Son Dakika

10 Kasım: Atatürk'ün hayatı boyunca geçirdiği hastalıklar

Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlamalarında.
Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlamalarında. -
Telif hakkı
Anadolu Ajansı - Hanri Benazus Arşivi
Metin boyutu Aa Aa

Bugün 10 Kasım 2019...Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün 81'inci ölüm yıl dönümü.

Atatürk vefatından aylar önce yaveri Salih Bozok'a şöyle söyler: "Ben öleceğim Salih, çünkü benim hastalığım siroz. Okudum, tetkik ettim, siroz insanı muhakkak öldürür. Ama hastalığım daha önce tüm ayrıntılarıyla bana anlatılsaydı, o zaman bu işin başında önlemini alırdım."

10 Kasım 1938'te İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda hayata veda eden Atatürk'e ölümünden yaklaşık bir sene önce siroz hastalığı teşhisi konmuştu. Atatürk'ün ölümüyle ilgili en sağlam tez 'alkole bağlı siroz hastalığı'.

Peki ama henüz 57 yaşında hayata veda eden ve yaşamı boyunca cepheden cepheye koşan Mustafa Kemal Paşa'yı ölüme götüren tek şey siroz mu olmuştu?

Atatürk'ün doğumundan ölümüne kadar birçok defa hastalığa yakalandığı, cephede yaralandığı, travma ve kalp krizi geçirdiği bazı alışkanlıklarının sağlığını olumsuz yönde etkilediği biliniyor.

Atatürk'ün yaşadığı ilk travma: Kardeşleri öldü, o yaşadı

Mustafa Kemal Atatürk'ün ilk yaşadığı ciddi hastalık ve travma çocukluk dönemine denk geliyor. Makbule hanım dışında 4 kardeşini erken yaşlarda kaybeden Mustafa (Atatürk'ten o dönemde kendisine hitap edilen şekliyle ya da askeri rütbesiyle hitap edeceğiz), erkek kardeşleri Ahmet ve Ömer gibi küçük yaşta difteri ve kuş palazı geçirdi.

Ancak kardeşleri vefat ederken Mustafa bu hastalığı atlattı. Mustafa ölen kardeşlerinin hikayelerini dinleyerek büyüdü ve 20 yaşına geldiğinde Naciye adındaki en küçük kardeşi de vefat etti.

Küçükken yakalandığı sıtma hastalığı tüm hayatı boyunca nüksetti

Mustafa Kemal Manastır'da (şu anki Kuzey Makedonya) askeri liseye henüz yeni başladığı sıralarda sıtmaya yakalandı.

Sıtma hastalığı onu hayatının sonuna kadar etkiledi. O dönemlerde ölümcül olan bu hastalık 15-16 yaşlarındaki Mustafa Kemal'in bağışıklık sistemini de zayıflatmıştı. Hastalığı dönemi yüksek ateş, titreme ve baygınlık geçiren Mustafa Kemal bu hastalığı da atlatmayı başardı.

10 Kasım 1939 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının birinci yıl dönümünde Ankara Etnografya Müzesi’nde gerçekleştirilen anma törenine ait görüntüler, 2015'te Genelkurmay Başkanlığı tarafından paylaşılmıştı.

Trablusgarp'taki kaza, sol gözünde kalıcı hazar bıraktı

Tarihler 8 Aralık 1911'i gösterdiğinde Binbaşı Mustafa Kemal 30 yaşındaydı ve Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki son toprağı olan Trablusgarp'a gönderildi. Bingazi üzerinden 19 Ekim'de İskenderiye'ye yola çıktıktan sonra bir hastalık geçirdi. Derne'deki 16-17 Ocak 1912 taarruzunda gözünden yaralanıp bir ay hastanede tedavi gördü. Bir harabeden düşen kireç taşı parçası şiddetle yüzüne çarptı ve ömrünün sonuna kadar sol gözünde kalıcı hasar bıraktı.

Atatürk’ün sol gözünün şehla (hafif şaşı) olması bu savaşta geçirdiği kaza sebebiyle oldu. Atatürk, İstiklal Harbi henüz başlamadan önce annesi Zübeyde Hanım ile birlikte Şişli'de bir evde kalıyordu. O dönemde de gözündeki ağrılar nüksetmiş ve ameliyat olmuştu.

10 Ağustos 1915, vurulduğumun duyulması bütün cepelerde panik yaratabilirdi. kalbimin üzerinde cebimde bulunan saat paramparça olmuştu. o gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumda kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı
Albay Mustafa Kemal
Çanakkale Cephesi Anafartalar Kumandanı-1915

Çanakkale Cephesi'nde şarapnel parçası kalbine isabet etti, sıtma hastalığı nüksetti

1914-15 yıllarında Çanakkale savaşları sırasında Yarbay Mustafa Kemal tekrar sıtmaya yakalandı. Conkbayırı’ndaki çarpışmalarda bir bombadan saçılan şarapnel parçası kalbine isabet etti.

Albay Mustafa Kemal bu olayı anılarında şöyle anlatıyor: "10 Ağustos 1915, vurulduğumun duyulması bütün cephelerde panik yaratabilirdi. kalbimin üzerinde cebimde bulunan saat paramparça olmuştu. o gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumda kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı. Aynı gün gece, yani 10 Ağustos günü, beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi ordu komutanı Liman von Sanders Paşa'ya hatıra olarak verdim."

Atatürk ve kronik böbrek rahatsızlığı

Atatürk, Çanakkale Savaşı boyunca, sıtmanın yanında böbrek rahatsızlığı da çekti. 1917 yılı sonunda o dönemde Veliaht olan Sultan Vahdettin ile Almanya’ya giden Tümgeneral Mustafa Kemal'in bu rahatsızlığı daha da arttı. Mustafa Kemal Paşa bu sebepten dolayı Avusturya'nın Viyana şehrine gitti. Bristol Oteli'nde kalan Mustafa Kemal Paşa'nın Cottage Sanatoryumu'nda tedavisi başladı ve Karlsbat'da (Carsbad) da kaplıca tedavisi gördü.

Kulak egzaması

Atatürk'ün gençliğinden itibaren kulak egzaması vardı. 1926'da Bursa'da kulak egzaması nüksetti. Bu nedenle ile sık sık kulak iltihabı geçirdi.

Anadolu Ajansı
Muğla'nın Menteşe ilçesinde, 2 belediye işçisi, Mustafa Kemal Atatürk'ü ölümünün 81. yılında sonbaharda yere dökülen kuru yapraklar ile "1938" yazarak andı.Anadolu AjansıMENTEŞE BELEDİYESİ
Durmadan tespih çekerdi, sonradan öğrendim ki bunun sebebi yakın zamanda sıtma nöbeti geçirmesiymiş
Amerikan Heyeti Başkanı General Harbord

Milli mücadele dönemi sıtma hastalığı devam etti

Tümgeneral Mustafa Kemal Paşa'nın, Milli Mücadele için gittiği Samsun'da böbrek rahatsızlığı nüksetti. Havza’da kaplıcadan yararlanan, Mustafa Kemal Paşa Sivas Kongresi sırasında da nöbet geçirdi. 20 Eylül 1919’da Sivas'ta görüştüğü Amerikan Heyeti Başkanı General Harbord anılarında "Durmadan tespih çekerdi, sonradan öğrendim ki bunun sebebi yakın zamanda sıtma nöbeti geçirmesiymiş" diye yazmıştı. Atatürk, böbrek ve sıtma hastalıklarının etkisini ömrünün sonuna kadar görmüştür.

İstiklal Harbi'nde 3 kaburga kemiği kırıldı

Mustafa Kemal Paşa 12 Ağustos 1921'de Ankara Polatlı’da cepheyi incelerken atın ürkmesi sonucu düşerek üç kaburga kemiğini kırdı. Ancak sadece 5 gün sonra tam iyileşmeden 17 Ağustos’ta cepheye dönmek zorunda kaldı. O dönemde geceleri iyi uyuyamayan ve sık sık ateşlenen Mustafa Kemal Paşa için Halide Edip Adıvar, "Mustafa Kemal'i hiç bu kadar yorgun ve ümitsiz görmedim." demişti.

Halktan gizlenen Atatürk'ün geçirdiği ilk kalp krizleri

Gazi Mustafa Kemal Paşa, 1923'te cumhuriyetin ilanından 2 hafta sonra 11 Kasım günü kalp krizi geçirdi.(Bazı kaynaklarda bu tarih 10 Kasım olarak geçiyor) Ankara'da Çankaya Köşkü'nde öğle yemeği yerken fenalaşıp masadan kalkamayan Türkiye Cumhurbaşkanı'nın imdadına Doktor Refik Saydam yetişti. O dönemde odasında zatürre teşhisiyle yatan Latife Hanım'ı kontrol etmeye gelen Doktor Saydam yanında getirdiği morfini Mustafa Kemal Paşa'ya enjekte etti ve Paşa ölümden döndü. Krizi aşırı yorgunluk ve stres tetiklemişti.

2 gün sonra ikinci kalp krizi

İkinci kalp krizi 2 gün sonra Atatürk'ü bu sefer Çankaya Köşkü'nün bahçesinde yakaladı. Köpeği Foks ile oynayan Paşa bahçede kahve içerken bir anda yere yığıldı. Teşhis yine aynıydı; çok çalışmak ve stres kalp krizlerine neden olmuştu.

Latife Hanım, Mustafa Kemal Paşa'ya çok kahve ve sigara içtiği yönünde telkinde bulunsa da Mustafa Kemal Paşa çalışmalarını Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem binasına kaydırdı ve kendisine konan günlük 10 sigara yasağını deldi. Atatürk, ilk kalp krizini geçirdiğinde 42 yaşındaydı.

Atatürk iyileştikten sonra kendisini ziyarete gelen Ali Fuat Cebesoy gibi arkadaşlarına, "öteki dünyaya gidip geldiğini" söylemişti.

Mayıs 1927'de Nutuk'u hazırlarken 3 gün uyumadı kriz geldi

Atatürk, üçüncü kalp krizini İstiklal Harbi dönemini kaleme aldığı Nutuk'u hazırlarken geçirdi. Kimi zaman üç gün uyumadığı 1927 Mayıs'ında Atatürk çalışmaları döneminde Çankaya Köşkü'nde üçüncü kriz geldi. Sağlık Bakanı Refik Saydam ve Doktor İsmail Arar'ın müdahale ettiği Atatürk'ün bu sefer çok acı çektiği ve kas gevşetici iğnelerle sakinleştirildiği biliniyor. Ancak Atatürk'ün yaşadığı kalp krizi 23 ve 28 Mayıs’ında kalp spazmı şeklinde nüksetti.

Atatürk'ün tedavi disiplini altında tutulması için yurt dışından doktor getirilmişti. Yabancı uzmanlar onu muayene edip yapılan tedaviyi uygun ve yeterli gördüklerini söylediler; bu sefer sigara ve içki yasağı kondu. Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım ve babası Ali Rıza Efendi kalp hastasıydı ve dikkatli olması gerekiyordu. Ancak Atatürk'ün bu tedavi disiplinine de uyduğu söylenemez.

Elle yaptığım muayenede karaciğerinin üç parmak kadar büyüdüğünü anladım. O güne kadar kendisine karaciğer rahatsızlığından hiç bahsedilmemiş olan Atatürk üzerinde bu sözlerim sürpriz tesiri yaptı.
Doktor Nihat Reşat Belger
Atatürk'e ilk siroz teşhisi koyan doktor

Doktor yasaklarına uymadı

Takip eden 10 sene içerisinde Atatürk'te fazla bir rahatsızlık belirtisi görülmedi. Ancak 1936 yılının kasım ayında Cumhurbaşkanı bir sabah yüksek ateş ve şiddetli ürpermeyle uyandı. Ateşi 39'du ve vücudunun sağ tarafında şiddetli bir ağrı hissettiğini söylüyordu.

Zatürre teşhisi konulan Atatürk bu olayın akabinde beş gün boyunca doktorlar ne dediyse noksansız tatbik etti.

Sonraki dönemde Atatürk, 1938'e kadar doktor gözetimi altında kaldı ancak yasakları delerek yaşantısında fazla bir değişiklik yapmadı.

İlk siroz teşhisi

1938'in ocak ayında vücudunda kaşıntı başlayınca tüm düzeni bozuldu ve Yalova'ya kaplıca tedavisine gitti. Bursa kaplıca müdürü Doktor Nihat Reşat Belger'e muayene oldu. Siroz hastalığına ilk teşhis burada konuldu.

Doktor Belger anılarında bu olayı şöyle anlatıyor: "Elle yaptığım muayenede karaciğerinin üç parmak kadar büyüdüğünü anladım. Kaşıntının yemek ve içmekle ilgili olduğunu söyledim. O güne kadar kendisine karaciğer rahatsızlığından hiç bahsedilmemiş olan Atatürk üzerinde bu sözlerim sürpriz tesiri yaptı. Ama belli etmeden, 'Şimdi ne yapacağız' dedi. Yemek içmekten ne kastettiğimi anlamıştı. Perhize hemen başlaması gerektiğini söyledim. Kaşıntısını azaltacak bir pudra verdim."

Vasiyetini yazdı, komaya girdi

Atatürk 26 Mayıs 1938 günü son defa Ankara'dan ayrıldı ve İstanbul'a hareket etti. 1938 Eylül'e gelindiğinde Atatürk'ün sağlığı hızla bozulmaya başladı. Bunu anlayan Cumhurbaşkanı 5 Eylül 1938 günü vasiyetini yazdı. Ertesi gün Dolmabahçe Sarayı'na gelen Fransız doktor Fissenger Atatürk'ün karnından tam altı litre su almıştı. 16 Ekim 1938 günü öğleden sonra ağır bir komaya girdi. Bu kritik durum 5 gün sürdü. Son günlerini Dolmabahçe'de vefat ettiği odasında geçirdi. Kötüleşen sağlığı Türk ve yabancı doktorların tedavilerine rağmen sonuç vermedi.

Atatürk 10 Kasım 1938'de sabah saatlerinde hayata veda etti.

Karaciğerin büyümesi, alkole bağlı sirozun en önemli göstergelerinden biri
Doçent Doktor Eren Akçiçek
Atatürk ile ilgili 450 sayfalık tez yazan öğretim görevlisi

Çok çalışmak, sigara, kahve ve alkol sağlığını olumsuz etkiledi

Atatürk az uyuyan ve az yemek yiyen biriydi. En sevdiği yemek etsiz kuru fasulye ve pilavdı. Ayrıca ayran ve yoğurdu da çok sevdiği söylenir. Yemek yeme alışkanlığı konusunda sağlıklı bir tablo çizse de Atatürk gençlik yıllarında içmeye başladığı sigara ve alkolü yaşamının son birkaç ayı hariç neredeyse hiç bırakmadı. Atatürk'ün kahve tiryakisi olduğu bilinmektedir. Tüm bu alışkanlıklar kronik rahatsızlıklarının da artmasına neden oldu.

Atatürk, Dolmabahçe Sarayı'nda manevi kızı Sabiha Gökçen ile konuşurken ölümünden birkaç ay önce son kahvesini içti. O döneme kadar günde 30 fincana kadar kahve içtiği söylenir.

Atatürk ile ilgili 450 sayfalık bir tez hazırlayan Doçent Doktor Eren Akçiçek, Düzensiz beslenme, uyku ve dinlenmeye yeterli vakit ayıramamasının Atatürk'ün karaciğerini oldukça yorduğunu belirtiyor. Ancak Dr. Akçiçek’in dikkat çektiği unsurlardan biri de siroz hastalığın teşhisinde oldukça geç kalınması.

Siroz mu Hepatit mi tartışması?

Hayatı boyunca hiç alkol kullanmayan İstiklal Marşı'nın yazarı Mehmet Akif Ersoy, Atatürk'ten yaklaşık 2 sene önce 27 Aralık 1936'da İstanbul'da vefat etti. Atatürk'ün Fransız doktoru Fissinger, içki içmeyen bir çok Müslüman hastanın da aynı durumda olduğunu belirterek, Atatürk'ün hastalığın sebebini sadece alkole dayandırmamak gerektiğini belirtmişti. Bazı tezlere göreyse Atatürk o dönemdeki imkanlarla bilinemeyen Hepatit B veya C virüsü sebebiyle öldü. Ancak Doktor Akçiçek bunun kanıtlanamayacağını belirterek, "Karaciğerin büyümesi, alkole bağlı sirozun en önemli göstergelerinden biri" diye sözlerine ekliyor.

Atatürk, hastalığı ile ilgili o dönemde bazı bilgiler edinmiş ve Medical Larousse’u okuyarak hastalık ve tedavi tarzlarını öğrenmişti. Ancak tüm bunlar hastalığının ilerlemesini engelleyemedi.

Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.