Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Moria’daki Suriyeli sığınmacı: Avrupa beni Türkiye’ye geri gönderirse intihar ederim

Moria’daki Suriyeli sığınmacı: Avrupa beni Türkiye’ye geri gönderirse intihar ederim
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

“2012 yılında Suriye savaşından kaçarak Türkiye’ye yerleştim. 7 yıl kaldığım ülkede bazı Türkler bizi istemedi, bize ve evlerimize saldırdılar. Bir gün pazarda dolaşırken polis beni İdlib’e gönderdi. 1000 dolar ödeyerek tekrar Türkiye’ye gittim, ardından da Yunanistan’a geldim. Eğer Avrupa beni Türkiye’ye geri gönderirse intihar ederim.”

35 yaşındaki Halepli elektronik mühendisi Muhammed, 2011’de ülkesini vuran iç savaş sonrası yaşadıklarını bu cümlelerle özetliyor. Binlerce sığınmacının Avrupa’da yaşamını sürdürme hayali için deniz yoluyla ulaştığı Yunanistan’ın Midilli adasına engelli sandalyesindeki teyzesini de taşıyarak kısa süre önce gelmiş.

Eşi ve dört çocuğuyla birlikte 7 yıl boyunca yaşadığı Türkiye’den ayrılış sebebini şöyle açıklıyor:

“İlk zamanlar Türkler bizi çok güzel karşıladı. Ama zaman geçtikçe muamele çok kötüleşti. Suriyeliler olarak onların rızıklarını yediğimizi, işlerini ellerinden aldığımızı söyleyerek bizi kovdular. Ülkede kötü ne olsa Suriyelilerden bildiler. Bazı Türkler Türk hükûmetinin Suriyelilere maaş bağladığını düşünüyor. Bu doğru değil. Türkiye, masrafları Avrupa’dan aldığı parayla karşılıyor. Bir şahıs (ayda) 120 lira alıyor.”

Son dönemde birçok şehirde Suriyelilere linç girişiminin yaşanması Muhammed’i endişeye sevk etmiş. Eylül ayında bir Suriyelinin bir Türk çocuğu taciz ettiği söylentisiyle Adana’da Suriyelilerin dükkânlarına, evlerine ve araçlarına yapılan saldırıları evinde korku içinde takip etmiş.

“Daha sonra ortaya çıktı ki fail Suriyeli değil, Türk’müş. Ülkede kötü bir şey yaşansa Suriyelilerden biliyorlar, iyi bir olay olsa medyada yer bile bulmuyor” diye yakınıyor Muhammed.

Artan saldırılar üzerine yıllardır yaşadığı Urfa’yı terk edip İstanbul’a gitmiş.

Onu Türkiye’de yaşama fikrinden tamamen uzaklaştıran olay da 5 ay önce burada yaşanmış. Pazarda dolaşırken, geçerli kimliği olmasına rağmen polis tarafından alıkonarak Suriye’ye geri gönderildiğini anlatıyor.

“Ailem burada dedim, dinlemediler ve beni İdlib’e gönderdiler”

Suriye’de bir kaçakçıya 1000 dolar ödeyerek kısa süre sonra tekrar Türkiye’ye giriş yapmış. Ardından da bir botun üzerinde kaçak yolla Midilli adasının yolunu tutmuş.

Suriyeli Muhammed günlük iaşesini kazanmak için kaldığı kampta hazırladığı Halep tatlısını tanesi 50 cent’ten satıyor: “Günlük 10-15 Euro arası kazanarak hayatımı devam ettirmeye çalışıyorum.”

Türkiye’deki milyonlarca Suriyelinin kendilerine Avrupa kapılarının açılmasını beklediğini söylüyor Muhammed.

“Çünkü Türkiye’deki durum gerçekten çok kötü. Ben, Türkiye’deki duruma dayanamayan milyonlarca Suriyeliden sadece biriyim. Bir Suriye vatandaşı olarak Türkiye’ye gönderilmek istemiyorum, gönderirlerse intihar ederim.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Eylül ayı başında Avrupa’ya Suriye’den yeni göç dalgası ihtimaline karşılık bir çağrı yaparak “Yükü paylaşmamanız halinde kapıları açarız. Şu ana kadar 40 milyar dolar gibi bir rakamı biz harcadık ama Avrupa Birliği'nden Kızılay'ımıza, AFAD'a gelen destek 3 milyar Euro civarında” demişti.

Bu açıklamanın ardından Eylül ayı içinde çoğu Suriyeli ve Afganlardan oluşan 10.258 sığınmacı deniz yoluyla Türkiye’den Yunanistan’a ulaştı. Bu rakam, 2016’dan bu yana bir ayda adalara ulaşan en yüksek sığınmacı sayısı olarak BM kayıtlarına geçti.

Yunan hükûmeti ise artan rakamlarla başa çıkabilmek için 2020 sonuna kadar 10 bin sığınmacıyı Türkiye’ye geri göndereceğini açıkladı. Bu karar, Pazar günü bir Afgan kadının hayatını kaybettiği Moria kampındaki yangının ardından yapılan acil kabine toplantısında alındı.

Atina, Avrupa’ya da çağrıda bulunarak Erdoğan’ın mülteciler için istediği miktarın ödenerek Türkiye’den sığınmacı akınının durdurulmasını istedi. Ankara ise kısa süre önce, Avrupa Birliği ile Türkiye arasında 2016’da imzalanan geri kabul anlaşmasını askıya alacaklarını açıklamıştı.

Yunan basınına göre 25 Eylül’de BM İklim Değişikliği Zirvesi’nde bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Yunan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis, Yunan adalarına ulaşan sığınmacı sayısını azaltma konusunda el sıkıştı.

Yunan hükümetinin rakamlarına göre, insan hakları örgütlerinin sıkça eleştirdiği ve Türkiye’yi sığınmacılar için güvenli üçüncü ülke olarak gören anlaşma çerçevesinde bugüne kadar 1800 sığınmacı Türkiye’ye iade edildi.

Birleşmiş Milletler verileri bu yıl Yunan adalarına ulaşan sığınmacı sayısının toplamda 12.258’i aştığını gösteriyor. Yaklaşık 30 bin göçmene ev sahipliği yapan adaların en kalabalığı Midilli. Buradaki Moria, Sinir Tanımayan Doktorlar örgütüne göre yeryüzündeki en kötü mülteci kampı.

Euronews’in ziyaret ettiği kampta devasa çöp birikintileri göze çarpıyor. Kampın ana giriş kapısının önündeki belediye otobüsünün durduğu noktada açıktan akan lağım suyu ağır bir kokuya neden oluyor. Hijyen probleminin yansıra sığınmacılar için bir öğün yemek sırası saatler sürüyor. Tedavi imkânları kısıtlı, yer olmadığı için çadırlarda 10 ila 20 arasında kişi kalmak zorunda.

Eski bir askeri üsten bozma 3 bin kişi kapasiteli olarak 2015’te inşa edilmiş kamp ve çevresinde 12,600 sığınmacı Yunan makamlarının kendilerine ana karaya gitme izni vermesini bekliyor.

Afganistanlı 23 yaşındaki Yelda da onlardan biri. Kabil’de bir üniversitenin gazetecilik bölümünde okurken, Taliban ve IŞİD tehdidi nedeniyle ailesiyle birlikte İran ve Türkiye üzerinden bir hafta önce Moria’ya gelmiş. Kampta yer olmadığı için kampın hemen yanındaki ormanlık alanda kurdukları bir çadırda yaşıyorlar.

“Adada ne kadar tutulacağımızı bilmiyorum. Ama bizi bıraktıkları zaman hayalim Almanya’ya gitmek” diyor.

Nezir Hüseyin ise Afrinli bir Kürt genci. 14 ay Türkiye destekli ÖSO güçleri tarafından hapiste tutulduğunu ve kötü muamele gördüğünü söylüyor. Türkiye’ye kaçmayı başardıktan sonra 9 ay Esenyurt’ta bir tekstil atölyesinde çalışmış. Türkiye’de çok hoş karşılanmadığını şu sözlerle ifade ediyor Hüseyin:

“Türkler, Türkleri seviyor. Başkalarını sevmiyor”

Siyasetten anlamadığını söyleyen Hüseyin Afrin’e deport edilmek istendiğini; bu yüzden kız kardeşiyle beraber Midilli’ye kaçtığını anlatıyor.

Ona göre şartların oldukça zor olduğu Moria kampında yaşamak Afrin ’de ya da Türkiye’de kalmaktan daha iyi. Yine de eski günlerini anmaktan geri durmuyor:

“Eskiden memleket güzeldi, iş vardı. Suriye’de kimsem kalmadı ama savaş biterse ülkeme geri döneceğim.”