Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Video: Çin'de Uygurlara asimilasyon iddiaları: "Selamünaleyküm bile diyemiyorlar"

Doğu Türkistan'ın Dabançenk bölgesinde bir toplama kampı
Doğu Türkistan'ın Dabançenk bölgesinde bir toplama kampı -
Telif hakkı
Telif hakkı Reuters
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Çin Halk Cumhuriyeti’nin Doğu Türkistan'ın bazı bölgelerinde inşa ettiği 'mesleki eğitim merkezleri'nde yüzbinlerce Uygurun zorla tutulduğu iddiaları bir kez daha gündemde. Her ne kadar bu merkezlerin eğitim amaçlı olduğu dillendirilse de, buralarda Uygur halkının dini inanç ve yaşam biçimlerine dair pek çok kısıtlama ile karşı karşıya kaldığı ifade ediliyor.

Kanadalı gazeteci Dr. Olsi Jazexhi bu kamplardan ikisini yerinde gözlemleyenlerden… Jazexhi, Çin’in daveti üzerine gazeteci olarak gittiği eğitim merkezlerinde tanık olduklarını euronews’e anlattı.

"Eğitim merkezi değil toplama kampı"

Çin Halk Cumhuriyeti’nin gazetecileri Aksu ve Kaşkar şehirlerindeki 'mesleki eğitim merkezleri'ni gezdirdiğini söyleyen Jazexhi; "Ancak buralara okul demek zor, gördüklerim neticesinde buralara toplama kampı, ıslah evleri demenin daha doğru olacağını söylemeliyim. Henüz reşit olmayan insanların barındırıldığı ve zor şartlar altında yaşamak zorunda bırakılan insanların beyinlerinin yıkandığını gördüm."

Gazeteci Jazexhi’nin kendi tabiriyle bu toplama kamplarında dikkatini çeken bir başka detay ise Komünist Parti temsilcilerinin Han İmparatorluğu’nun bir parçası gibi davranmaları. Bu kamplarda Çin tarafının tüm azınlıkları yok ederek yani asimile ederek, kendilerini merkeze almaya çalıştığını ifade ediyorlar. Kanadalı gazeteci Dr. Olsi Jazexhi, Çin’in bu tavrının sebebini ise ekonomi olarak açıklıyor:

"Dünya’daki ekonomi savaşlarının da etkisi ile ihracat bu ülkenin güçlü kalmasında tek yol. Bu sebeple İpek Yolu’nu tekrar hayata geçirmek istiyorlar. Bunun için başka büyük yollar ve ticaret anlaşmaları yapıyorlar. Bu zamana kadar Çinli yöneticilerin izin verdiği Uygur Türkleri son zamanlarda sorun olmaya başladı. Sebebi ise Uygur Türklerinin yaşadığı topraklar yani Doğru Türkistan’ın Asya’nın giriş kapısı olması. Yolun geçtiği bu bölgeyi o nedenle kontrol altında tutmak istiyorlar. Kendi devlet anlayışlarına yakın insanları buraya getirip onların yönetici olmalarını istiyorlar. Ve bu nedenle de burada yaşayan insanları hem dinlerinden hem de kültürlerinden koparmak istiyorlar."

Çin polisinin Doğu Türkistanlı Uygurları ülkedeki toplama kamplarına naklederken çekildiği iddia edilen görüntüler

"Uygur Türkleri kendi dillerinde merhaba dahi diyemiyor"

Ziyaret ettikleri kamplardaki insanların düzgün koşullarda yaşamadığını ifade eden gazeteci Dr. Olsi Jazexhi, yemek, barınma ve özgürlükler konusunda kampta yaşayanların baskı altında olduğunu ifade etti.

‘"İnsanların bu kamplara alınma sebepleri, başörtü takmaları, namaz kılmaları, Kuran okumaları. Kendi dillerini dahi konuşamıyorlar. Selamünaleyküm denildiğinde yanıt olarak Çinçe merhaba diyorlar. Ve korkmuşlar. Bu insanlar o kadar dışlanmış ki bırakın dünyayı kendi insanları ile bile görüşemiyorlar. Ayrıca çok ciddi sıkıntılar çeken bu insanların dünyanın kendilerinden haberdar olup olmadıklarını bile bilmiyorlar.’’

21. yüzyılda bu baskıları yaşayan ve seslerini duyuramayan Uygur Türklerinin yaşadıkları bu asimilasyon politikalarına karşı Müslüman ve Avrupa ülkelerinin Çin’e bu baskılarına son vermesi için dayatmada bulunması gerektiğine inanıyor.