Kazakistan, ABD ile İran arasındaki görüşmelerdeki çıkmazı aşmak amacıyla İran’ın nükleer silah yapımına yakın seviyedeki uranyumunu depolamayı teklif etti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Grossi, tarafsız depolama planına destek verdi.
Kazakistan, ABD ile İran arasında devam eden barış görüşmelerinde kritik bir engel olarak görülen İran’ın nükleer düzeyine yakın uranyum stokunun kendi topraklarında depolanmasına hazır olduğunu açıkladı.
Öneri, ABD ile İran arasında gerilimin sürdüğü ve Tahran’ın Washington ile arabuluculuk yoluyla yürütülen iletişimi askıya aldığını açıkladığı, zaten kırılgan olan müzakerelerin daha da zorlaştığı bir dönemde geldi.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi, söz konusu materyalin Kazakistan’da muhafaza edilebileceğini belirtirken, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev de geçen hafta Astana’da Grossi ile yaptığı görüşmede bu fikre destek verdi. Böylece Kazakistan, stok için potansiyel “tarafsız emanetçi” olarak öne çıktı.
Kazakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yerlan Zhetybayev, pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Gerekli uluslararası anlaşmaların tüm taraflar arasında sağlanması şartıyla, iyi niyet çerçevesinde teknik destek sağlamaya hazır olduğumuzu belirtiyoruz,” dedi.
Nükleer silahsızlanma konusunda örnek ülke olarak gösterilen Kazakistan, Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasının ardından yaklaşık bin 400 nükleer savaş başlığını devralmış, bunları 1995’e kadar gönüllü olarak imha etmiş ve Semipalatinsk nükleer test sahasını kapatarak nükleer silahlardan tamamen vazgeçmişti.
Görüşmelerde kritik başlıklar
Kazakistan’ın teklifi, Washington ile Tahran arasındaki müzakerelerde uranyum stokları ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması gibi temel başlıklarda yaşanan tıkanıklığın sürdüğü bir dönemde geldi.
Son ABD önerilerinin, 60 günlük bir ateşkes çerçevesi, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik su yolunun yeniden açılmasına yönelik görüşmeler ve İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeyi hedefleyen daha geniş kapsamlı müzakerelere dönüşü içerdiği bildiriliyor.
Tahminlere göre İran’ın yaklaşık yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 440 kilogram uranyum stoku bulunuyor. Bu seviye, nükleer silah üretimi için gereken yüzde 90 eşiğinin altında olsa da, daha ileri zenginleştirme ile 10 ila 12 nükleer bomba üretmeye yetecek kapasiteye işaret ediyor.
Söz konusu malzemenin, daha önceki saldırılarda ağır hasar gören Natanz, Fordow ve İsfahan’daki nükleer tesislerin enkazı altında bulunduğu değerlendiriliyor.
Bu tesislerin yer altı bölümlerinin durumuna ilişkin belirsizlik sürerken, uydu görüntüleri Natanz’da yüzeyde sınırlı hasar olduğunu gösterdi. IAEA ise sahalardaki mevcut durumu doğrulayamadığını açıkladı.
Grossi, uranyumun başka bir ülkeye taşınması fikrinin müzakerelerin sonucuna bağlı olarak her iki taraf için de kabul edilebilir olabileceğini belirterek, “Bunun güvenli şekilde depolanabileceği bir yerimiz var” dedi.
Kazakistan halihazırda, 2018’de Birleşmiş Milletler nükleer gözlemcisi IAEA iş birliğiyle kurulan Düşük Zenginleştirilmiş Uranyum Bankası’na ev sahipliği yapıyor. Ülkenin kuzeydoğusundaki Öskemen’de bulunan Ulba Metalurji Tesisi’nde yer alan bu banka, 2019’da faaliyete geçmişti ve sivil nükleer programlar için yakıt güvenliği sağlayarak yayılma riskini azaltmayı amaçlıyor.
İran, Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen 2015 tarihli nükleer anlaşmanın kilit unsurlarından biri kapsamında, yaklaşık 11 ton düşük zenginleştirilmiş uranyumu doğal uranyum karşılığında Rusya'ya göndermişti.
ABD Başkanı Donald Trump, ilk görev döneminde ABD'yi bu anlaşmadan çekmiş ve yeni bir düzenlemede Rusya ya da Çin'in emanetçi olarak görev almasını açıkça reddetmişti.
Trump, geçen hafta Truth Social platformunda, İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunun ya Washington'a teslim edilmesi, sahada imha edilmesi ya da 'Atom Enerjisi Komisyonu ile birlikte başka kabul edilebilir bir yere' nakledilmesi gerektiğini söyledi.
İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi Başkanı İbrahim Azizi, zenginleştirilmiş uranyumun üçüncü bir ülkeye aktarılması fikrini reddederek Tahran'ın stoklarını yurt dışına taşımayacağını, İran'ın nükleer programının müzakere edilemeyeceğini vurguladı.