Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

İmamoğlu: Kanal İstanbul demek Montrö rüyası görmek demek

euronews_icons_loading
Ekrem İmamoğlu: Kanal İstanbul projesi kente ihanettir
Ekrem İmamoğlu: Kanal İstanbul projesi kente ihanettir   -   ©  AA
Metin boyutu Aa Aa

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile polemiğe neden olan Kanal İstanbul projesiyle ilgili olarak düzenlediği basın toplantısında, "Kanal İstanbul demek İstanbul'un doğasını sonsuza kadar katletmek demek." ifadelerini kullandı.

Projenin şehre büyük zararları olacağını dile getiren İmamoğlu, projenin beraberinde getireceği aşırı yüklemenin kentin su kaynaklarını yok etmekle kalmayacağını, deprem riskini de artıracağını söyledi.

Projeyi 'felaket' olarak niteleyen İmamoğlu, "İstanbul'un su kaynakları yok olur. Sadece su konusunda değil strateji konusunda da durum felakettir. Devlet Su İşleri (DSİ) teknik anlamda güvenli bir kurumdur. Bu kurum diyor ki inşa edilecek olan kanal güzergahı saklı stratejik rezerv alanıdır. Yeraltı sularına tuzlu su karşıma ihtimali ile her ihtimali düşünmek zorundadır devlet. Bu durumda stratejik rezerv alandaki su alanlarını kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Su kaynaklarımızı destekleyen Istranca'dan gelen yolu da bu kanal projesi kesiyor." dedi.

"Bunu kaybedeceğiz de karşılığında ne alacağız" diye soran İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Su gitti ne alacağız, sükse yapacağız? Kime onu da bilmiyoruz. İkinci husus, kanal İstanbul demek kesinlikle deprem riskini tetiklemek demektir. Deprem bu şehrin en önemli konularından birisi. Tek başına bu proje konuşuluyor ya, İstanbul'da deprem konusu dururken bu projeyi konuşmak bile cinayettir."

Projenin İstanbul'da deprem riskini önemli ölçüde artıracağı uyarısında bulunan İBB Başkanı, tarihsel veriler göz önünde bulundurulduğunda projenin büyük bir risk teşkil ettiğini söyledi.

Küçükçekmece gölünde üç sığ fay hattı geçiğini belirten İmamoğlu ayrıca, "Öyle şeyler yapılıyor ki fay hattını değiştirdik bile diyebilirler. Tarihsel veriler göz önünde alındığında, bu proje İstanbul'daki milyonlarca vatandaşımız için büyük bir risk taşıyor. Proje, birinci ikinci ve üçüncü derece deprem bölgelerinde kalıyor. 11 km mesafeden de Kuzey Anadolu fay hattı, 30 km mesafeden de çınarcık fay hattı geçiyor." diye konuştu.

ÇED raporuna da eleştirilerde bulunan İmamoğlu, şunları söyledi: "ÇED raporunu hazırlayanlar, bölgedeki yapılaşmanın farkında mısınız? ÇED'e baksanız yok. Bu tür yapıların ne tür çevresel sorunlara sebep olacağı raporda yer almıyor. Bir aldanma geleneğiniz olabilir ama milleti aldatamazsınız. Yok edeceğiniz şey tarım ve orman alanları. Doğayı besleyen o bataklık alan yok edilecek. Kanal İstanbul demek İstanbul'un tarihini talan demektir."

"Arsa hareki 30 milyon metre kare"

2011'den bu yana 30 milyon metre kare arsa hareketi yaşandığını belirten İmamoğlu, "Bu, Beyoğlu artı Bayrampaşa, o da yetmez bir de üstüne Gaziosmanpaşa'yı ekleyin. 30 milyon metre kare bu demek. En büyük arazisi olan üç büyük şirket Arap şirketi." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önceki gün yaptığı konuşmada "Daha şimdiden Kanal İstanbul'la ilgili birileri 'yapamazsınız' diyorlar ve müteahhitlere de tehdit savuruyorlar." dedi.

"Kanal İstanbul demek Montrö rüyası görmek demek"

Kanal İstanbul'un denizsel ve karasal etkileri olacağını belirten İmamoğlu, "Montrö hariç diğer sözleşmeleri de ihlal ediyoruz." dedi:

“Gelelim meşhur Montrö Antlaşması’na. Öncelikle Anayasa’mızın 90. maddesine göre, uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde. Bu arada Kanal İstanbul’un yaratacağı denizsel ve karasal etkiler, bizi Montrö dışında 7 tane daha uluslararası sözleşmeyle de bağlıyor. Montrö sözleşmesi, gemi geçişi ile ilgiliyken, diğer 7 uluslararası sözleşme de doğal alanları koruma, çevre, iklim, Karadeniz ve Akdeniz’in korunması ile ilgili. Montrö hariç diğer sözleşmeleri de ihlal ediyoruz. Biz, dünyanın barışa dönük teminatıyız. Böylece ihlal ediyoruz bunu. Ama madem hep Montrö üzerinden gidiyoruz o zaman anlatalım: Montrö sözleşmesi anlatıldığı gibi olumsuz değil, Türkiye’yi ve Karadeniz’e kayısı olan ülkeleri koruyan bir sözleşmedir. Unutmayın; iki Alman zırhlısı Boğaz’dan girip Sivastopol’u bombaladığı için Osmanlı 1. Dünya Savaşı’na girdi. Bakın bu anlaşma sayesinde, neredeyse 90 yıldır Karadeniz, bir barış denizi.”

“Montrö Anlaşması’na göre, Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin gemileri, Karadeniz’de en fazla 21 gün kalabilir. Ayrıca uçak gemisi, denizaltı ve farklı büyüklüklerde gemilerin de geçişi, sözleşmeyle yasaklanmıştır. Koruyucudur. Yani savaş çıkarmak için ihtiyaç duyulan bir askeri filo, Montrö sayesinde, Karadeniz’e giremez. Kanal İstanbul açıldığı takdirde, bu koruma kalkanı ortadan kalkacak. Ayrıca Montrö Sözleşmesi’nin 2. maddesi ve diğer uluslararası kurallara göre; gemiler, Kanal İstanbul’dan geçişe zorlanamaz. Montrö fesih edilse dahi, Türkiye, boğazlarından ticari gemi geçişini yasaklayamazsınız. Yani, kanalla Türkiye para kazanacak savı, uluslararası hukuk karşısında geçersiz. Hayaldir. Uydurmadır. Aldatmacadır. Siz rüya görüyor olabilirsiniz, ama bizim işimiz gerçeklerle. Bizim sükse yapmak gibi bir derdimiz yok. Bizim, bu ülke insanlarına mutluluk getirmek gibi derdimiz var."