecek güvencesinin olmadığı bir toplumda maalesef çocuklar anne ve babanın koşullarına göre yaşamak zorunda bırakılmaktadır. Ebeveynler özellikle toplumsal cinsiyet sonucu olarak annelerin bakımına muhtaç hale getirilmekte; bunun sonucu olarak anne tutuklanınca çocuk da ağır sonuçları olacak şekilde anne ile cezaevinde yaşamak zorunda kalmaktadır."

Olası af düzenlemesinin kapsamı ise, Gülüm’e göre, siyasi suçlara ilişkin olmalı ve siyasi nedenlerle tutuklanarak ceza alan insanlar serbest bırakılmalı.

HDP, infaz kanununda da kritik değişiklikler getirilmesini talep ediyor. Örneğin, kanunda düzenlenen denetimli serbestlik şartlarının eşitlik ilkesine uygun olarak düzenlenmediğini belirten Gülüm, siyasi davalarda verilen cezaların iki yıla çıkarılan denetimli serbestlik süresinden faydalanmamasının eşitlik ilkesinin ihlali olduğunu düşünüyor.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü yasası da revize edilmeli

Öte yandan, Gülüm, toplantı ve gösteri yürüyüşü yasasının AİHM’in kararları uyarınca gözden geçirilmesi, barışçı ve şiddet içermeyen gösterilere kolluk kuvvetlerinin müdahale etmemesi gerektiğini kaydediyor.

Avukat Gülüm, yargı paketinde kadına yönelik suçlarda özel düzenlemeler getirilmesi gerektiğinin de altını çiziyor: “Kadına yönelik suçlar erkek egemen toplumun bir sistemin sonucu olarak doğmakta olup tekil örneklerle açıklanacak bir durum değil. Bu nedenle kadına yönelik suçlar genel suç kategorisi dışında özel olarak düzenlenmeli; bir kadına yönelik işlenen suçun tüm kadınları tehdit ettiği yaklaşımı ile ele alınmalı,” diyen Gülüm, kadınların hayatlarını savunmak için şiddet kullanmaları halinde meşru müdafaa hükümleri uygulanacak şekilde düzenlemeler yapılması gerektiğini kaydediyor.

Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.