Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Batı, 'cihada' karşı verdiği savaşı kazandı mı?

Access to the comments Yorumlar
 euronews
Pakistan'ın Veziristan bölgesinde silahlı militanlar (arşiv)
Pakistan'ın Veziristan bölgesinde silahlı militanlar (arşiv)   -   ©  AP
Metin boyutu Aa Aa

Bundan 20 yıl önce dönemin ABD başkanı George W. Bush, ülkesinde gerçekleşen 11 Eylül saldırılarının ardından "teröre karşı savaş" ilan etti.

Bush, teröre karşı savaş ilan ettiğinde el Kaide lideri Usame bin Ladin, Afganistan'da bir nevi Taliban'ın 'koruması' altındaydı.

Analistler, ABD liderliğindeki Afganistan işgalinin Taliban iktidarını devirdiğini, el Kaide'nin kabiliyetlerini azalttığını, ancak şiddet içeren aşırıcılığın nedenlerini kökünden kazımakta başarılı olmadığını belirtiyor.

Gelinen noktada cihatçı grupların hem daha fazla olması hem de dünya çapında daha geniş bir alana yayılması, söz konusu başarısızlığın bir göstergesi olarak gösteriliyor.

İsveç Lund Üniversitesi'nden cihatçılık üzerine araştırmalar yapan Abdul Sayed, 2011'de Pakistan'da el Kaide liderinin ABD özel kuvvetleri tarafından öldürülmesine atıfta bulunarak, "Bin Ladin'i öldürmeyi başardılar." dedi.

Sayed, "Amaç ulus-ötesi cihatçılığa son vermekse, bu tam bir başarısızlık." diyor.

Şimdilerde cihatçı terörizm, dünya çapında farklı gruplar ve bireyler tarafından oluşturulan daha küresel bir tehdide dönüşmüş durumda.

IŞİD'in Yükselişi

ABD ve daha geniş kapsamda Batı dünyası, ilerleyen yıllarda 11 Eylül ölçeğinde bir saldırı görmemiş olsa da uzmanlar bunun "teröre karşı savaşta" başarılı olunduğunu iddia etmek için kullanılmaması gerektiği görüşünde.

İsrail'de bulunan Uluslararası Terörle Mücadele Enstitüsü'nden kıdemli araştırmacı Assaf Moghadam, teröre atıfla, "Kendisi için belirlediği hedefler ulaşılamazdı. Tehdit sürekli gelişiyor." diye konuştu.

Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi'nin (CSIS), 2018 tarihli raporuna göre, dünya genelinde aktif olarak faaliyet gösteren 67 terör örgütü bulunuyor.

Bu rakamın 1980'den bu yana en yüksek seviyeye ulaştığı tahmin ediliyor.

Bu örgütlere bağlı savaşçıların sayısı, 2001'e göre tahmini yüzde 270 artışla 100 bin ile 230 bin arasında değişiyor.

Bir dönüm noktası olarak, Irak ve Suriye'de el Kaide'ye düşman olan Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ortaya çıktı.

IŞİD'in ortaya çıkmasında ve yükselmesinde bin Ladin'in ölümünün ardından el Kaide'nin zayıflaması etkili oldu.

Mücadele için tahsis edilen geniş kaynaklar göz önüne alındığında, teröre karşı savaş felaket oldu.

2003 yılında Saddam Hüseyin'in devrilmesi ise kimilerine göre büyük hataları içeren diğer faktör.

Irak'ın işgalinin terörün canlanmasına imkan tanıdığını belirten CSIS Uluslararası Güvenlik Programı Direktörü Seth Jones, "Bu durum, IŞİD'in ortaya çıkmasına zemin hazırladı ve el Kaide'nin yeniden dirilmesine yol açtı." yorumunda bulundu.

Uzmanlar, stratejinin kafa kafaya mücadeleye (askeri yöntem) dayandığı için savaş, kaos, kötü yönetim ve yolsuzluk gibi cihatçılığın asıl üreme alanlarının yeterince dikkate alınmadığı görüşünde.

Uluslararası Radikalleşme Araştırmaları Merkezi'nden Tore Hamming, "Suriye'deki gibi çatışmalar kısa sürede binlerce militanı radikalleştirip harekete geçirebilir ve dış dünyanın bu konuda yapabileceği çok bir şey yok." diyor.

En büyük sorunun askeri olmadığının altını çizen Hamming, "İslamcı militan gruplara katılmayı önlemenin en güçlü mekanizmalarından biri insanlara daha iyi alternatifler sunmaktır. Silahlar bunu yapmaz." uyarısında bulundu.

Tehdit yayıldı

Tehdidin doğası, yapısı, cihatçı terörün Bin Ladin'in karizmatik liderliği altında esasen el Kaide anlamına geldiği 11 Eylül'den bu yana değişti. Ardından IŞİD ortaya çıktı. Bu sırada bazı örgütler IŞİD'e bazıları da el Kaide'ye biat edip bağlılık bildirdi.

Cihatçı tehdidin coğrafi yayılımı da değişti. Eskiden bu gruplar Orta Doğu ile sınırlıyken şimdi Afrika'da, Arap dünyasının çoğu ile Güney ve Güneydoğu Asya'da da yaygın hale geldi.

Cihatçı gruplar arası ilişkiler gevşek. Liderler arası ilişkiler zayıf. Yerel bazda şikayetler küresel hırsların üstünde.

Moghadam'a göre, bazı terör figürleri artık "ciddi siyasi aktörler" haline geldi.

"Terör izleme listesine alınabilecek az sayıda insandan bahsetmiyoruz." diyen Moghadam, "Tehdit yayıldı. Coğrafi olarak dağınık yerlerde şiddetli aşırılıkçılıkla karşı karşıya kalan daha fazla sayıda rejim var." diye konuştu.

Afrika'da Sahel bölgesi, Mağrip, Somali, Libya, Mozambik ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, cihatçıların yeni savaş alanı haline geldi.

Johannesburg merkezli terörle mücadele uzmanı Brenda Githing'u, "Orta Doğu'dan Afrika'ya taşındığı çok açık ve bunun önceden görüldüğünü düşünmüyorum." ifadelerini kullanıyor.

Süreci olumsuz olarak nitelendiren Githing'u, "Yeni bir savaş alanının ortaya çıkacağını tahmin etmede ve yeni cihat açısından Afrika'nın sahip olduğu potansiyeli göz önünde bulundurmada bir başarısızlık." değerlendirmesinde bulundu.

Terörle mücadelede değişen öncelikler

Zaman içerisinde Batı açısından da bazı önceliklerin sıralaması değişti.

Terör, 2001'de ABD ve müttefiklerinin bir numaralı düşmanı iken daha sonra bunun yerini İran, Rusya aldı ve hepsinden önemlisi Çin'le olan gerilim arttı.

Seth Jones, "ABD, önceliklerini deniz aşırı ülkelerdeki terörist gruplarla mücadeleden önce Çin, Ruslar ve ardından İranlılarla ilgilenmeye kaydırdı." sözleriyle Washington'ın önceliklerini sıraladı.

Jones'a göre, ABD istihbarat camiasında, bir yandan karşı istihbarat toplayıp bir yandan da el Kaide ve IŞİD'e yönelik saldırıların sürmesi bağlamında terörle mücadeleden uzaklaşmaya devam edilip edilmeyeceği konusunda büyük bir tartışma var.

Ne el Kaide ne de IŞİD, 13 Kasım 2015'te Paris'te gerçekleşen, IŞİD'in üstlendiği saldırılar gibi yakın gelecekte Batı'da saldırılar düzenleme imkanına sahip değil.

Ancak polis ve istihbarat servisleri, "yalnız kurt" olarak tanımlanan izole edilmiş militan tehlikesiyle karşı karşıya.

Tek başlarına hareket eden bu kişiler genellikle saldırı düzenledikleri ülkenin vatandaşıları, internette radikalleşiyor, herhangi bir cihatçı grup adına silahlı ya da bıçaklı saldırılar düzenliyorlar.

Gelecekteki tehdit ise her zaman Ortadoğu'dan ilham alan İslamcı radikallerden değil Batı'dan başka bir yöne bakmayan beyaz üstünlükçülerden ve aşırı sağcılardan gelebilir.

Moghadam, "Aşırı sağcılıkla mücadele, muhtemelen ABD için daha büyük bir zorluk olacak çünkü önemli destek cepleri var." diyor ve ekiyor:

"Batı'da bu fikirlere karşı belirli bir hoşgörü ve sempati var."

Ek kaynaklar • AFP