Sednaya sakinleri, kentlerinin yakındaki bir askerî hapishaneyle ilişkilendirilmesini reddederek, bu nitelendirmenin kentin mucizelerle anılan ve kutsal bir mabede ev sahipliği yapan kimliğine zarar verdiğini ve barış içinde birlikte yaşama dayalı gerçek tarihini gölgelediğini belirtiyor.
Sednaya kentinin sakinleri, şehirlerine giden yol üzerindeki kötü şöhretli askerî hapishanenin “Sednaya Hapishanesi” olarak anılmasına tepki göstererek, medya ve resmî kurumlardan bu kullanımın durdurulmasını talep ediyor. Şehir sakinleri, bu adlandırmanın coğrafi olarak yanlış olduğunu ve kadim bir kutsal mekânın itibarını zedelediğini savunuyor.
Söz konusu tesisin aslında Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı “Birinci Askerî Hapishane” olduğu ve Şam’ın yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde, Sednaya yolu üzerinde ancak kentin idari sınırları dışında bulunduğu belirtiliyor.
Hafız Esad döneminde inşa edilen ve oğlu Beşşar Esad zamanında genişletilen hapishane, en yoğun döneminde 10 bin ila 20 bin tutukluyu barındırdı ve sistematik işkence ile kötü muamele iddialarıyla uluslararası alanda tanındı
Aralık 2024’te Esad yönetiminin devrilmesinin ardından muhalif güçlerin tesise girmesiyle birlikte, uluslararası medyada yaygın biçimde “Sednaya Hapishanesi” ifadesi kullanıldı. Ancak kent sakinleri, bu tanımlamayı o tarihten bu yana düzeltmeye çalıştıklarını belirtiyor.
Kentte mahalle muhtarı olan Bassam Habib Andraos, bazı medya kuruluşlarının “hapishane” ifadesini çıkararak sadece “Sednaya” dediğini ve bunun “şehrin kendisi hapishaneymiş gibi yanlış bir algı yarattığını” söyledi.
Benzer şekilde bölge sakini Mahmud Pasmana da söz konusu tesisin Sednaya’nın idari sınırları içinde yer almadığını vurgulayarak, bu şekilde anılmasının “haksızlık” olduğunu dile getirdi.
Deniz seviyesinden bin 400 metreden fazla yükseklikte Kalamun Dağları’nda yer alan Sednaya, 7'inci yüzyılın başında kurulan ve birçok Hristiyan tarafından Kudüs’ten sonra en önemli ikinci hac merkezi kabul edilen Sednaya Meryem Ana Manastırı’na ev sahipliği yapıyor.
Kent, Hristiyan ve Müslüman nüfusun birlikte yaşadığı ve bölgesel olarak dini ve kültürel birlikte yaşam geleneğiyle biliniyor.
Yerel sakinlerden Jamil Daher, “Sednaya’nın uzun bir tarihi var. Burada mezhep ayrımı yok — hepimiz aynı yerdeniz ve bu durum atalarımızdan beri köklü bir şekilde var. Birbirimize sahip çıkıyoruz,” dedi.
Daher, kentin geleneksel olarak üzüm bağları ve badem üretimi gibi küçük ölçekli tarıma dayandığını, aynı zamanda eğitimli insan sayısının da yüksek olduğunu belirtti.
Ancak şu anda halkın hızla artan fiyatlarla mücadele ettiğini, elektrik faturalarının kamu sektöründe ortalama 100 dolar olan aylık gelire kıyasla yüzde 600’e varan oranlarda yükseldiğini ve bunun “makul olmadığını” ifade etti.
Daher’e göre hapishanenin adıyla ilgili tartışma, zaten zor olan yaşam koşullarını daha da ağırlaştırıyor.
“Sednaya, tek bir mesele yüzünden haksızlığa uğradı. O da hapishane. Medya, bu hapishanenin Sednaya topraklarında olmadığını ve onunla hiçbir bağlantısı bulunmadığını açıkça belirtmeli,” dedi.
“Sednaya’nın derin bir tarihi ve bu yerle ilgisi olmayan bir medeniyeti var. Ünü nedeniyle çevredeki her şey onun adıyla anılıyor, ancak bu hapishane bizden uzakta ve haksız yere bizimle ilişkilendiriliyor. Bu, kelimenin tam anlamıyla bir korku hapishanesidir,” ifadelerini kullandı.
Mucizelerin kenti
Sednaya Belediye Meclisi Başkanı George Murad ise kentteki kiliseler, cami ve manastıra bağlı okulların, çevre köylerden yerinden edilenler de dahil olmak üzere tüm inanç gruplarına hizmet verdiğini söyledi.
Murad, yerel ekonominin temel dayanaklarından biri olan dini turizmin savaşın başlamasından bu yana ciddi şekilde gerilediğini, ancak gelecekte yeniden canlanmasını umut ettiklerini belirtti.
Sednaya’daki Meryem’in Göğe Kabulü Kilisesi cemaat konseyi başkanı Samaan Maamar da inananların, Vaftizci Yahya’ya atfedilen mucizevi bir ikonayı görmek için manastırı ziyaret etmeye devam ettiğini söyledi.
“Sednaya yalnızca Suriye’de değil, dünya genelinde biliniyor. Farklı bağlamlarda tek bir aile gibi yaşayan Hristiyanlar ve Müslümanlardan oluşuyoruz,” dedi.
Kent liderleri, konuyu Suriye’deki geçiş yönetimiyle de gündeme getirdi. Andraos, bir heyetin Şam Kırsalı Valisi Amer el-Şeyh ile hapishanenin adı ve gelecekteki kullanımı hakkında görüştüğünü aktardı.
Geçiş hükümeti, söz konusu yapının müze ya da hastaneye dönüştürülebileceği sinyalini verdi. Andraos, “En temel şart, buranın asla Sednaya olarak adlandırılmamasıdır,” dedi.