Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Meral Akşener: Netanyahu, bir anlamda Erdoğan'ın İsrail versiyonu

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener   -   ©  Mustafa Murat Kaynak/Anadolu Ajansı
Metin boyutu Aa Aa

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Orta gelir tuzağının üstünden atlayıp zengin olacaktık, fakirlik kapanına düştük." dedi.

TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Akşener, hükümeti ekonomi, pandemi ile mücadele, İsrail, Çin ve Doğu Türkistan politikaları nedeniyle sert sözlerle eleştirdi.

"Ak Parti’nin milletinden kopuk, 'ben yaptım oldu' zihniyeti yüzünden milletimiz zor günler geçiriyor." diyen Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın halktan helallik istemesine de tepki gösterdi.

Akşener şöyle konuştu:

"Bu öyle bir zihniyet ki; yaprak döken memleketi bahar bahçe zannedecek kadar şuursuz. Evine ekmek götüremediği için canına kıyan insanlarımızı görmeyip onun hakkını yağmacılara tıkır tıkır ödeyecek kadar vicdansız. Bunca haramın ortasında, bir de utanmadan milletinden helallik isteyecek kadar yüzsüz. Sayın Erdoğan, yeter artık. Milletimizin yakasından bir düşün artık. Çileyi, yokluğu ve yoksulluğu reva gördüğün bu milletten hangi yüzle çıkıp da helallik istiyorsun? Ayıptır, günahtır."

"Bak ben sana doğru adresleri söyleyeyim mesela git milletimizin alın teriyle kasalarını doldurduğunuz, o beş müteahhitten helallik iste. Mesela git arpalığa çevirdiğin yönetim kurullarına atadığın, gelin, damat ve kayınçolardan helallik iste. Mesela git sarayda beslediğin 5 maaşlı danışmanlardan yandaşlardan, trollerden ve malum vakıflardan helallik iste." diyen Akşener, Sözlerini şöyle sürdürdü:

"Daha dün, 'işyerleri kapanıyor diyenler yalan söylüyor' diyordun. Bugün utanmadan, onlardan helallik istiyorsun. Dün, eve ekmek götüremiyoruz diyen esnafa, 'abartıyor' diyordun. Bugün utanmadan onlardan helallik istiyorsun. Dün feryat eden çiftçiye 'terörist' diyordun. Bugün utanmadan onlardan helallik istiyorsun. Alamazsın Sayın Erdoğan. Ekmeği haram ettiğin işçiden helallik alamazsın. Hayalleri haram ettiğin gençten helallik alamazsın. Tok yatmayı haram ettiğin garibandan helallik alamazsın. Siftahı haram ettiğin esnaftan helallik alamazsın. Hasadı haram ettiğin çiftçiden helallik alamazsın. Yazmayı haram ettiğin gazeteciden helallik alamazsın. Düşünmeyi haram ettiğin akademisyenden helallik alamazsın. Kadroyu haram ettiğin öğretmenden helallik alamazsın. Emekliliği haram ettiğin EYT’lilerden helallik alamazsın. Takdiri haram ettiğin sağlıkçılardan helallik alamazsın. Huzuru haram ettiğin kadınlardan helallik alamazsın. Aşıyı haram ettiğin milyonlardan helallik alamazsın. Günahına girdiğin nice masumdan helallik alamazsın. Bir damla huzuru iki dirhem tebessümü haram ettiğin milletimizden helallik alamazsın. Kaz Dağları’ndan, İkizdere’den, Harran’dan, Hasankeyf’ten, Kuzey Ormanları’ndan, Salda Gölü’nden, Soma’dan helallik alamazsın. Türkiye’nin Cennet köşelerinde yapılan haram işlerden helallik alamazsın. Böyle yüzsüzlük, böyle utanmazlık, böyle terbiyesizlik olmaz. Sen haram içinde sefa sürerken, dar günde tek başına bıraktığın milletimizden şimdi çıkıp helallik alamazsın Sayın Erdoğan."

"Sokaktaki her 100 kişiden 13’ü mutlak yoksulluk içinde"

Dünya Bankası verilerine göre, son 2 yılda Türkiye'deki mutlak yoksul sayısının 3,2 milyon kişi artarak 10,1 milyon kişiye yükseldiğini dile getiren İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yalnızca son 2 yılda Ankara, Bursa ve İzmir’in toplam nüfusu kadar insanımız yoksulluğun pençesine düşmüş. Sokaktan geçen her 100 kişiden 13’ü, mutlak yoksulluk içinde. Bir yanda dükkanlar kapalı, bir yanda gençler işsiz. Memurun, işçinin, emeklinin aldığı para yetmiyor. Türk milleti olarak yoksullaştık. Orta gelir tuzağının üzerinden atlayıp zengin olacaktık, fakirlik kapanına düştük. Partili Cumhubaşkanlığı Sistemi’ne geçince, zincirlerimizi kırıp zengin olacaktık. Evi, arabayı, telefonu geçtim markette sepeti, pazarda fileyi doldurmak bile hiç bu kadar zor olmamıştı. İşte size Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının yoksullukla verdiği büyük mücadele. Ak Parti eliyle, fakirlik kapanına mahkum edilen Türkiye."

"Netanyahu, bir anlamda Erdoğan'ın İsrail versiyonu"

İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonlarını kınayan ve tepki gösteren İYİ Parti lideri Akşener, "Gözümüzün önünde bir insanlık dramı yaşanıyor. Siviller, kadınlar ve çocuklar insafsızca katlediliyor." dedi.

Netanyahu'nun hükümet kuramadığı için ülkeyi ateşe attığını dile getiren Akşener, "Mart ayında İsrail’de seçimler yapıldı ve oluşan tablo, İsrail’in en uzun süreli başbakanı Netenyahu'nun, yeni bir hükümet kurmasına imkan vermedi. İsrail Cumhurbaşkanı da hükümeti kurma görevini, Yeş Atid partisine verdi. Birden bire, İsrailli Arap partileri kritik bir öneme sahip oluverdiler. Çünkü hükümet ortağı olma, yeni iktidarı belirleme ihtimalleri doğdu. Bu gelişmeler üzerine bir anlamda Sayın Erdoğan’ın İsrail versiyonu olan, Benyamin Netenyahu, siyasi rakiplerini baltalamak ve bu şekilde koltuğunu koruyabilmek için gözünü kırpmadan, sivillerin ve çocukların hayatlarına kast etmekten geri durmadı. Önce Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra kışkırtmaları yaşandı. Ardından Gazze’ye operasyon başladı. İsrailli Arap partileri de yaşananlara tepki olarak koalisyon görüşmelerinden çekildi. Kim kazandı? Savaş tüccarları, koltuk meraklıları, değişim istemeyen statükocular kazandı. Kim kaybetti? İsrail’de yaşayan Araplar kaybetti. Gazze’deki siviller, kadınlar ve çocuklar kaybetti. İsrail demokrasisi kaybetti." dedi.

"Kürecik Üssü kapatıldı mı? Hayır"

Gazze'de yaşananlara karşı Ankara'nın herhangi bir şey yapmadığını ifade eden Akşener, hükümeti hamaset yapmakla suçladı:

"Bu insanlık ayıbı karşısında maalesef ülkemizi yönetenlerden İsrail’i caydıracak, Filistinlilerin hayatını iyileştirecek somut tek bir adım göremedik. Mesela, İsrail ile aramızda, 6 milyar doları aşan ticari ilişkiler var. Peki bu ilişkiler askıya alındı mı? Alınmadı. Mesela, Kürecik Radar Üssü var değil mi? İran’dan İsrail’e yapılacak bir saldırıyı haber vermesi planlanıyor. Peki bu üs kapatıldı mı? Hayır. Bunların hiçbiri yok. Peki ne var? Bol miktarda hamaset var. Kürsüden tarih tiratları var."

"Filistin için çok şey yapıyormuş gibi görünme çabanızı artık kimse yemiyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, İsrail gibi Doğu Türkistan meselesinden ötürü Çin'e karşı da sesini yükseltmeye çağıran Akşener, eleştirilerini şu şekilde sürdürdü:

"Dün kürsüden insanlık nutukları atan Sayın Erdoğan; Çin mezalimine karşı Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz için ağzını bile açamamıştı. Sayın Erdoğan kürsüden sallamayı liderlik sananların devri artık bitiyor. Milletimiz televizyonlarda estirilen hamaset rüzgarlarına artık inanmıyor. Samimiyetsiz ağlak tavırlarınızla, Filistin için çok şey yapıyormuş gibi görünme çabanızı artık kimse yemiyor. Devlet insanlığı, kürsü şovlarıyla değil, akıllı bir diplomasiyle olur. Liderlik, hamasetle değil, icraatla, samimiyetle, tutarlılıkla, ciddiyetle olur. Boş konuşmayı bırakıp gerekeni yapacaksın. Tabi bunu yaparken de, korkmayacak dik duracaksın. İsrail’e yaptığın gideri Çin’e de yapabileceksin. Türk Devleti’nin Cumhurbaşkanı’na yakışan budur."

"Tam kapanma ama 20 milyon insan muaf"

"Bu zihniyetin sonuçlarını iktidarın, ekonomiden pandemiye kadar, memleketin önemli meselelerinde sergilediği, destansı beceriksizlikte, tüm gerçekliğiyle hep beraber yaşıyoruz." değerlendirmesinde bulunan Meral Akşener, "Pandeminin başından bu yana bilim insanları uyardı, vatandaş uyardı, biz uyardık, dinlemediler. Üç haftalık tam kapanmanın, zorunlu olduğunu, bir türlü kabul etmek istemediler. Nihayetinde, lebalep kongreler bitip, vaka sayıları ve ölümler zirve yapınca, Ramazan ayında adını tam kapanma koydukları, tuhaf bir uygulamaya gittiler. Adı tam kapanma ama 20 milyona yakın insanımız muaf. Peki sonuç? Sonuç ortada. 5 binin altına inecek denen vaka sayısı, 10 binin üzerinde." dedi.

Ak Parti'nin milletin yanında duramadığını ifade eden Akşener, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Ak Parti balonu artık patlamıştır. Milletin, 19 yıldır sırtında taşıdığı bu iktidar, 14 ay milletinin yanında duramamıştır. Oysa Türkiye’nin, zor günde vatandaşının yanında olacak gücü de, zenginliği de kaynağı da var. Mesele bu zenginliği, bu imkanları, bu kaynakları, kimin için kullandığınız meselesi. Yani mesele, bir kaynak meselesi değil, bir tercih meselesi. Mesele, yandaşlarınızı mı tercih ediyorsunuz, yoksa milletinizi mi tercih ediyorsunuz meselesi. İktidarın tercihi çok açık. Milletimiz zorluklarla boğuşurken, insanlarımız hayatta kalma mücadelesi verirken, bu ülkede çaresiz kalan babalar intihar ederken, iktidardakiler, yüzsüzce gökyüzüne bakıp ıslık çalıyorlar. Her zaman olduğu gibi milletimizi değil eşi, dostu, yandaşı tercih ediyorlar. İşte size, en çarpıcı haliyle Ak Parti zihniyeti."