Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Sudan'da 25 Ekim askeri darbesine giden süreçte neler yaşandı?

Access to the comments Yorumlar
 Mustafa Bag
Sudan'da darbe sonrası sokağa çıkan demokrasi yanlısı eylemciler, protesto gösterisi düzenledi
Sudan'da darbe sonrası sokağa çıkan demokrasi yanlısı eylemciler, protesto gösterisi düzenledi   -   ©  AP

Sudan'da ordu yönetime el koydu. Askeri darbe, ülkeyi 30 yıl boyunca demir yumrukla yöneten Ömer el Beşir'in görevden alınmasının ardından demokrasiye geçiş çabalarına tehdit olarak yorumlandı. Söz konusu adım, askeri ve sivil makamlar arasında aylar süren gerilimin ardından gelirken 40 milyon nüfuslu ülkede halk, askeri devralmaya karşı sokaklara akın etti. Askerler, sivil protestocuların üzerine ateş açtı. Gösterilerde can kayıpları yaşanırken çok sayıda yaralı hastanelere nakledildi. ABD, AB, ve BM darbeyi kınadı. Ülke genelinde elektrik ve internet bağlantısı kesildi. Askerler radyo ve televizyon merkezini basarak çok sayıda çalışanı gözaltına aldı. Göstericiler, başkent Hartum'da cadde ve sokakları bloke etti.

Peki Sudan'ı bu noktaya ne getirdi?

25 Ekim Pazartesi günü ne yaşandı?

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el Burhan, devlet televizyonunda yayımlanan açıklamasında, olağanüstü hal ilan ettiklerini, Egemenlik Konseyi ve kabinenin feshedildiğini, Sudan'daki tüm kesimleri temsil edecek bağımsız bir teknokrat hükümeti kurulacağını bildirdi. Burhan, seçimlerin yapılacağı 2023 yılına kadar ordunun iktidarda kalacağını dile getirdi. Orgeneral Burhan'ın açıklaması, ordunun geçiş hükümeti başbakanı Abdullah Hamduk ve çok sayıda siyasetçiyi gözaltına almasından sadece birkaç saat sonra geldi.

Şimdi ne olacak?

Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler darbeyi kınadı. Ancak bu kınama, Sudan ordusuna ne kadar baskı uyguladıklarına bağlı. Ülke ekonomik krizi atlatmak için uluslararası yardıma ihtiyaç duyuyor.

Diğer yandan Sudan'da yönetime el koyan generallerin Mısır'ın yanı sıra Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleriyle çok güçlü bağları var. Bu ülkeler, darbeyi eleştirmekten ziyade sükunet çağrısında bulunmayı tercih ettiler.

Orgeneral Burhan, seçimlerin zamanında yapılması konusunda ciddi olduğunu söyledi. Ancak seçimlerin normal zamanda yapılmasına bir buçuk yıl var ve siyaset üzerinde ciddi etkisi bulunan ordunun o tarihte iktidardan ayrılıp ayrılmayacağı belli değil.

Ordunun ipleri eline alıp demokrasiye geçiş sürecini baltalaması ve kendi lehine çevirmesinden korkan sivil çevrelerse, bu duruma müsaade etmemek için daha fazla protesto düzenleneceği ve sokaklardaki baskıyı arttıracağı sözünü verdi.

Peki Sudan'da daha önce 'demokratik' bir devrim olmadı mı?

Sudan Meslek Odaları Birliği, siyasi partiler ve gençlik gruplarının da aralarında olduğu demokrasi yanlısı hareket, Nisan 2019'da el Beşir'in görevden uzaklaştırılmasını sağladı.

Ancak protestocuların orduyu siyasetin tamamen dışına itememesi nedeniyle bu sadece kısmi bir zafer olarak görüldü.

1989 darbesiyle iktidara gelen Ömer el Beşir, ordunun ve İslamcıların desteğiyle ülkeyi 30 yıl boyunca demir yumrukla yönetmişti.

Aylar süren kitlesel protestolar, sonunda orduyu, el Beşir'i görevden uzaklaştırmaya ve hapsetmeye zorladı.

Beşir'in devrilmesinden hemen sonra ordu, iktidarı kendi eline geçirdi. Ancak protestocular, generallerin iktidarı sivillere devretmesini talep ederek sokaklarda kalmaya devam etti.

Baskılar kanlı bir hal aldı ve Haziran 2019'da silahlı kuvvetler, askeri karargahın dışındaki ana protesto kampına baskın düzenleyerek 100'den fazla insanı öldürdü ve onlarca kadına tecavüz etti.

Ordu sonunda uzlaşmayı kabul etti. Seçimlere kadar ülkeyi yönetecek hem askeri hem de sivillerden oluşan bir organ olan Egemenlik Konsey'i kuruldu.

Konsey, Hamduk'u geçiş hükümetinin başbakanı olarak atadı. Anlaşmaya göre, konseye önce askeri yöneticiler ardından da siviller başkanlık edecekti.

O zamandan bu yana da Egemenlik Konseyi'ne Abdulfettah el Burhan başkanlık ediyor. Yardımcılığını ise 1990'lardaki Darfur'da uyguladığı acımasız yöntemler ve 2019'daki Hartum Katliamı'nın sorumlusu olmakla suçlanan paramiliter Hızlı Destek Güçleri'nin komutanı Orgeneral Muhammed Hamdan Dagalu yürütüyor.

Kasım ayında Egemenlik Konseyi'nin başına bir sivilin geçmesi ve ülkeyi 2023 seçimlerine kadar idare etmesi gerekiyordu.

Uzlaşma, Sudan'ın dünyadaki parya (dışlanmışlık) statüsüne son verdi.

ABD, ordu liderliğindeki konseyin İsrail ile normalleşme anlaşmasına varmasının ardından Sudan'ı terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkardı.

Geçiş hükümeti, Sudan genelinde yıllardır Hartum hükümetine karşı mücadele eden isyancı grupların çoğuyla barış anlaşmasına vardı. Anlaşma, silahlı isyancıların Hartum'a dönüp orduya dahil olmalarına olanak sağladı.

Hamduk hükümeti, Beşir döneminden kalma katı İslamcı kuralların çoğunu uygulamadan kaldırarak Batılı hükümetler ve insan hakları gruplarından övgüler aldı. Zor durumdaki ekonomi ile başa çıkmak için mücadele etti.

Darbenin kıvılcımını ne ateşledi

Ordu ile sivil yönetimin destekçileri arasında aylardır artarak devam eden bir gerginlik var. Diktatorya karşıtı sivil protestoların çatı yapısı Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG), ordu liderliğindeki hükümetin sivillere devredilmesi için sık sık çağrıda bulunuyordu.

ÖDBG, Beşir karşıtı çeşitli siyasi partilerden, profesyonel hareketlerden ve isyancı gruplardan oluşuyor.

Ayrıca ÖDBG, el Beşir taraftarlarının görevden alınması, çeşitli silahlı grupların saflarına katılmak ve sivil denetime tabi tutulması için ordu ve emniyet teşkilatlarının yeniden yapılandırılmasını istiyordu.

Ordu destekçileri de eylemlerini hızlandırdı. Eylül ayından bu yana, aşiretlere mensup protestocular, Hamduk hükümetinin feshedilmesini talep ederek, Sudan'ın Kızıldeniz limanına giden ana yolu ve yakıt boru hatlarını bloke etti.

İlaveten ÖDBG'nin asker yanlısı bölünmüş bir kolu, bu ay başında Egemenlik Konseyi merkezinin dışında hükümet karşıtı protesto kapsamında oturma eylemi başlattı.

Grup, hükümet yetkililerini kötü yönetim ve gücü tekelleştirmekle suçladı. Söz konusu oluşum, ordu ve bazı siyasi partilerle barış anlaşması yapan isyancı grupları içeriyor.

Diğer yandan her iki taraftaki (ordu ve siviller) protestocular da, ağırlıklı olarak ekonomik nedenlerle sokağa çıkıyor.

Ömer el Beşir döneminde halkın sokağa çıkmasının en önemli sebeplerinden biri ekonominin kötü oluşuydu.

Ancak o zamandan beri küresel ekonomiye yeniden katılmaya çalışan ülke daha da büyük şoklarla karşı karşıya kaldı.

Zira geçici hükümet tarafından uygulanan ekonomik reformlar, ortalama vatandaş için artan enflasyon ve temel mal kıtlığı anlamına geliyordu.

Protestolardan cesaret alan Burhan, Hamduk'un geçiş hükümetinin feshedilmesi için defalarca çağrıda bulundu.

Hatta son zamanlarda daha da ileri giderek ordunun iktidarı yalnızca seçilmiş bir hükümete devredeceğini dillendirmeye başlamıştı.

Ek kaynaklar • AP