Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Taş ocaklarının insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkileri neler?

taş ocağı
taş ocağı   -   ©  Mahmut Serdar Alakuş/Anadolu Ajansı
Metin boyutu Aa Aa

Rize İkizdere'de inşaat faaliyeti süren taş ocağı başta bölge halkı olmak üzere özellikle çevrecilerin tepkisiyle karşılaştı. Köylüler ağaçların kesilmesine ve derelerinin çamur akmasına tepki gösterdi. Peki taş ocağı bölgede yaşayanlar için ne gibi sağlık riskleri barındırıyor?

Taş ocağı nedir?

Taş ocağı, inşaat veya diğer kullanımlar için malzeme üretmek amacıyla zeminden kaya, kum, çakıl veya diğer minerallerin kaldırılma işlemidir. Yani, bir taş ocağı, yeryüzünden minerallerin çıkarılması için yapılan işlemdir. Taş ocakları, dünya üzerinde başka isimlerle de bilinir: ‘yüzey madeni’, ‘maden ocağı’, ‘açık ocak’ veya ‘açık ocak madeni’ olarak isimlendirilir. ‘Taşocakçılığı’ terimi genellikle ‘mavi kaya’ veya ‘mavi metal’ olarak adlandırılan agregalar (betonun hammaddelerini oluşturan kum ve çakıl karışımıdır) oluşturmak için doğal taşın çıkarıldığı yerlerle ilişkilendirilir. Aşağıdaki tipteki taşların çıkarılması için kullanılırlar:

  • Volkanik kayalar
  • Kaolin
  • Mıcır
  • Granit
  • Kireç taşı
  • Mermer
  • Kum taşı

Taş ocağı işletmeciliği; hem içinde bulunduğumuz sistemde mecburiyetimiz olan konut, yol gibi yapılaşmaya; hem de işletmecinin çok işçiyi çalıştırıp çok para kazanması üzerine kurulu bir sistemde önemli rol oynamaktadır.

Taş ocakları, insan sağlığı ve çevre üzerinde hangi zararlara yol açar?

Taş ocaklarında yapılan çalışmaların ilki patlatmalardır. Patlatmalar doğal dengeyi, su yollarını ve çatlak-mağara sistemini bozar. Taş ocağı için yapılan patlatmalar sonucunda topraktaki su buharlaşır. Patlama sonucunda iç yapıya erişen yağış suları, kalsiyum karbonatı(CaCO3) eritir. Bu erime sonucunda çevredeki suyun derinlere ilerlemesine yol açar. Su kaynaklarını kullanan çiftçiler ve yakındaki tesisler zarar görür. Aynı zamanda taş ocağındaki patlatmalarda yakın çevredeki evlerin duvarlarının çatladığı görülmüştür.

Taş ocaklarından çıkan toz, bitki yapraklarını kaplayarak solunumu ve fotosentezi engeller. Çiçeklenme döneminde döllenmeyi önler ve meyve oluşumunu azaltır.

Taş ocağı ve kullanılan araçların çıkardığı gürültü orada çalışanlar için sağırlık yaratabilecek ölçülerdedir.

Taş ocağı kapatıldıktan sonra arkada kalan çukur yeraltı sularının akışını engellediği için zarar vermektedir. Çukur ağaçlandırılamadığı için çöp vb. atık maddelerin doldurulduğu bir çukura dönüşmektedir. Bu çukurdaki kirletici atıklar yeraltı sularına sızarak, içme sularını kirletmektedirler.

Uluslararası Çevre Araştırmaları ve Halk Sağlığı Dergisi’nde yer alan araştırmaya göre taş ocakları yakınında yaşayanların %98’i evlerinde toza maruz kaldıklarını, %85’i arazinin tahrip olduğunu, %97’si bitki yapraklarının tozla kaplı olduğunu, %92’si mahsul yetiştiremediğini belirtiyor.

Aynı zamanda taş ocakları yakınında yaşayan kişilerde sağlık sorunları da dikkat çekiyor.

Toza maruz kalan kişiler arasından %22 oranında yüksek göz ve burun alerjisi, %17’sinde göğüste sıkışma, %9 unda kronik öksürük sorunları görüldü.

Bu nedenlerden dolayı uzmanlar, taş ocağı işletmeleri ormanlar ve su üretim yerleri dışında, yerleşim alanlarına uzak ve ağaçlandırılamayacak olan kayalık arazilerdi açılması gerektiğini vurguluyor.