Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Suriyeli kadınlar Avrupa ülkelerine ulaşmaya çalışırken cinsel istismara maruz kalıyor | Rapor

Suriye'nin İdlib kentinde, yoğun bombardıman sonucu harabeye dönen bir mahalleden geçen kadınlar (arşiv)
Suriye'nin İdlib kentinde, yoğun bombardıman sonucu harabeye dönen bir mahalleden geçen kadınlar (arşiv)   -   ©  AP
Metin boyutu Aa Aa

Yunanistan'da yaşayan Suriyeli genç bir mülteci kadının Almanya'da yaşayan eşine ulaşması için ne yapması gerekiyor?

Kendisi gibi mültecilerin kaçmayı başardıkları ilk ülkede kalmaları gerekiyor. Daha sonra başka bir ülkeye geçmeleri oldukça zor bir süreç.

Suriyeli kadın Al Araby, Al Jadeed'e verdiği mülakatta, 800 dolara sahte bir seyahat belgesi ve koronavirüs geçirmediğine dair başka bir sahte belge satın aldığını anlattı.

Kendisini sınırdan kaçak yollardan geçiren kişi, 5 ile 7 bin euro arası para istemiş ancak kendisi ile birlikte olması halinde 3 bin 500 euro indirim yapmayı teklif etmiş. Bu teklifi reddetmiş. Bu defa Iraklı başka bir insan kaçakçısı benzer bir teklifle gelmiş.

İsveç'e ulaşması karşılığında 7 bin euro ücret ödemesi talep edilen bir başka genç kadından da kendisini kaçıracak kişiyle bir çift gibi olması istenmiş. Sınır polislerinin şüphelenmemesi ve karı-koca olduklarını ispatlamaları için de cinsel ilişki sırasında çekilmiş bir fotoğraflarının olması gerektiği söylenmiş.

Türkiye üzerinden Yunanistan'a kaçan 40 yaşındaki Suriyeli bir kadınsa kaçakçı ile cinsel birliktelik yaşamak zorunda kalmış.

Suriyeli ve Avrupalı insan hakları örgütlerinin hazırladığı raporlar, Avrupa'ya sığınmaya çalışan yüzlerce, belki de binlerce kadının savaş nedeniyle yerle bir olan Suriye'den kaçmaya çalışırken cinsel istismara maruz kaldığına dair bir tablo sunuyor.

Rapora göre kadınların birçoğu uzun süredir maruz kaldıkları taciz ve tecavüzleri dile getiremedi.

Kimisi utançtan kimisi aile üyelerinin tacize uğramasından kimisi de yasa dışı yollardan girdikleri, şu anda bulundukları Avrupa ülkelerinden geri gönderilme riski nedeniyle korktukları için polise şikayet edemediler ve konuşamadılar.

Mültecilerle ilgili çalışmalar yürüten bir insan hakları örgütünde aktivist olarak faaliyet gösteren bir kişi, "Herkes yaşanan insanlık dışı durumun farkında. Kötü ile en kötü arasında seçim yapmalısınız; Ya cinsel istismarı reddederek bulunduğunuz ülkede kapana kısılmak. Ya da bedelini bedeninizle ödeyip bu şekilde eşinizin veya ailenizin yaşadığı ülkeye ulaşmak için seyahat belgeleri alabileceğinizi ummak." sözleriyle Suriyeli kadınların çaresizliğini anlatıyor.

İnsan ticaretine benzer bir hale dönüşen mülteci kaçakçılığı yeni bir durum değil.

Suriyeli birçok kadın mülteci, Suriye'nin yanı sıra Avrupa'da hayat kadını olarak çalışmaya zorlandı.

Bazı anneler, aile üyelerinin Avrupa'ya gitmesini sağlamak ya da Ürdün, Lübnan ve Suriye'deki mülteci kamplarında barınmak ve hayatta kalabilmek için küçük çocuklarını pazarlamak zorunda kaldı.

Raporlara göre bazı durumlarda bu kadınlar sınır kontrol noktalarında polis ve askerlerin istismarının kurbanı oluyorlar. "En iyi ihtimalle" sadece vücut aramalarına tabi tutuluyorlar. Dile getirilemeyen daha ağır durumlarda ise ya tecavüze uğruyor veya fiziksel istismara maruz kalıyorlar.

Haaretz'te yer alan bir habere göre, bir mülakatta, kimliği açıklanmayan Suriyeli eski bir kadın mahkum, gardiyanların kendisini başka bir kadın mahkumun cezaevinde toplu tecavüze uğradığı bir odaya getirerek o anı izlettiğini anlattı. Kadın mahkum, gardiyanların, firari kocasıyla ilgili bilgi vermediği takdirde kendi kaderinin de bu şekilde olacağı konusunda onu uyardıklarını aktardı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle mart ayında hükümet yetkililerinin kadınlara cinsel tacizde bulunduğu binlerce vakayı detaylandıran bir rapor yayınlamıştı. Raporda, Şam yönetiminin 2011 ile 2021 yılları arasında tahminen 11 bin 500 kadına yönelik cinsel işkenceden sorumlu olduğu yer almıştı. Belge eksikliği nedeniyle kesin rakamlara ulaşmak imkansız ve gerçek rakamların da STK'nın tahmininin çok üstünde olduğu belirtiliyor.

Siyasi amaçlarla yapılan tecavüzler, masum insanların ödemek zorunda kaldığı bir başka savaş faturası olarak görülüyor. Sivil kayıpların yanı sıra yaşanan tecavüzler, ne mağdurların ne de yabancı hükümetlerin herhangi bir şey yapabildiği bir durum.

Hükümet veya emrindeki milisler tarafından yapılan tecavüzler, dünya medyasında fazla yer almadı. Savaş muhabirleri ağırlıklı olarak sivil kayıpları, katliamları ve tahrip edilen evleri haberleştirdi. Zira bunların boyutu ölçülebilir ve ekonomik maliyetleri tahmin edilebilir.

Ancak uzmanlara göre tecavüz, sonucu ölçülemeyen bir silahtır. Bıraktığı hasarın parasal karşılığı yok ve kurbanları da her halükarda toplumun en zayıf bileşeni olan kadınlardır.