Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Atatürk Orman Çiftliği'nde yapılaşma için alınan ilke kararına tepki: Kelime oyunu

Atatürk Orman Çiftliği'nin eski bir görüntüsü
Atatürk Orman Çiftliği'nin eski bir görüntüsü   -   ©  Arşiv
Metin boyutu Aa Aa

Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisinde kamu hizmet binaları yapılmasına müsaade etmeyen yargı kararının etrafından dolanmak için Kültür ve Turizm Bakanlığı “kamu hizmet yapıları” yerine “resmi kurum yapıları” ifadesini kullanarak resmi gazetede yeni bir ilke karar yayınlattı.

Danıştay 6. Dairesi’nin, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın yapımının da hukuksuz olduğunu dair hali hazırda iki ayrı kararı bulunuyor. Buna rağmen, AOÇ arazisinde yeni yapılaşmanın önünü açacak olan bu yeni ilke kararı ile tıpkı 2014'te Saray için alınan ilke kararı ile olduğu gibi yeni hizmet binaları yasallaşmış sayılacak.

30 Mart 2021 tarihli Resmi Gazete’de yer alan bu kararla 271 sayılı ilke kararı iptal edildi ve yerine 1700 sayılı karar getirildi.

Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) avukatları harekete geçerek konuyu yeniden Danıştay’a taşıdılar. Verilen dava dilekçesinde, “Kültür ve Turizm Bakanlığı açık kanun hükmüne rağmen kanuna karşı hile yoluna başvurmuş ve kararda belirtilen ibareleri kelime değişiklikleri ile aynen korumuştur. Amaç kanuna karşı hile yoluyla Danıştay 6. Dairesi’nin kararlarını uygulamaktan kaçınmaktadır. En önemli amaç; yukarıda belirtilen Danıştay kararlarına göre kaçak olduğu bir kez daha tescillenmiş olan ve acilen boşaltmaları gereken Kaçak Sarayı korumak. Mustafa Kemal’in mirası olan ve halkımıza bağışladığı Atatürk Orman Çiftliği’ni talana devam etmek” denildi.

HKP Genel Sekreter Yardımcısı Avukat Sait Kıran ise şunları söyledi: “Biliyoruz ki, AKP’giller yasa ve hukuk tanımazlıkta ısrar edecekler. Çünkü bunlar çıkar amaçlı organize bir suç örgütüdür. Alelade bir siyasi parti değildir. Tek bildikleri var; vurgun, talan, yolsuzluk, kanunsuzluk, halka ve ülkeye düşmanlık."

Son resmi gazete kararına da dava açıldı

AOÇ'nin korunması hakkında ilk bireysel davayı kazanmış olan fakat aldırdığı karar bakanlık tarafından bypas edilmek istenen Avukat Figen Çalıkuşu da euronews Türkçe'ye konuşarak süreci ve gelinen durumu şöyle izah etti:

"İlk 2014'te açtım davayı. 2015'te yürütmeyi durdurma kararı verildi. Ama tabi bu karar dikkate alınmadı. Külliye inşaatı durmadı. Bu olayı tekrar üst derece mahkemeye taşıdım. Bu en etkili ve en yetkili üst merci. Ve iptal kararı verildi. Burası tarihi SİT alanı olduğu için burada inşaat için bir dayanak bulamıyorlar. Kültür Bakanlığı'nın ilke kararının da kanuna uygun olması lazım. Ama ufak tefek eklemelerle inşaat izni almışlar. Danıştay bu eklemeleri de iptal etti. Bu böyle iken 30 Mart'ta baktım bir karar çıkmış resmi gazetede, bu defa iptal edilen ilke kararı yerine yeni ilke kararı açıklamışlar. Danıştay'ın kararının gereğini yapmak yerine yeni çıkış alanı arıyorlar. Büyük bir telaşla külliyeye yasal kılıf bulma içerisindeler. Ne yaparlarsa yapsınlar sonuç vermeyecek. Ben son resmi gazetede yayımlanan karara karşı da davamı açtım. Elbette Danıştay yine kararını verecektir ama aksi yönde karar vereceğini düşünmüyorum."

"Yargı kararları deforme edilmemeli"

Gelişmelere ilişkin Euronews Türkçe'ye konuşan bir diğer isim de Türkiye Mimarlar Odası Başkanı Deniz İncedayı oldu. "Yargı kararları deforme edilmemeli" diyen İncedayı şöyle konuştu:

"Biz Mimarlar Odası olarak davamızı tekrar açacağız tabi ki. Ortada hukuki kararlar varken bunun başka bir görünürlükle başka bir şekilde tekrar gündeme getirilmiş olması doğru değil tabi. O Danıştay kararı hepimizi mutlu etmişti ancak şimdi bu içinde ne kadar uzmanın yer aldığı, o tür uzman görüşlerinin ne kadar geçerli olduğunu bilmediğimiz daha çok bürokratlardan oluşmuş yüksek kurul kararı maalesef yanlış olmuştur. İstisnalar oluşturarak bir takım şeyleri kabul ettirmek veya süreçleri devre dışı bırakmak bunlar kanunu delmek oluyor."

"Hukukun üstünlüğünün devam ettiğini düşünmek zorundayız"

Bakanlık kurulunda kendi sözcülerinin bulunmadığını, meslek odalarının görüşlerinin alınmadığını belirten İncedayı, meselelere bilimsel açıdan yaklaşılmadığına dikkat çekerek "Korunması gereken tarihi doğal SİT'lerde kriterler ne olmalı, uygulama nasıl olmalı biz bunu hep bilimsel standartlar çerçevesinde ilkeler üzerinden savunuyoruz. Kamu yararını gözeterek girişimlerde bulunuyoruz. Siyasi bir pozisyonumuz yok" dedi ve 'Hukukun üstünlüğünün devam ettiğini düşünüyor musunuz?' sorusuna şöyle yanıt verdi:

"Biz bunun devam ettiğini düşünmek zorundayız, buna inanmak zorundayız başka bir aracımız yok. İnandığımız yol çağdaş hukukun yolu. 'Gücü yeten gelsin durdursun' benzeri yaklaşımlar çok doğru değil ve bizim öyle bir meselemiz de yok. Bizim hiçbir zaman bir inatlaşma içine girmek gibi bir derdimiz olmadı. Muhalefet olmak, yapılacak bir işe taş koymak gibi bir tavrımız asla yok. Meslek odası olarak bu olamaz da zaten. Sadece ilkeler doğrultusunda hareket ediyoruz."

"Mansur Yavaş'la da sürece ilişkin gerekli bilgileri paylaşabiliriz"

Danıştay'ın iptalleri ile AOÇ'deki yapıların 'kaçak' statüsüne geçtiğini ve hala da o statüde olduğunu hatırlatan İncedayı, Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile de konuya ilişkin detaylı bilgileri paylaşabileceklerini ifade eden İncedayı, Cumhurbaşkanlığı'na şu mesajı iletti:

"Biz kurumlar arası işbirliğinden yanayız. Bilimsel açıdan tutarlı, çağdaş ve dünyaya örnek olabilecek süreçleri gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz. Siyasi yöneticilerimizin desteği bizler için çok önemli. Bu nedenle diyaloğa çok önem veriyoruz. Yargı kararlarının deforme edilmemesi lazım. Böyle çözümler üretilmesi (kelime değişiklikleri yaparak) doğru değil çünkü işin özüne aykırı. Biz işbirliğine her zaman açığız."

Ne olmuştu?

Danıştay 6. Dairesi verdiği karar ile AOÇ arazisinde kamu binası yapılmasına olanak sağlayan ilke kararında “koruma amaçlı imar planları onaylanmadan” ibaresini kanuna aykırı bularak iptal etmişti.

Bu ifade, AOÇ’deki tarım arazileri üzerindeki kamu yapılaşmalarının koruma amaçlı imar planı onaylanmadan yapılabilmesine olanak sağlıyordu. İptal kararı, bu yönüyle, SİT alanları içerisinde yer alan ve tarım yapılan bütün alanlar için de koruma sağlayabilecekti.

Daha önce de “SİT alanlarında kamu hizmet binaları yapılabilmesine” olanak sağlayan ifade iptaline karar verilmişti. Bu şekilde Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın hukuksuz biçimde yapıldığı tescil edilmişti.

Karar, bu yönüyle, tarım yapılan diğer SİT alanlarında kamu binalarının yapılmasının da önüne geçecek ve bu alanları koruyacaktı. Ancak resmi gazetede yayınlanan karar ile bu kararlar etkisiz sayılmış oldu.