Cibuti’deki AB devriye gemilerinden özel bir haberde Kaja Kallas, 27 üyeli birlik Aspides’in yetkisini genişletmeyi görüştüğünü ve Hürmüz koalisyonuna tahsisli gemilerin bu süreçte Kızıldeniz’e kaydırılabileceğini Euronews’e söyledi.
Avrupa Birliği, İran destekli Husilerin Tahran'ın talebiyle Bab el-Mandeb Boğazı'nı kapatmaya hazırlandığına dair haberlerin ardından Kızıldeniz'deki deniz operasyonunun yetkisini genişletmeyi değerlendiriyor. AB dış politika şefi Kaja Kallas bunu, Cibuti'de misyonun gemilerini ve karargâhını ziyaret ederken Euronews'e anlattı.
AB devriye gemilerinden birinin güvertesinde konuşan Kallas, “Eğer hayati öneme sahip ticaret yollarından biri kapanırsa, diğerinin mutlaka açık olması gerekir” dedi. “Yetkiyi mayın temizleme faaliyetlerini de içerecek şekilde değiştirip değiştiremeyeceğimizi de tartışıyoruz.”
Ayrıca Hürmüz Boğazı'nı korumak için oluşturulan ve henüz “işler halde olmadığını” söylediği ayrı bir koalisyona tahsis edilmiş gemilerin, bu süreçte Aspides Operasyonu'na kaydırılabileceğinin sinyalini verdi.
“Bu durum, daha fazlasını yapmak için neler yapabileceğimizi tartışmalarını da artırdı” diyen Kallas, şöyle devam etti: “Gönüllüler Koalisyonu'na tahsis edilen ve şimdilik sadece bekleyen o gemiler, Gönüllüler Koalisyonu henüz faaliyete geçmemişken burada yüksek operasyonel tempoyla görevlendirilebilir.”
“Gönüllüler Koalisyonu'na tahsis edilen o gemiler, Gönüllüler Koalisyonu henüz faaliyete geçmemişken Aspides bünyesinde burada görevlendirilebilir” ifadelerini kullandı.
Arapçada “Gözyaşı Kapısı” anlamına gelen Bab el-Mandeb, Arap Yarımadası'ndaki Yemen ile Afrika Boynuzu'ndaki Cibuti ve Eritre'yi ayıran, en dar yerinde yaklaşık 30 kilometre genişliğinde bir boğaz.
Küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 10–15'i, aralarında Avrupa'nın petrol ve gaz ithalatının önemli bir bölümünün de bulunduğu yükler, buradan geçiyor.
Boğazın kapanması, gemileri Ümit Burnu çevresinden çok daha uzun bir rota izlemeye zorlar, Asya ile Avrupa arasındaki seferlere iki ila üç hafta ekler ve navlun maliyetlerini keskin biçimde yükseltir.
Kallas, ziyaret sırasında Aspides Operasyonu için yeni bir AB-Cibuti Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması imzaladı ve Husilerin son dönemde Suudi Arabistan'a düzenlediği füze saldırılarının, karadaki istikrarsızlığın denizde güvensizliğe dönüştüğünün bir işareti olduğunu vurguladı.
Cibuti'de basın mensuplarına konuşan Kallas, “Deniz güvenliği üzerindeki baskı giderek artıyor” dedi.
“Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilere yönelik İran saldırılarının tekrarlanması, Amerika Birleşik Devletleri ile varılan geçici anlaşmayı çözmeye başlarken, Kızıldeniz'deki durum da yeniden kötüleşiyor.”
Dünyanın ekonomik can damarı tehdit altında
Aspides üzerindeki baskı şimdiden hissediliyor. Aspides Operasyonu Komutanı Tümamiral Vasileios Gryparis, misyonun denizcilik sektöründen gelen taleplere yetişmekte zorlandığını Euronews'e anlattı.
Tümamiral Gryparis, “Denizcilik sektöründen gelen talepler artıyor ve komşu ülkelerde yaşanan dalgalanmaya bağlı olarak bu durum üzerimizde çok fazla yük oluşturuyor” dedi.
“Bu da elimizdeki tüm bu talepleri karşılayıp koruma sağlayabilmemiz için daha fazla gemiye ihtiyacımız olduğu anlamına geliyor.”
Ziyaret sırasında hazır bulunan AB Askerî Komite Başkanı Orgeneral Sean Clancy, AB'nin bölgede varlığını sürdürmesinin stratejik önemine dikkat çekti.
Orgeneral Clancy, Euronews'e yaptığı açıklamada, “Bu, Avrupa Birliği'nin Kuzeybatı Hint Okyanusu'nda Aspides ve Atalanta aracılığıyla güvenliği sürdürme ve güvenlik rolü üstlenme konusundaki stratejik çıkarını ortaya koymasıdır” ifadelerini kullandı.
Kallas'ın ziyareti, Tahran'ın Yemenli vekilleri Ensarullah'tan – daha çok Husiler olarak biliniyor – ABD'nin İran'ın altyapısına saldırması halinde Bab el-Mandeb Boğazı'nı kapatmaya hazırlanmalarını istediğine dair haberlerle aynı döneme denk geldi.
Husiler, Ekim 2023'te Gazze Savaşı sırasında Hamas'la dayanışma ilan ederek Kızıldeniz kampanyasını başlattı ve İsrail'le bağlantılı olduğunu öne sürdükleri gemileri hedef aldı.
Kampanya, 2023 sonu ile 2024 başı arasında Kızıldeniz'den geçen ticari trafiği yaklaşık yüzde 50 oranında düşürdü; çok sayıda büyük denizcilik şirketi gemilerini Afrika çevresinden geçecek şekilde yeniden yönlendirmek zorunda kaldı.
Husiler, Ekim 2025'te ABD arabuluculuğunda sağlanan İsrail-Hamas ateşkesi sonrasında saldırılarının büyük bölümünü durdurdu ancak koşullar değişirse bunları yeniden başlatmaya hazır olduklarını açıkladı.
Hürmüz Boğazı hâlâ kapalıyken küresel ekonomilerde yeni sarsıntılara yol açabilecek bir hamleyle İran, kilit deniz yolunu tehdit etmek için “Direniş Ekseni” olarak bilinen ağını devreye sokmayı seçti.
Bu ağ, savaş boyunca İran için bir kuvvet çarpanı işlevi gördü; Tahran'a kendi birliklerini doğrudan sahaya sürmeden aynı anda birden fazla cephe açma olanağı sağladı.
Bab el-Mandeb'in ablukaya alınması, Hürmüz'e ek yeni bir cephe açarak ABD ve müttefikleri üzerindeki baskıyı artırabilir ve onların İran'a yönelik ilave askerî adımlar atmasını zorlaştırabilir.
Hürmüz ablukası korsanlığı artırdı
Hürmüz Boğazı ablukasının daha az konuşulan ikinci bir sonucu da Hint Okyanusu'ndaki korsanlık vakalarındaki artış oldu. Bu tespiti, Atalanta Operasyonu Komutanı Koramiral Ignacio Villanueva Serrano yapıyor.
Euronews'e konuşan Villanueva Serrano, “Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması, Pakistan'ın güneyinden Somali'ye uzanan tüm yasa dışı trafiği imkânsız hale getirdi” dedi.
“Bunun üzerine korsanlar paraya ihtiyaç duyduklarına, yeniden korsanlığa dönmeleri gerektiğine karar verdiler. Esasen bu faktörler nedeniyle şu anda Hint Okyanusu'nda korsanlıkta bir artış var.”
Ekim 2023'te başlayan Husi saldırılarına yanıt olarak Şubat 2024'te devreye giren EUNAVFOR Aspides, Kızıldeniz, Aden Körfezi, Arap Denizi ve Umman Körfezi'ni kapsayan, tamamen savunma amaçlı bir deniz güvenliği misyonu. Kara hedeflerine yönelik saldırılar gerçekleştirmiyor.
Kallas'a göre son iki yılda 670'den fazla ticari gemi korunarak güvenli geçişi sağlandı ve 128 denizcinin hayatı kurtarıldı.
AB'nin daha eski deniz misyonu olan Atalanta Operasyonu ise Aralık 2008'de başlatıldı. Başlangıçta Somali açıklarındaki korsanlıkla mücadele amacıyla kurulan misyon, zamanla Batı Hint Okyanusu'nda daha geniş bir deniz güvenliği görevini üstlenecek şekilde genişletildi.
Her iki misyonun koordinasyonu da, Kızıldeniz'in güney girişindeki konumu sayesinde ABD, Fransa, Çin, Japonya, İtalya ve Almanya'nın da aralarında bulunduğu yarım düzineden fazla ülkenin askerî üssüne ev sahipliği yapan Cibuti'den yürütülüyor.
Bab el-Mandeb'in de tıkanması halinde bunun maliyeti Avrupa'daki haneler ve işletmeler tarafından ödenecek. Şimdilik Avrupa, bu hattı açık tutmak için harekete geçmiş durumda.
Kallas, Cibuti hükümet yetkililerine hitaben yaptığı konuşmada, “Denizcilerimizi görev başında görmek, bana ve hepimize seyrüsefer özgürlüğünün kendiliğinden var sayılmayacağını, her gün korunması gerektiğini hatırlatıyor” dedi.
“Deniz taşımacılığı tehdit altına girdiğinde tedarik zincirleri bozuluyor, fiyatlar yükseliyor ve bu bölgenin çok ötesinde aileler ile işletmeler sonuçlarını hissediyor. Bugünkü anlaşmanın önemli olmasının nedeni de bu” diye konuştu Kallas.
“Mesele yalnızca Avrupa operasyonlarını desteklemek değil; dünyanın ekonomik can damarlarından birini birlikte açık tutmak” diyerek sözlerini tamamladı.
Euronews muhabiri Toby Gregory, Kızıldeniz'de devriye gezen AB savaş gemilerinden bildirdi.