Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

AİHM KHK'lı çalışanı haklı buldu, Türk mahkemelerini yeterince inceleme yapmamakla suçladı

AİHM duruşma salonu
AİHM duruşma salonu   -   ©  euronews
Metin boyutu Aa Aa

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’de 2016 yılındaki başarısız darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) uygulaması uyarınca yayımlanan genelgeyle işinden atılan bir çalışanın yaptığı başvuruda insan hakları ihlali yapıldığına hükmetti.

AİHM’nin gerekçeli kararında, Türkiye’deki yerel mahkemelerin işten atılmaya itirazla ilgili temyiz başvurusunu esaslı bir şekilde incelemediği ve kanunda kendisine verilen yetkiyi yeterince kullanmadığı görüşü dile getirilirken, işten atılmaya gerekçe gösterilen Kanun Hükmünde Kararname'de (KHK) herhangi bir usul güvencesi getirilmemesi de eleştirildi.

AİHM, Hamit Pişkin isimli vatandaşın 2018 yılında yaptığı başvuruyu bugün karara bağladı ve Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkıyla ilgili 6. maddesini ve aile ile özel yaşamının korunmasını öngören 8. maddesini ihlal ettiğine hükmetti.

Bu karar, OHAL sonrası AİHM’e Türkiye’den yapılan diğer davalara emsal teşkil etmesi açısından da önemli. AİHM kararına göre Türkiye başvuru sahibine 4 bin euro maddi tazminat ödeyecek.

Türkiye’de 4857 sayılı iş kanununa tabi olarak çalışan başvuru sahibi, darbe girişiminin ardından “terör örgütüyle bağlantılı” olduğu gerekçesiyle 667 numaralı kararnameyle işinden atılmıştı.

2010 yılında Ankara Kalkınma Ajansı’nda uzman olarak göreve başlayan 1982 doğumlu Pişkin'in işine, başarısız darbe girişiminin ardından son verilmişti.

Türkiye’de açtığı davada adil bir şekilde yargılanmadığını ve kendisine “terörist ve hain” suçlaması getirildiğini kaydeden başvuru sahibi, özel ve aile yaşamına saygı kuralının da ihlal edildiği şikayetinde bulunmuştu.

AİHM: KHK’de herhangi bir usul güvencesi getirilmemiş

AİHM’nin gerekçeli kararında, Türkiye’deki yerel mahkemelerin işten atılmaya itirazla ilgili temyiz başvurusunu esaslı bir şekilde incelemediği ve kanunda kendisine verilen yetkiyi yeterince kullanmadığı görüşü dile getirildi.

“Türkiye’de 667 sayılı kararnamenin sadece memurların işten atılmasına olanak sağlamayıp, Pişkin’in çalıştığı kamu kuruluşları gibi kurumların yöneticilerine, çalışanların işine basitleştirilmiş bir süreçle son verme yetkisi verdiği” hatırlatılan AİHM kararında, “iş sözleşmesinin feshine ilişkin önceki karar alma sürecinin herhangi bir itiraz içeren yargılama gerektirmediği, Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) herhangi bir usul güvencesi getirilmediği ve bu nedenle, işverenin çalışanı, üstünkörü kişiselleştirilmiş akıl yürütmeye bile gerek görmeden kararnamede tanımlanan yasa dışı yapılardan birine ait, bağlantılı veya bağlantılı olarak kabul etmesinin yeterli olduğu.” ifade edildi.

Adil yargılanma hakkına yapılan şikayetle ilgili olarak ise Strasbourg Mahkemesi, buradaki en önemli sorunlardan birisi olarak Pişkin'in, işvereninin iş sözleşmesini feshetmesinin nedenlerini tam olarak ayrıntılı bir şekilde bilememesini gösterdi.

Mahkeme, işverenin kararının etkili bir adli incelemeyle yeterince dengelenmiş olup olmadığı yolundaki endişesini dile getirdikten sonra, yerel mahkemelerin temyiz başvurusuna ilişkin kapsamlı bir araştırma yapmadığı ve şikayet sahibine makul gerekçeler sunamadığına hükmetti.

AİHM, teorik olarak, ulusal mahkemelerin Pişkin ile yetkililer arasındaki ihtilafı karara bağlamak için tam yetkiye sahip olmasına rağmen, ulusal mahkemelerin önlerindeki davayla ilgili tüm olgusal ve hukuki konuları değerlendirme yetkisini reddettikleri yorumunu yaptı.