Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Fransa'nın sekülerizmi neden tartışma yaratıyor?

CHarlie Hebdo Fransız medyası manşetlerinde
CHarlie Hebdo Fransız medyası manşetlerinde   -   ©  AFP
Metin boyutu Aa Aa

Fransa'da kilise ile devlet işlerini ayıran 1905 tarihli metin özel olarak 'sekülerizm' veya 'laiklik' ifadesini kullanmıyor. Yine de bu olgu ülkenin politik yapısında kilit bir rol oynuyor ve devlet yapısının vazgeçilmez bir parçası olarak kabul ediliyor.

Son dönemde Fransa'da İslam'ın bazı yorumları ile bu seküler değerler arasında bir sürtüşme ve gerilim söz konusu. Her geçen gün bu sürtüşme artarak devam ediyor ve son haftalarda zirve yapmış durumda.

Karikatür krizi ile yaşanan gelişmeler sonrası Müslüman ülkelerden Fransa'ya ve Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a karşı tepkiler arttı.

Hz.Muhammed karikatürlerini sınıfında gösteren öğretmenin başının kesilerek vahşice öldürülmesi sonrası Macron ifade özgürlüğü için mücadele sözü verdi ve bunun karşısında olan her akıma savaş ilan etti.

Macron ilk açıklamalarında İslam'ın modern dünya ile kriz içerisinde olan bir din olduğunu belirtmesi sert tepkilere neden oldu. Bu durum gözleri ülkedeki laiklik olgusu ve algısına çevirdi. Daha önce de benzer gerekçelerle okullarda başörtüsü kullanılması yasaklanmıştı.

Macron konuşmasında "Öğretmenimiz öldürüldü çünkü İslamistler bizim geleceğimizi ipotek altına almak istiyor. Bu karikatürler konusunda diğer ülkeler atsa bile Fransa geri adım atmayacak." dedi.

Laiklik modern Fransız toplumunda nasıl bir yere sahip?

Fransız devleti tüm dinler konusunda objektif olunduğunu ve her dine eşit mesafede durulduğunu ileri sürüyor. Hiçbir inancın diğerlerine göre daha önde tutulmadığı ve desteklenmediği belirtiliyor.

Fransız devletine ait resmi sitede "Fransız devleti barışçıl ve yasalara saygılı bir şekilde, Cumhuriyetin prensipleri doğrultusunda inançların bir arada yaşamsını garanti eder" deniyor. 1905 yılına kadar Roman Katolik inancı Fransız devletinin resmi dini idi.

Bu temele dayanarak 2004 yılında Fransız hükümeti devlet okullarında tüm dini sembolleri ve dini kılık kıyafeti yasaklama kararı aldı.

Bu karar alındıkan sonra Müslümanların Hristiyanlardan çok daha fazla şekilde hedef alındığı tepkisi oluştu. Bunun nedeni Hristiyanlığa kıyasla İslam inancında çok daha fazla ve belirgin kılık kıyafet ve sembollerin olmasıydı. Zaten bu nedenle düzenleme adı öyle olmamasına ve içeriğinde açıkça yer almamasına rağmen 'başörtüsü yasağı' olarak anıldı.

Sekülerizm modern Fransa'da işe yarıyor mu?

Konunun bazı tarafları ve gözlemcileri sekülerliğin modern çağda genel bir devlet karakteristiğinden ziyade bir baskı aracı olarak kullanıldığını düşünüyor. Özellikle de Müslümanların hedef alındığı algısı oldukça yüksek.

Bu da devletin tarafsızlığını sorgulatan bir durum yaratıyor çünkü 1905 tarihli metne göre kamu düzenini bozmadığı sürece her tür ibadet ve ifade özgürlüğü serbest olmalı. Bu ifade özgürlüğünün kendini kılık kıyafet ile ifade etme hakkını da içerdiği ileri sürülüyor.

İşte bu çelişkili durum nedeniyle 19. yüzyılda geliştirilen sekülerizm anlayışının modern Fransa'da uygulanmasının zor olduğu gözüküyor. Ülkedeki topluluklar ve inançlar arasında bir ayrım gözetildiği imajı giderek daha fazla yaygınlaşıyor ve kabul görüyor.

AFP
Devlet ile kiliseyi birbirinden ayıran 1905 tarihli Fransız yasasıAFP

Diğer batı ülkelerinde durum farklı mı?

Fransa'daki seküler anlayış ile örneğin Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (ABD) işleyiş karşılaştırıldığında ABD'de inanç gruplarının şeffaf olmak kaydı ile siyasette ve politikada karar mekanizmalarında çok daha etkili olabildiği ve bununla ilgili Fransa'daki kadar endişe hissedilmediği görülüyor.

Benzer bir durumun yaşandığı Belçika'da cinsel içerikli bir Hz.Muhammed karikatürünü sınıfta gösteren öğretmen açığa alındı. Kısaca sekülerizm olgusuna daha farklı yaklaşan batılı ülkeler mevcut.

Avrupa en kalabalık Müslüman nüfusa sahip ülke

Tarihsel olarak çoğunluğu Katolik olan Fransa nüfusu aynı zamanda Batı Avrupa'daki en büyük Müslüman toplumuna da ev sahipliği yapıyor. 67 milyonluk ülkede 5 milyon Müslüman yaşıyor.

Macron, bizzat daha önceki açıklamalarında Fransa'nın göçmen topluluklarının entegrasyonu ve mutluluğu konusunda başarısız olduğunu kabul etmiş bir siyasetçi. Ülkede gettolaşmanın devam ettiğini ve bu şekilde toplumun sosyal arka planına göre kendi içinde ayrıştığının farkında. Macron konuya ilişkin olarak şu ifadeleri kullanmıştı:

"Cumhuriyetin verdiği sözlerin tutulmadığı yerleşkeler yarattık. Bu bölgelerde umut kendine en radikal formlarda mesajlar ve ideolojiler buldu."

Tartışmalar devam ediyor

Macron'un son olayların ardından "Fransa'daki İslam'ı tüm dış etkenlerden özgürleştireceğiz" açıklaması ve vakıfların, derneklerin, STK'ların 'Cumhuriyetin değerlerine saygı' göstereceklerine dair bir kontrat imzalamaları gerekeceğini aksi halde devlet desteklerinin kesileceğini gündeme getirmesi sekülerizm konusunda bu önemli tartışmayı daha da ön plana çıkarmış görünüyor.

Fransa'da sağ ve sol siyaset tarafından desteklenen bu tarz sekülerizm yaklaşımı ülkede yeni gerginliklere yol açıp açmayacağı konuşulmaya devam ediyor.