Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

CHP'de 'devlet aklı' ve 'İttihatçılık' tartışması: Nereden çıktı ve anlama geliyor?

Mayıs 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından görüntülenen bir Kılıçdaroğlu posteri.
Mayıs 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından görüntülenen bir Kılıçdaroğlu posteri. ©  AP Photo
© AP Photo
By Cagla Uren
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

CHP tartışmalarına damga vuran "devlet aklı" kavramı hangi bağlamda kullanılıyor? Karşı çıkanlar ne diyor? Bülent Kuşoğlu bu kavramla ne demek istedi?

Mahkemenin "mutlak butlan" kararının ardından ciddi kriz durumuna sürüklenen Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) pazartesi günü de tartışmalar hız kesmeden devam etti. Partinin gündeminde, Kemal Kılıçdaroğlu'na yakın olduğu düşünülen isimlerden Bülent Kuşoğlu'nun "devlet aklı" ve "İttihatçılık" vurgusu vardı.

REKLAM
REKLAM

Medyada "Kılıçdaroğlu'nun 45 yıllık yol arkadaşı" diye nitelenen ve partinin çeşitli kademelerinde görev almış Kuşoğlu, T24'ten Cansu Çamlıbel'e verdiği söyleşiyle gündeme oturdu.

Kuşoğlu, "Erdoğan sonrasında Türkiye’yi bir kaos, karmaşa bekliyor. Onun için de o devlet aklı, bürokratik aklı bir şeyler yapmaya çalışıyor sanki kendine göre," ifadelerini kullandı.

'Devlet aklı' ile ne demek istedi?

Röportajında Kuşoğlu, "devlet aklı" tabiriyle neyi kastettiğini şu sözlerle açıkladı:

"Devlet aklından ben devlette çalışanların, devlet bürokrasinin aklını anlıyorum. Bunlar isimlendirilemez. Güvenlik konularında, maliye ve hazineyi ilgilendiren konularda oturdukları koltuklar dolayısıyla, kendilerine gelen bilgiler, yaptıkları değerlendirmeler dolayısıyla bir etkileşim söz konusu oluyor ve bir akıl ortaya çıkıyor. İşte o, devlet aklı. O devlet aklının arkasında yabancının olmaması lazım, arkasında başka akılların olmaması lazım. Temiz olması lazım o akılın. Kastettiğim o. Yani böyle derin devlet gibi bir şeyi kastetmiyorum."

"Ne kadar temiz olduğunu bilmiyorum. Bir tane devlet aklı da yok zaten. Ama tarihsel gelişime bakarsak; devlet aklı Osmanlı’dan bugüne Türkiye’de hep etkili oldu. Onun için Türkiye’de devlet aklını küçümsememek lazım. Şu anda da siyaset çok zayıfladığı için, parlamento zayıfladığı için, siyasetçi zayıf olduğu için devlet aklı ön planda," diyen Kuşoğlu, şöyle devam etti:

"Önce toplumun düşünülmesi lazım, milletin ve halkın düşünülmesi lazım. Devlet halk için vardır, milleti için vardır. Ama öyle bir dönem ki sanki devlet ön planda. Ama bugün bu durum sadece Türkiye için geçerli değil, diğer ülkelerde de görüyoruz benzer bir eğilimi. Demokrasilerden uzaklaşılıyor, devletler güçlenmeye çalışıyor. Ön planda ayakta kalabilmek var. Avrupa’da da böyle."

"Dikkat ediyorsanız, demokrasiden falan bahsettikleri yok, ön planda güvenlik var. Bu Türkiye’yi de etkilemiş vaziyette. Doğru değil bu. Bizde toplumun daha fazla güçlenmesi lazım çünkü bizde hep devlet güçlü olmuş. Devleti kuran o devlet aklı, bürokrasi, asker, istihbaratçı vesaire…bunlar devleti önceliyor halkı değil. Türkiye’de halk ilk defa Cumhuriyet’le beraber belli bir seviyeye ulaştı."

'İttihatçı' devlet aklı

İttihat ve Terakki Partisi, Osmanlı meşrutiyetinin ve Türkiye Cumhuriyeti'ne giden yolun en önemli aktörlerinden biriydi. Röportajda Kuşoğlu, İttihatçılık'la ilgili şu ifadeleri kullandı:

"Öncelikle birlik beraberlik içerisinde olmamız gerekiyor. Onun için 'CHP dönüşmeden Türkiye dönüşemez' diyorum. Türkiye'nin de yeni dünyaya uyum sağlayabilmesi için dönüşmesi lazım. Son iki üç yılda, Trump’ın ikinci kez iktidara gelmesiyle birlikte çok şey değişti. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı'nın son döneminde üç temel siyaset biçimi vardı; İslamcılık, batıcılık ve milliyetçilik. Başka siyasi çizgiler de vardı ama ana akım bunlardı. Bunları o zamanki devlet aklı, İttihat Terakki birleştirdi, bir mücadeleye girişti, sonra Türkiye Cumhuriyeti ortaya çıktı. Şimdi de ona benzer bir durum görüyorum."

Kuşoğlu, AK Parti hükümetiyle ilgili ise, "Şu andaki iktidarın geldiği zamanki gibi bir siyasal İslamcı iktidar olduğunu düşünmüyorum, farklılaştı, çok farklı hale geldi. İslamcılıktan uzaklaştı demiyorum ama farklılaştı. Milliyetçilik, devlet milliyetçiliği var üzerinde ve batıcılık var," diye ekledi.

"Yani İttihat Terakki nasıl o üç akımı mezcetti, birleştirdi, öyle iktidardı. Tayyip Erdoğan da bu üç akımı birleştirdi gibi bir durum var. Ama Tayyip Erdoğan kendisi mi yapıyor bunu, devlet aklı mı?"

Özgür Özel'den yanıt: 'Monarşi tarifi'

Kuşoğlu'nun bu sözlerinin sorulması üzerine CHP Lideri Özgür Özel, Kuşoğlu'nun sözlerinin ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın Türkiye tasvirine benzediğini savundu ve "Monarşi tarif ediyorlar," dedi.

"Derin devlete meşruiyet tanımlayan ve Tom Barrack'ın tarif ettiği bir rejimi tarif eden, orada bir göreve talip olan yaklaşımı tarihî bir talihsizlik olarak ifade etmem lazım. Tom Barrack tarif ediyor bunu. Ondan sonra monarşi tarif ediyorlar. İşte Batıcıların, milliyetçilerin ve İslamcıların cumhuriyet kurulmadan önceki ittifakı diye bir başka tarifin de peşinden gidiyor," ifadelerini kullanan Özel, şöyle ekledi:

"Tarihi bir talihsizlik. CHP'ye yapılanın bir devlet darbesi olduğunu söylüyor ve derin devlete bir önem, bir kutsiyet atfediyor. Parlamento çatısı altında bunları konuşmayı zul sayarım."

'Başka bir devletin aklıdır'

CHP İzmir Milletvekili Salih Uzun da Sözcü TV yayınına bağlanarak Kuşoğlu'nun sözlerini değerlendirdi.

Özel'in ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile ilgili sözlerine benzer yorumlarda bulunan Uzun, şöyle söyledi:

"Devlet aklı hukuk sistemini yok etmeye mi karar vermiş? Devlet, hukuk sistemidir. Bu olsa olsa başka bir devletin aklıdır."

CHP'nin yeni tutumu mu?

Konuyla ilgili bir diğer tartışma da Kuşoğlu'nun sözlerinin Kemal Kılıçdaroğlu cephesinin düşüncelerini yansıtıp yansıtmadığı. Zira, Kılıçdaroğlu da süreçle ilgili yaptığı değerlendirmelerde "devlet aklı" vurgusuna yer vererek dikkatleri üzerine çekmişti.

Özgür Özel yönetimi ise bu söylemi reddederek mahkeme kararlarını siyasi müdahale olarak nitelendirmişti.

Mutlak butlan kararını sert eleştiren İyi Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Sözcü TV yayınında, "Bu kurumsal bir düşünceyse vay o CHP'nin haline. Bireysel düşüncelerse de acı verici," diye konuştu.

Siyasette 'devlet aklı' ne demek?

Kuşoğlu'na göre "devlet aklı" bugün "iç cepheyi güçlendirmek" için çalışıyor. Peki gündelik hayatta ve siyasette sık kullanılan "devlet aklından" ne anlamak gerekir?

Siyasette devlet aklı, devleti yöneten hükümetlerden, günlük siyasi çekişmelerden ve liderlerin şahsi kararlarından bağımsız olarak; devletin varlığını, bağımsızlığını ve bekasını korumayı merkeze alan bir stratejik düşünce olarak ele alınıyor.

Bazı sol parti liderlerine göre ise Türkiye'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti'den azade bir devlet aklı olması mümkün değil. Örneğin pazartesi akşamı Sözcü TV yayınında konuşan Sol Parti Lideri Alper Taş, "Türkiye'de Erdoğan'dan bağımsız bir devlet aklı var mıdır?" diye konuştu.

Özel'den 'derin devlet' çıkışı

Öte yandan, Özel'in açıklamalarına göre bu kavram, bir diğer siyasi terim olan "derin devlet" ile de eşgüdümlü. "Derin devlet" ise kabaca anayasal düzen ve demokratik süreçlerin dışında, seçilmiş hükümetlerin iradesinden bağımsız olarak hareket eden, gizli güç ağlarını ifade eden bir siyasi terim.

Özel, pazartesi günü yaptığı değerlendirmede Kuşoğlu'nun aslında "derin devletten" söz ettiğini ve ona meşruiyet ve kutsiyet atfettiğini savunmuştu.

Özel, önceki yıllarda yaptığı açıklamalarda da derin devlete dair farklı odaklardan söz etmiş ve bu odakların hedefinin CHP olduğunu ileri sürmüştü. Özel bir konuşmasında şöyle demişti:

"Devletin belli unsurlarının kayıt dışı, hukuk dışı iş ve işlemlere giriştiği noktada derin devlet vardır. (...) Gladyosu ile bilmem nesiyle hükümete karşı bir şey yapar. 70’lerde Ecevit hükümetlerine karşı bunları yaşadık, 90’larda da yaşandı."

Burada bahsi geçen "Gladyo" ise Soğuk Savaş döneminde NATO tarafından komünist tehlikeye karşı kurulmuş gizli bir kontrgerilla yapılanmasıydı. Bülent Ecevit, Türkiye'de NATO destekli "Gladyo" yapılanmasını 1970'lerde deşifre eden ilk siyasi lider olmuştu.

Ecevit, Mehmet Ali Birand'ın sunduğu ekran klasiği 32. Gün programında bu yapılanmalarla ilgili deneyimlerini anlatmıştı.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Özgür Özel, Newsweek'e yazdı: Avrupa Birliği ve NATO'ya mesajlar verdi

CHP Kurultayı'nda oy kullanan delegelerin banka hesapları incelenecek

Erdoğan'dan mutlak butlan sonrası ilk açıklama: 'Sokaklarımızın karıştırılmasına müsaade etmeyiz'