Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

İrlanda Başbakanı: Macaristan ile Polonya'nın veto kararı AB için büyük bir hayal kırıklığı oldu

euronews_icons_loading
İrlanda Başbakanı: Macaristan ile Polonya'nın veto kararı AB için büyük bir hayal kırıklığı oldu
©  euronews
Metin boyutu Aa Aa

Avrupa Birliği ile İngiltere arasındaki Brexit müzakereleri dört yıldır Avrupa gündeminde yer aldı. Önümüzdeki haftalarda, taraflar arasında bir anlaşmaya varılacağı umut ediliyor.

Ama ne pahasına? Anlaşma sağlanamazsa bundan sonra ne olacak? Bu soruları yanıtlamak için, İrlanda Başbakanı Micheal Martin Dublin'den Global Conversation programımıza katıldı.

Martin, AB ile İngiltere arasındaki ticaret anlaşması ve Macaristan ile Polonya'nın AB bütçesini veto etmesi gibi birliğin önemli konularını euronews'e değerlendirdi.

Shona Murray, euronews:

Brexit görüşmeleri için artık uzatmalara girdiğimizi söyleyebiliriz. Peki, Avrupa Birliği daha ne kadar süre müzakere edecek?

Micheal Martin, İrlanda Başbakan:

Bazen uzatmalarda iyi bir sonuçlar alabilirsiniz. Bence, müzakerelerde ele alınan konuların önemine binaen, bütün vaktimizi tarafların memnun olacağı bir anlaşmaya harcamamız lazım. Burada Avrupa, İngiltere ve İrlanda’nın ekonomisi söz konusu.

Açıkça konuşmak gerekirse, bu müzakerelerden bir anlaşmanın çıkmaması, Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve İrlanda ekonomisine ciddi ölçüde zarar verecek. Yani siyasetçilerin temsil ettikleri insanlara karşı büyük bir yükümlülüğü var.

Shona Murray, euronews:

Muhtemelen, bulunduğumuz bu noktada her üye devletin anlaşmayı onaylaması ve parlamentonun anlaşmada söz sahibi olması mümkün olmayacak.

Peki bu süreç bir hafta daha sürerse ne olacak? Ocak ayında onaylanmadan önce kararlaştırılan bu anlaşmayı uygulayabilir misiniz? Böyle bir senaryoda ile bundan sonra ne olacak?

Micheal Martin:

İlk öncelikli hedef, Avrupa Birliği ile İngiltere'nin gelecekteki ilişkileri için tatmin edici bir anlaşmanın sağlanması. Ama zamanın dolduğunu kabul ediyorum.

AB’nin bu durumda, uygun onay prosedürleri geliştirme kapasitesi var.

Biraz yaratıcılıkla, olası anlaşmanın onaylanmasını belki aşamalı olarak yapabileceğimize inanıyorum.

Shona Murray, euronews:

Halen masada olan ve çözülmeyen konular var. Mesela mart ayından bu yana balıkçılık meselesinde çok az ilerleme kaydedildi. Eşit şartlı faaliyet alanları, devlet sübvansiyonları ve yönetim gibi hala çözüm bekleyen konular var.

Bize bu konuların hangi aşamada olduğunu anlatabilir misiniz?

'Avrupa Birliği ile Birleşik Krallık arasında güvenin yeniden inşa edilmesi lazım'

Micheal Martin:

Sanırım taraflar, devlet yardımının uygulanması gibi konularda, birinin diğerine göre avantaj sağlaması açısından endişeli.

Ancak, eşit şartlar altında bir çözüm noktası olacağına inanıyorum. Taraflardan birinin anlaşmayı ihlal etmesi durumunda, buna uygun bir çözüm mekanizması geliştirmemiz gerekiyor.

Bence bunun altındaki konu, Avrupa Birliği ile Birleşik Krallık arasında güvenin yeniden inşa edilmesi mecburiyeti. Birleşik Krallık ve Avrupa arasındaki gelecekteki ilişkilerin en iyi şekilde çalışacağı sağlam bir güven temelinde olması lazım.

Shona Murray, euronews:

Güven konusuna gelecek olursak. Son dört yıllık müzakere sürecine baktığımızda, taraflar arasındaki güvenin nasıl sarsıldığı ortada. Ama aynı zamanda, İngiltere’nin iç piyasalar yasa tasarısı kabul edilirse, İrlanda protokolü ihlal edilmiş olmayacak mı ?

Micheal Martin:

Evet, İngiltere’nin iç piyasa yasasının, güveni sarstığını düşünüyorum.

Bununla birlikte, Avrupa Birliği'nin ölçülü tepkisinin, müzakerelerin gerçek özüne odaklanmayı sürdürmesi açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü eğer bir ticaret anlaşması sağlanabilirse, bu İngiltere’nin iç piyasa kanunundaki sorunlu maddeleri etkisiz hale getirecektir, ve bu maddeleri yeniden yürürlüğe sokmaya gerek kalmayacaktır.

'Anlaşma sağlanırsa, İngiltere'nin korkuları ortada kalkacaktır'

Shona Murray, euronews:

Yani bu maddelerin, bir ticaret anlaşmasıyla etkisiz hale geleceğini iddia ediyorsunuz Fakat İngiltere, ne olursa olsun bu maddeleri kaldırmayacağını söylüyor.

Yalnız bu konu AB’nin bir ön şarttı, doğru değil mi? Demek istediğim, Birleşik Krallık yasanın bu kısmını iptal etmeyeceği konusunda oldukça emin gibi.

Micheal Martin:

Evet, bunu adım adım ilerletmemiz gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca Lordlar Kamarası'nın, sorun teşkil eden hükümler ve iç piyasa tasarısı konusunda çok güçlü bir karar verdiğini de belirtmek isterim.

Söz konusu yasa tasarı, İngiltere’de bile çok dalgalı bir süreçten geçti. Örneğin İskoçya ile Galler konusunda, ve son İngiliz-İrlanda Konseyi toplantısında birçok şey netleşti.

Ama bunu bir tarafa bırakırsak, eğer anlaşmanın özünde Birleşik Krallık ile Avrupa Birliği arasında geçerli bir ticaret anlaşması olursa, birçok şey kendiliğinden çözülür.

Avrupa ile bir ticaret anlaşması olumlu olursa, İngiltere’nin korkuları ve ortaya attığı iddiaların hiçbiri gerçekleşmez. Bu durumda da iki tartışmalı konunun gündemden düşebileceğini düşünüyorum.

Polonya ile Macaristan, AB devletlerinin bu tarihi atılımı engelledi.
Micheal Martin
İrlanda Başbakanı

Shona Murray, euronews:

İzninizle, Avrupa gündemine ilişkin başka bir konuya değinmek istiyorum. Geçtiğimiz temmuz ayında, Brüksel’de 750 milyar euroluk kurtarma paketi ile bütçe konusunda anlaşmaya varıldı.

Bu fonlara gerçekten ihtiyacı olan birçok üye devlet varken, Macaristan ile Polonya'nın veto ederek buna karşı çıkmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Micheal Martin:

Açıkçası çok büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Bunun gerçekten yersiz olduğunu düşünüyorum. Oldukça önemli bir finansal paketten bahsediyoruz. Borcun kolektifleştirilmesi ve piyasalardan para toplamak için birlikte çalışan tüm AB devletleri için tarihi bir atılımdı.

İki üye devletin, parlamento ile konsey arasında sağlanan anlaşmayı, hukuk devleti ilkesi nedeniyle bu süreci yavaşlatılması ya da durdurması gerçekten çok üzücü.

'AB değerlerinin bazı üye devlet tarafından ihlal edilmesini engellememiz gerekiyor'

Shona Murray, euronews:

Polonya ile Macaristan’ın, bu tutumlarıyla diğer üye devletlerin fonlara erişmelerine engel oldukları bir gerçek.

Fakat bunun yanı sıra, insan hakları ve demokrasi modelinden gittikçe uzaklaşıyorlar. Mesela LGBT bireylerin ve mültecilerin hakları ihlal ediliyor. Macaristan'da hükümet, üniversitelilerin protestoları sonlandırıldı.

İki ülke de hukukun üstünlüğünü ihlal ediyor, AB ise sadece temel hukuk kurallarına uymalarını istiyor. Bu konuda sizin fikriniz nedir?

Micheal Martin:

Bana göre ilk önce AB’nin yardım paketine yaptıkları vetoyu geri çekmeleri gerekiyor. Bu fonların üye ülkelere ulaşması lazım.

Antlaşmanın hedeflerinden biri de, AB temel değerlerinin ihlal edilmemesini sağlamak, buna karşı mücadele etmek.

Bazı üye devletlerin, özellikle Polonya'nın son zamanlarda LGBT+ konusuyla ilgili tutumu beni gerçekten endişelendiriyor. LGBT+ sorunu, İrlanda'daki pek çok kişi için kabul edilemez bir durum. Ve daha geniş anlamda söylemek gerekirse, antlaşmada AB'nin değerlerinin herhangi bir şekilde ihlal edilmesini engelleyen mekanizmalar olduğunu söyleyebilirim.

Ve bana göre, Covid-19 salgının neden olduğu krizin ciddiyeti göz önünde bulundurduğumuzda, bu engelin acil bir şekilde kaldırılması gerekiyor.

Ayrıca üye devletlerin (Macaristan ve Polonya), diğer üyelerin bu konularda sahip oldukları görüşlerin farkında olmalıdır.