Dolardaki zayıflama ve ABD Hazine Bakanlığının tahvil geri alımlarını artırması altın ve gümüşü desteklerken, Türkiye’de kur etkisi gram fiyatlarındaki yükselişi güçlendirdi.
Altın ve gümüş, ABD dolarındaki değer kaybı ve tahvil piyasasındaki sert hareketlerin desteğiyle haftanın son işlem gününde yükselişini sürdürdü.
Spot altının ons fiyatı cuma günü yüzde 0,4 artışla 4 bin 537 dolara çıktı. Haftalık kazancı yüzde 3,6’ya ulaşan altın, böylece art arda üçüncü haftayı da yükselişle kapatmaya yöneldi. Gümüşün onsu ise yüzde 1,3 değer kazanarak 68,93 dolara yükseldi.
Türkiye’de saat 10.00 itibarıyla gram altının satış fiyatı yaklaşık 7 bin 51 liraya, gram gümüşün satış fiyatı ise 106,67 liraya çıktı. Ancak bu son artış yeni bir rekor anlamına gelmiyor.
Altın, ocak ayında gördüğü 5 bin 595 dolarlık; gümüş de 121,60 dolarlık tarihi zirvenin hâlâ belirgin biçimde altında.
Bu nedenle piyasadaki hareket, rekor rallisinin devamından çok ikinci çeyrekteki sert kayıpların ardından yaşanan güçlü bir toparlanma olarak öne çıkıyor.
Kısa vadeli yükselişi ne tetikledi?
Son yükselişin başlıca nedeni, ABD Hazine Bakanlığının uzun vadeli devlet tahvillerindeki geri alımları gelecek çeyrekte operasyon başına en az 4 milyar dolara çıkaracağını açıklaması oldu.
İkincil piyasadaki belirli uzun vadeli tahvilleri geri alarak likiditeyi desteklemeyi amaçlayan hamle, tahvil fiyatlarını yukarı, getirileri ise aşağı çekti.
ABD’nin 30 yıllık tahvil getirisi, kararın ardından geçen ekimden bu yana en sert günlük düşüşünü kaydetti; ancak hareketin bir bölümü daha sonra geri alındı.
Altın ve gümüş faiz getirisi sağlamadığı için tahvil getirilerinin düşmesi, bu metalleri yatırımcılar açısından görece daha cazip hale getiriyor. Aynı dönemde doların haftalık bazda değer kaybetmesi de dolar üzerinden fiyatlanan metalleri diğer para birimlerini kullanan alıcılar için ucuzlatarak talebi destekledi.
Fed’in faiz politikası neden önemli?
ABD Merkez Bankasının (Fed) izleyeceği yol, yükselişin sürüp sürmeyeceğinde belirleyici olacak. Piyasalar eylül toplantısında faizin sabit tutulmasına yüzde 63, artırılmasına ise yüzde 37 olasılık veriyor.
Dolayısıyla mevcut rallinin temelinde güçlü bir faiz indirimi beklentisinden çok dolardaki zayıflama ve uzun vadeli tahvil getirilerindeki gerileme bulunuyor.
Enflasyonun yeniden hızlanması ve Fed’in faiz artırması halinde tahvil getirileri ile dolar güçlenebilir. Bu senaryo, faiz getirisi olmayan altın ve gümüş üzerinde baskı oluşturabilir.
Güvenli liman talebi sürüyor mu?
Kısa vadeli piyasa hareketlerinin arkasında daha kalıcı endişeler de bulunuyor. ABD’nin İran’a şimdiye kadarki en ağır yaptırımları uygulayacağını açıklaması, jeopolitik riskleri yeniden gündeme taşıdı.
ABD kamu borcunun 40 trilyon doları aşması da bütçe sürdürülebilirliği ve doların uzun vadeli güvenilirliği konusundaki kaygıları artırıyor.
Reuters’ın temmuz sonunda 29 analist ve işlemciyle yaptığı ankete göre jeopolitik gerilimler, artan kamu borcu, para birimlerinin değer kaybına ilişkin endişeler ve dolara bağımlılığı azaltma arayışı altının yapısal destekleri olmayı sürdürüyor.
Merkez bankaları altını destekliyor
Altındaki en güçlü uzun vadeli talep kalemlerinden biri merkez bankalarının alımları.
Dünya Altın Konseyi 2026 yılı ikinci çeyrek rakamlarına göre merkez bankalarının net altın alımı, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 62 artarak 289 tona ulaştı.
Bu, ikinci çeyrekler için kaydedilen en yüksek seviye oldu.
79 ton satışla ilk çeyreğin en büyük satıcısı olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ikinci çeyrekte yalnızca 4 tonluk satış bildirdi. Böylelikle TCMB yılın ilk yarısında 83 tonluk satış yapmış oldu.
TCMB’nin mevcut swap pozisyonları da 80 tonun üzerindeki en yüksek seviyesinden haziran sonu itibarıyla yaklaşık 60 tona geriledi.
Polonya 51 tonla çeyreğin en büyük alıcısı olurken Çin 33 ton altın alımı yaptı. Konseyin anketine katılan merkez bankalarının yüzde 89’u küresel altın rezervlerinin gelecek 12 ayda artacağını, rekor seviyedeki yüzde 45’i ise kendi rezervlerini büyütmeyi planladığını bildirdi.Türkiye’de fiyatlar neden daha hızlı artabiliyor?
Türkiye’de gram altın ve gram gümüş fiyatı, uluslararası ons fiyatı ve dolar/TL kuru olmak üzere iki değişkenden etkileniyor.
TCMB’nin 20 Ağustos için açıkladığı gösterge kurunda doların satış fiyatı 47,9504 lira oldu.
Ons fiyatı yükselirken liranın dolar karşısında değer kaybetmesi, yerel fiyatlardaki artışın küresel piyasadan daha güçlü hissedilmesine yol açabiliyor.
Önümüzdeki dönemde doların seyri, ABD tahvil getirileri, Fed’in faiz kararı ve jeopolitik gelişmeler her iki metal için de belirleyici olacak.
Altında merkez bankası talebi, gümüşte ise arz açığı fiyatlara taban oluştursa da ocak zirvelerinden sonra görülen sert düşüşler, yükselişin düz bir çizgide ilerlemediğini ve oynaklığın yüksek kaldığını gösteriyor.
Gümüş neden altından daha hızlı hareket ediyor?
Gümüş, bir yandan altınla birlikte yatırım ve güvenli liman talebinden yararlanırken diğer yandan elektronik, elektrikli araçlar, yapay zeka altyapısı ve güneş panellerinde kullanılan bir sanayi metali. Bu ikili yapı, gümüşün hem yukarı hem aşağı yönde altından daha sert hareket etmesine neden olabiliyor.
Gümüş Enstitüsünün son tahminine göre 2026’da toplam gümüş talebinin yüzde 2, sanayi talebinin ise özellikle güneş paneli üreticilerinin daha az gümüş kullanması nedeniyle yüzde 3 azalması bekleniyor.
Buna karşılık külçe ve madeni para talebinin yüzde 18 artacağı, maden üretiminin yatay kalacağı ve piyasanın art arda altıncı yılda da arz açığı vereceği öngörülüyor. Bu yılki açığın 46,3 milyon ons olması bekleniyor.
Dolayısıyla gümüşteki yükseliş yalnızca sanayi talebine bağlanmıyor. Yatırımcı talebindeki artış, sınırlı maden arzı ve yıllardır stoklardan karşılanan yapısal açık da fiyatları destekliyor.