Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

AK Parti kongresinde öne çıkan başlıklar; Erdoğan'ın okumadığı İstanbul Sözleşmesi bölümünde ne var?

Access to the comments Yorumlar
 euronews
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan   -   ©  Anadolu
Metin boyutu Aa Aa

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi'nde 2023 hedefleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Türk ekonomisinin pandemiye rağmen büyüdüğünü kaydeden Erdoğan, "Vatandaşlarıma buradan bir çağrıda bulunuyorum. Milli servetimiz olan evlerindeki döviz ve altını, çeşitli finans araçlarına yatırarak, ekonomiye ve üretime kazandırmalarını istiyorum" dedi.

Ekonomiyle ilgili yapılan eleştirileri değerlendiren Erdoğan, "Siz içeride birilerinin 'battık, bittik, yıkıldık, öldük' diye terane tutturduğuna, kendi ülkelerini kötüleme yarışına girdiklerine bakmayın. Bunlar kendi ülkelerinin ve milletlerinin felaketinden iktidar devşirme hevesinde olan, gözlerini kin ve nefret bürümüş, kifayetsiz muhterislerdir" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, kongrede basına dağıtılan konuşma metninde yer alan İstanbul Sözleşmesi ile ilgili bölümü okumadı.

Yeni anayasa metninin "mümkün olan en geniş mutabakatla ortaya çıkacakağını" belirten Erdoğan, 'Yeni anayasa metni mutlaka milletin onayına sunulacaktır' diye konuştu.

"Türkiye’yi 2053 vizyonuna Cumhur İttifakı'yla kavuşturacağız"

Erdoğan, bu vesileyle Milliyetçi Hareket Partisine ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye, Cumhur İttifakı çatısı altında büyük ve güçlü Türkiye yolunda birlikte yürüdükleri için şükranlarını sundu.

Cumhur İttifakı'nı, Milliyetçi Hareket Partisi ile seçimlerde ve Meclis’te devam ettirerek, mücadelenin saflarını tahkim ettiklerini ve genişlettiklerini ifade eden Erdoğan, "Hangi partiden olursa olsun, Cumhur İttifakı'na destek olan her bir kardeşime ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Türkiye'yi önce 2023 hedeflerine, ardından da 2053 vizyonuna inşallah Cumhur İttifakı'yla kavuşturacağız." dedi.

"Salgına rağmen büyümede G20'de ikinci sırada yer aldık"

"Dünyayı kasıp kavuran salgına rağmen geçtiğimiz yıl yüzde 1,8 büyümeyle, G20 ülkeleri arasında ikinci sırada yer aldık." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Göreve geldiğimizde vergi gelirlerinin yüzde 86'sını bulan faiz ödemelerini, geçtiğimiz yıl yüzde 16'ya gerilettik. Avrupa ülkelerinde yüzde 97'ler, gelişmiş ülkelerde yüzde 130'lar civarında olan borç stokunun milli gelire oranını yüzde 42,6 seviyesinde tutmayı başardık. İhracatımızı 36 milyar dolardan aldık 170 milyar dolar bandına kadar çıkardık." dedi.

"Vatandaşlarımdan evlerindeki döviz ve altını ekonomi ve üretime kazandırmalarını istiyorum"

İktisadi temeli olmayan hareketlere karşı ülkesinin yanında yer alarak, güven ve istikrar mesajına sahip çıktıkları için milletin tüm fertlerine teşekkür eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Sadece kendilerini güvende hissetmek amacı ile evlerinde döviz ve altın tutan vatandaşlarıma buradan bir çağrıda bulunuyorum. Bu vatandaşlarımdan, milli servetimiz olan evlerindeki döviz ve altını, çeşitli finans araçlarına yatırarak, ekonomiye ve üretime kazandırmalarını istiyorum. Finans kuruluşları, özellikle de katılım finans şirketleri, bu altın ve dövizler için müşterilerine, onları memnun edecek getiri sağlayabilecek alternatifler sunuyor. İş insanlarımıza da, 30 Haziran'a kadar devam eden Varlık Barışı'ndan yararlanarak, yurt dışındaki kaynaklarını ülkemize getirebileceklerini tekrar hatırlatıyorum. Herhangi bir endişeye gerek yok. Kesinlikle biz, kendilerinin bu noktada garantisiyiz."

Erdoğan, İstanbul Sözleşmesini metinden çıkardı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son dönemde tartışmalara neden olan İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararıyla ilgili açıklamalar yapması bekleniyordu. Erdoğan'ın okumadığı bölümde şu ifadelere yer veriliyor:

“Kadınlarımıza, gerektiğinde pozitif ayrımcılık yaparak, saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çok hizmet sunduk. Cinayet ve şiddet gibi suçlar başta olmak üzere, kadınlarımıza yönelik her tehdidin üzerine kararlılıkla gittik. Her kim, bizim, bırakınız kadınlara karşı olmayı, kadınların haklarının korunması noktasında en küçük bir ihmalimiz, eksiğimiz olduğunu öne sürüyorsa, bilin ki yalan söylüyordur, iftira atıyordur. İstanbul Sözleşmesini de bu amaçla yürürlüğe sokmuştuk. Ancak, sözleşmede geçen kimi ifadelerin, inancımıza ve kültürümüze saldırı, varlığımızın ve geleceğimizin teminatı olan aile müessesini kökünden yıkma aracı haline dönüştürülmeye çalışıldığını gördük.”

"İnancımıza göre sapkınlık işareti olan hususlar var"

“Elbette her ülke kendi meşrebine göre insanları arasındaki münasebetleri düzenleyebilir. Ama hiç kimsenin bize, insanımızı hangi cinsiyet sınıflarına ayıracağımızı, bunların arasındaki ilişkileri nasıl belirleyeceğimizi dayatma hakkı yoktur. İnancımıza göre sapkınlık işareti olan hususların, İstanbul Sözleşmesinin arkasına sığınılarak sürekli gündemimize getirilmesine ve baskı aracına dönüştürülmesine izin veremezdik. İnancımıza, kültürümüze, meşrebimize aykırı bu tür tartışmaları tamamen sona erdirmek için, sözleşmeden geri çekilme kararı aldık. Bu kararımıza verilen tepkilere baktığımızda, asırlarca kadını insandan bile saymayan, bugün de dünyada kadına yönelik şiddetin, cinayetin, adaletsizliklerin en çok yaşandığı ülkeleri en başta görüyoruz. Kadını metalaştırma ve sömürme konusunda zirve yapanların, kadın haklarını savunma kisvesi altında bize yönelttikleri eleştirileri, acı bir tebessümle takip ediyoruz. Türkiye, tıpkı erkek gibi eşrefi mahlûkat olan kadının onurunu koruma, haklarını geliştirme, güvenliğini sağlama konusunda kimseden nasihat almaya ihtiyacı olmayan bir ülkedir."

"Önce kendi ayıplarını temizlesinler"

“PKK'nın dağa kaçırdığı, tecavüz ettiği, ölüme gönderdiği, bizzat katlettiği kız çocukları gerçeğini, sahte kahramanlık hikâyeleriyle örtenler, önce kendi ayıplarını temizlesinler. Kendi partilerindeki taciz, tecavüz, hırsızlık, arsızlık ithamlarına kulaklarını ve gözlerini kapayanları da önce kendi evlerinin içini temizlemeye davet ediyoruz. Bunların amacı kadını; anne olmaktan, kız kardeş olmaktan, kız evlat olmaktan, eş olmaktan, evinin ve çocuklarının şefkatli hamisi olmaktan çıkartıp, savunmasız bir birey haline dönüştürmektir. Kadını kimliksiz, kişiliksiz, değersiz bir meta haline getirmek isteyenlere aradıkları fırsatı vermeyeceğiz. Bizim, kadınlarımızın haklarını korumak için kendi vicdanımız, ahlakımız, irfanımız, medeniyetimiz, kültürümüz dışında bir dayanağa ihtiyacımız yoktur."

'Yeni anayasa metni mutlaka milletin onayına sunulacaktır'

Mevcut, 1982'de kabul edilen anayasanın üzerinden 29 yılın geçtiğini hatırlatan Erdoğan, "Yani bu anayasa, tarihi periyodu içinde de artık geçerliliğini kaybetmiştir. Üstelik bu süre zarfında, anayasanın neredeyse değişmeyen maddesi kalmadığı halde, yine de ortaya ülkedeki herkesi kucaklayacak bir metin çıkmadı. Esasen, dünyaya baktığımızda da anayasaların daha sık değişiğini görüyoruz. Anayasaları uzun yıllar boyunca değişmeyen ülkeler ise bu istikrarı, nispeten soyut ve sade metinlere sahip olmalarına borçludur. Türkiye'nin yeni ve sivil bir anayasayı özellikle tartışması hem kendi tarihimizin hem de gelişen ve değişen dünya şartlarının kaçınılmaz bir gereğidir. Nitekim, yeni ve sivil anayasa teklifimiz, fikri temeli olmadığı için dikkate almayı gerektirmeyen kimi sığ itirazlar dışında her kesimde olumlu yankı bulmuştur." ifadelerini kullandı.

Buna rağmen 2011'deki anayasa tecrübesinin ülkeye önemli kazanımlar sağladığını düşündüklerini anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Yeni anayasa, açık ve şeffaf bir sürecin ürünü olarak hazırlanacaktır. Yeni anayasa çalışmalarında bu safhaya önümüzdeki yılın ilk diliminde ulaşmayı hedefliyoruz. Mümkün olan en geniş mutabakatla ortaya çıkacak yeni anayasa metni de, mutlaka milletin onayına sunulacaktır. Buradan, siyasi partiler başta olmak üzere, yeni anayasa konusunda sorumluluk üstlenecek herkese çağrıda bulunuyorum. Gelin, ideolojik, zümrevi ve kişisel tüm bagajlarımızı, duvarlarımızı, şerhlerimizi bir kenara bırakarak, Türkiye'yi en az bir asır boyunca taşıyacak lafza ve ruha sahip yeni bir anayasaya kavuşturalım."

"Önce aileyi sağlama alacağız"

Televizyon ve internetin yaygınlaşmasıyla insanı çekirdek aileden bireye doğru yönlendiren bir kültür ikliminin etrafı kuşatmaya başladığına işaret eden Erdoğan, "Gözü ve gönlü kapalı bir taklitçiliğin kadim medeniyet birikimimizin yerini alarak, kendi değerlerimiz içinde yenilikçiliğin önünü kesmesi tehlikesini en somut olarak ailede görüyoruz. Öyle ki evlilik yaşları zaten 30'lara dayanan gençlerimiz arasında hiç evlenmeyenlerin sayısı da artıyor. Bir veya en fazla iki çocuklu aile yapısı giderek yaygınlaşıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Okullarda ise hem eğitim hem öğretim kısmında ciddi eksikler, ciddi boşluklar olduğunu görüyoruz. Aklı ve kalbi rehber edinmek yerine, sadece nefis ve zeka üzerine kurulu bilginin çocuklarımıza aktarıldığı bir eğitim sistemi bizi, haktan, hakkaniyetten, irfandan, hikmetten uzaklaştırıyor. Daha açık bir ifadeyle yeni nesiller, binlerce yıllık varlığımızın teminatı olan aile ortamından, aileden tevarüs edilen değerlerden ve nihayet mektepte biçimlenen şahsiyetten mahrum bir şekilde yetişiyor. Bu tablo, bize, yatırımlarımızı kalbe ve akla, yani aileye, eğitim ve kültüre yapmamız gerektiğine işaret ediyor."

"Yerli otomobilin fabrika inşası sürüyor"

Erdoğan, Türkiye Uzay Ajansını faaliyete geçirmek ve Milli Uzay Programını kamuoyuyla paylaşmak suretiyle, bu alanda da iddiayı ortaya koyduklarını anımsatarak, "Yerli otomobilimizin fabrikasının inşası sürüyor, inşallah 2022'nin sonunda milletimizin hizmetine sunulacak." dedi

"152 farklı ülkede 600 milyon kişi Türk dizilerini ve filmlerini izliyor"

Kültürde, dünya mirası listesinde olan varlık ve alanların sayısını 9'dan 18'e, kültür merkezlerinin sayısını 42'den 118'e, yurt dışından getirilen eser sayısını ise 2 bin 525'den 4 bin 854'e çıkardıkları bilgisini veren Erdoğan, "Dizi ve filmlerimiz, dünyadaki en önemli kültür elçilerimiz haline geldi. Bugün 152 farklı ülkede 600 milyon kişi Türk dizilerini ve filmlerini izliyor." dedi.

Türkiye'ye gelen turist sayısı 2002 yılında 13 milyon iken bu rakamı 52 milyona, turizm gelirlerini de 35 milyar dolara kadar çıkardıklarını dile getiren Erdoğan, "Salgın sebebiyle geçtiğimiz yılı 16 milyon turist ve 12,4 milyar dolar turizm geliriyle kapatmış olsak da inşallah önümüzdeki dönemde 75 milyon turist hedefimize doğru ilerlemeyi sürdüreceğiz." değerlendirmesinde bulundu

Ek kaynaklar • AA